1 SORU 4 UZMAN | Aşılılara pozitif ayrımcılık olmalı mı, olmamalı mı?

1 SORU 4 UZMAN | Aşılılara pozitif ayrımcılık olmalı mı, olmamalı mı?

Son günlerde aşı olmayanlara müteveccih bazı kısıtlamaların gelebileceği, kamu kuruluşlarına, sinema, tiyatro ve konser salonu gibi aktifliklerden uzak yakalanabileceği gündemde. Peki bu tasarılama…

Aşı sırası geldiğinde hemen olanların, dört gözle sıranın kendisine gelmesini bekleyenlerin yanı gizeme aşıyı yalanlayanlar ve aşıya kararsızla bakanlar da var. Ancak cemiyetsel bağışıklığın süratle kazanılması ve tamamen basmakalıpa dönmek için süratli bir aşılama gerekiyor.

Aşılamayı süratlendirmek için şehir idareleri dolaşıcı takımlar kurmayı tasarlıyor. Öte yandan aşılama oranının yavaşlamaması için yaptırımların devreye sokulması da tartışılıyor. Aşı yaptıranı mükâfatlandırmak ismine maçlara, tiyatroya, sinemaya, konsere aşısı olanların gitmesine ait tasarılama gündemde. 

'Aşı olmayanların bazı faalliklere alınmaması’ tasarısını uzmanlara sorduk. Bazısı “aşı olanlara öncelik vermeli” derken, bazı uzmanlar “aşı olmayanların cemiyetteki bazı etkinliklerden kısıtlanabileceği vaziyetlerde hiddetleri çoğalabilir” görüşünü dile getirdi.

İşte mevzunun uzmanlarından hurriyet.com.tr’ye özel yorumlar…

‘AŞI OLMAYANLARIN HİÇBİR KAPALI ALANA ALINMAMASI GEREKLİ’

Prof. Dr. Hasan Tezer Çocuk Enfeksiyon:

Aşı olmayanlar hastalığın yayılımı açısından bir tehlike oluşturuyor. Kendilerinin hastalık geçirmesi dışında başkalarının da hayatını tehlikeye sokabilirler. Bu sebeple toplu aktifliklerde aşı olanlara öncelik vermek çok daha uygun olur. Bu vaziyet henüz tartışılıyor. Ben de arada kaldım. Hekim olarak aşı olmayanların yalnızca faalliklere değil hiçbir kapalı alana alınmaması gerektiğini düşünürken bunun cemiyetsel tesirlerinin aşıya karşı bir direnç oluşturmasından korkuyorum.

‘AŞI KARŞITLARININ TEPKİSİ ÇOĞALABİLİR’

Berk Karaoğlu Uzman Psikolog:

Son 1.5-2 yıldır yaşamış olduğumuz pandemi sürecindeki bilinmeyenlikler, öngörülememezlikler haliyle çoğu şahsın kafasında sual işaretleri oluşturmuş olabilir ki bu klasiktir. Ancak temel fizyolojik, biyolojik sıhhatimizi hedef alan bu virüsle baş edebilmek emeliyle sağlıklı bilgi kaynaklarına ve otoriteye, müesseselere güvenmek gidişatındayız.

Cemiyet bağışıklığının sağlanması ismine aşılanma oranının çoğaldırılmak istenmesi neticeyi düşünülebilecek aşıya teşvik mevzusu ve ayrımlara ise kitle psikolojisinin nasıl tepki vereceğini bütün kestiremesek de aşı karşıtlarının, aşı olmayanların cemiyetteki bazı etkinliklerden kısıtlanabileceği vaziyetlerde olumsuz yankı vermesi, hiddetlerinin, kuşkularının ve öbür negatif duygularının çoğalması beklenebilir.

‘ALINAN KARARLARIN SEBEPLERİ AYRINTILI ANLATILMALI’

Şayet bu biçimde kararlar alınacaksa müesseselerin sebeplerini cemiyete ayrıntılı bir biçimde anlatması, vaziyetin anlaşılır hale gelmesi en anlamlısı olacaktır. Zira zati pandemi sürecinde dünyadaki çoğu insanın kafa karmaşıklığının nedeni birtakım vaziyetlerin net, anlaşılır ifade edilememesi ve bu süreçlerin ne kadar daha süreceğinin öğrenilmemesi olduğunu düşünüyorum.

O açıdan bazı civarlarda aşı olan/ olmayan ayrımı yapılacaksa bile bunun ne için ve hangi hedefe erişene dek bu uygulamaların süreceğinin ifade edilmesi, cemiyet ve müesseseler arasında sağlıklı bir irtibat ağının oluşturulması anlamlı olacaktır.

‘AŞI GEREKLİLİĞİ CEMİYET İÇİNDE TEDİRGİNLİĞE NEDEN OLUR’

Dr. Öğr. Abonesi. Ahu Özmen Akalın Sosyoloji:

Aşı olup olmamak insanların özgür istemlerine vazgeçilmiş bir gidişattır. Sağlık Bakanlığı, hiçbir yurttaşa güçle aşı yaptırımı uygulanmayacağını uzun zaman evvel belirtmişti. Dünyanın da hiçbir gelişmiş ülkesinde aşı olma gerekliliği ile alakalı bir yaptırım uygulanmıyor. Fakat, pandeminin yaşamımızı etkileme şiddetine bakılınca, sıradan yaşama dönebilmek için, aşı olmaktan başka bir deva görülmüyor. İnsanların bu özgür istemlerini, cemiyetin sıhhatini gözetecek doğrultuda kullanmaları gerekir.

Naçizane, aşı yaptıranları mükâfatlandırmak ile alakalı hareketi çok anlamlı bulmuyorum. Bu karar, belki dolaysız olarak cemiyette bir ayrımcılığın oluşmasına neden olmaz ama, cemiyet içerisinde bir tedirginliğe neden olacağı kesin. Bunun da önüne geçebilmek için, kamuoyunu, başka bir deyişle cemiyeti, aşıların pozitif tarafları ile alakalı bilgilendirmek en doğru yöntem. Aşı karşıtlarının bu tavrının, sosyal medyada gezen yanlış haberler, bazı televizyon kanallarının yaptıkları gerçek değil haberler, etrafın mevzu ile alakalı bilgisizliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Zati insanların 2 aşı arasında bir tercih yapma imkânı bulunuyor.

‘CEMİYETSEL DAYANIŞMA VE BİRLİK RUHU GEREKLİ’

Bir Hayli ülkenin aşıya güç erişebildiği bir dönemde, Türkiye’de iki tip Covid 19 aşısının bulunması ve insanların bu aşıların arasından seçim yapabilmesi büyük kısmet olarak görülmeli. Haliyle gerek iktidarın, gerek bilim heyetinin, yurttaşların evhamını giderecek bilgileri daha sık paylaşmaları, cemiyette oluşabilecek aşı karşıtları/aşı taraftarları kamplaşmasının önüne geçmeleri gerekiyor. Çözüm aşı olan insanları mükâfatlandırmak ismine cümbüş alanlarına girmelerine izin vermekten ziyade, aşı olmakta kararsız edenlere aşılar ile alakalı ikna edici bilgiler vermektir. Ancak cemiyet nezdinde oluşacak bir dayanışma ve birlik ruhu ile, bu pandemiden ve pandeminin tesirlerinden kurtulmak muhtemel.

‘LÜZUMLU AŞILAMA HUKUKEN MUHTEMEL DEĞİL’

Bilal Çelik Avukat:

Anayasal haklarımız arasında tıbbi gereklilikler ve kanunda yazılı haller dışında, şahsın beden tamlığına değilemeyeceği; bilimsel ve tıbbi deneyler yapılamayacağı belirtilmiştir. Alakalı Tüzük maddesinden anlaşıldığı üzere Covid-19 salgını ile beraber aşı gerekliliği getirilebilmesi yeni çıkarılacak bir kanun ile mevzubahisi olabilecektir.

Mevcudiyette Hıfzıssıhha Kanunu yürürlükte olmakla beraber bu kanun 1930 senesinde çıkarılmıştır. Dolayısıyla Covid-19 salgını ile alakalı bu kanuna sabredilerek bir lüzumlu aşı uygulamasına karar verilebilmesi hukuken muhtemel değildir.

‘MÜESSESELER AŞILI OLMA KOŞULU KOYABİLİR’

Aşılama çalışmalarının günümüzde öneri ve rızaya dayalı biçimde yapılmaktadır. Mevcut kısıtlamalar genelge biçiminde ve çoğunlukla temelinde Hıfzıssıhha Kanunu temel alarak alana getirilmektedir. İnsanların sosyal yaşantısı içerisinde aşılanmanın kullanılabilmesi hususunu kamu ve özel alanlarda ayrı ayrı değerlendirebiliriz.

Kamu hizmetlerinden faydalanma noktasında aşılanma koşulu getirmek için yeni bir kanuni tertip etme alana getirilmelidir. Devlet uygulamaları bakımından aşı yaptıranlar ve yaptırmayanlar arasında ayrımcılığı sağlayabilecek bir tertip etme mevcut değildir.

Sinema, tiyatro veya spor organizasyonları gibi özel sektör diye nitelendirebileceğimiz müesseseler açısından değerlendirecek olursak bu müesseseler özel firma oldukları için ayrı ayrı kendi bünyelerinde böyle karar alabilirler. Başka Bir Deyişle firma şayet kendi rızası dahilinde ise kendi bünyesindeki organizasyonlara sadece aşılı bireylerin girebileceğini koşul koşabilir.