97 yıllık sırrı çözmek için Everest'e çıktı... "Yapma Mark, değmez, çok tehlikeli"

97 yıllık sırrı çözmek için Everest'e çıktı... "Yapma Mark, değmez, çok tehlikeli"

Amerika Birleşik Devletlerili şöhretli dağcı Mark Synnott, bundan birkaç sene evvel eşini ve dört çocuğunu geride vazgeçerek 18 aylık bir serüvene çıktı. Synnott dünyanın azami doruğu olan Everest'in…

Mark Synnott kendiliğindene "Çok yanaştım, çok yanaştım" diyordu. "Bunu muvaffak olabileceğime muhakkağım. Şu an pes etmek için çok fazla yol geldim. Bu gizemi kesin olarak çözeceğim."

Everest Dağı'nın Vefat Bölgesi sınan kısmında hava yoğunluğu çok az olduğundan uzun müddet yaşamda kalmak imkânsızdır. Synnott da bütün olarak bu bölgedeydi. Kendisini güvenlik ipinden ayırıp tırmanış dostlarını afallamış bir halde artta vazgeçmeye ve buzlarla kaplı kayaların arasından bir bilinmeze doğru inmeye hazırlanıyordu.

Uzun seneler süresince profesyonel olarak tırmanış sporuyla uğraşan Synnott, 1924 senesinde Everest'in doruğuna erişmek için efsanevi bir tırmanış hakikatleştiren ancak bir anda ortadan kaybolan İngiliz dağcı Andrew 'Sandy' Irvine ve tırmanış partneri George Mallory'i bulmak için yola çıkmıştı. Irvine ve Mallory bütün olarak Synnott'un bulunduğu sırttan alt inerken kaybolmuştu.

Synnott, yanlışlıkla azıcıkçık kaysa, 7000 fit alta Rongbuk Buzulu'nun üzerine düşebilirdi. Yaşamını tehlikeye attığını öğreniyordu ama yeterli teknik yeteneğe sahipti ve şayet cesaretini kaybetmezse, Everest'in en büyük gizemini çözebilecekti.

97 yıllık sırrı çözmek için Evereste çıktı... Yapma Mark, değmez, çok tehlikeli
Mallory solda ve Irvine'ın öğrenilen son resimleri

GÖRÜŞÜ BİR GECEDE DEĞİŞTİ

İki sene evveline kadar Everest'e tırmanmak Synnott'un usundan dahi geçmiyordu. Şu an 51 yaşında olan Synnott, 15 yaşından beri tırmanış sporuyla uğraşıyordu. Ancak Everest'teki fazla kalabalıkla alakalı öyküler ve en tehlikeli işlerin mahallî şerpalara yaptırılmasıyla alakalı etik münakaşalar sebebiyle bu rotadan soğumuştu.

"Gençliğimde bulgularla alakalı elime geçirdiğim tüm kitapları okudum. Ama sıradan Everest kitaplarından titizlikle kaçındım" diyen Synnott, erişkinliğinde de inatla mevzuyla ilgilenmemeyi seçim etmişti.

Ancak bu davranışı 2017 senesinin ekim ayında bir akşam, dostu Thom Pollard'ın verdiği bir konferans sırasında değişti. Bir Everest uzmanı olan Pollard, 1999 senesinde tertip edilen fotoğrafı bir Everest tırmanışında kameraman olarak vazife yapmıştı. Pollard'ın parçası olduğu takım 37 yaşındaki Mallory ile 22 yaşındaki Irvine'ın taşıdıkları ve "Yelek Cebi Kodak'ı" olarak öğrenilen bir resim aygıtını arıyordu.

TARİHİ DEĞİŞTİRECEK RESİM CİHAZI ARANIYOR

Mallory ve Irvine'ın Everest'in 8849 metrelik 29032 fit doruğuna erişip erişemedikleri bugüne kadar kesin olarak bilinemedi. Şayet eriştilerse iki İngiliz bu işi muvaffak olmuş ilk insanlar olarak tarihe geçecek. Şu an öğrenilen ilk Everest doruğu kaydı, Yeni Zelandalı Sör Edmund Hillary ile şerpa dağcı Tenzing Norgay'e ait. Hillary ve Norgay'in tırmanışının tarihi ise 1953 başka bir deyişle Mallory ve Irvine'dan bütün 29 sene sonra.

Bir başka deyişle şayet kayıp resim cihazı bulunabilirse ve içindeki film tab edilebilirse, Mallory veya Irvine'ın dorukta çekilmiş bir resminin elde olmasıyla Everest'in geçmişini değişecek.

Mallory ve Irvine'a ne oldu? İkiliyi son gören şahıs tırmanış takımından Noel Odell'di. Doruknin 800 fit altında özgüvenli bir şekilde yukarıya çıkmaya hazırlanıyorlardı. Resim cihazı, muhtemelen, daha iyi bir resimci olan Irvine'daydı. Sonra bir anda bir fırtına çıktı. Hava düzeldiğinde Irvine da Mallory de ortada yoktu.

97 yıllık sırrı çözmek için Evereste çıktı... Yapma Mark, değmez, çok tehlikeli

Mallory'nin cesedi 1999 senesinde Pollard'ın takımı tarafından bulundu. Giysilerinin bir kısmı hala üzerindeydi. 1933 senesinde Irvine'ın buz baltasının 27.760 fitte saplanmış halde bulunduğu noktanın bütün altında uyuyordu. Irvine'ın cesedi ve resim cihazı ise asla bulunamadı. Peki Irvine hala oralarda bir yerde uyuyor mu yoksa birileri cesedi düştüğü yerden alıp götürdü mü?

Ailesi, Mallory'nin cebinde eşi Ruth'un bir resmini taşıdığını ve doruğa eriştiğinde resmi oraya vazgeçmek istediğini açıklamıştı. Mallory'nin öbür tam eşyaları üzerindeydi ama resim yoktu. Acaba doruğa erişmiş ve resmi orada vazgeçmiş olabilirler miydi?

KARAR VERMESİNİ SAĞLAYAN BİR ÇİFT BOT OLDU

Pollard'ın sunumuyla ve ortaya attığı suallerle kafası karışan Synnott'un gözünün önünden Mallory'nin hali gitmiyordu. Yüzüstü uzanmış, kollar sarih, uzun parmaklarıyla tutunmaya çalışıyor gibi görünüyor, sağ ayağı hala tenden yapılma çivili botunun içinde...

Kendi ileri teknolojiyle üretilmiş yüksek irtifa dağcılık botlarıyla mukayese etildiğinde, Mallory'nin botunun ilkel noksanlığı çok şey anlatıyordu. Synnott o sırada usundan geçenleri, "Bu botla Dünya'daki azami dağa tırmanmaya çalışan rastgele birinin var olduğu görüşü beni hayrete düşürmüştü" laflarıyla özetliyor ve ilave ediyor:

"Mallory ve Irvine'ın öyküsünü zati çok iyi biliyordum ama ilerlemiş yaşımda tecrübeli bir insan olarak düşündüğümde, yaşananlar beni derinden etkiledi. Öykünün içine çekildim. Usumun içine yerleşti ve işin peşini vazgeçemedim. Irvine'ı bulma mikrobunu kapmıştım."

97 yıllık sırrı çözmek için Evereste çıktı... Yapma Mark, değmez, çok tehlikeli
'North Face'in 1953'te çekilmiş bir resmi

18 AY SÜRESİNCE HAZIRLIK YAPTI

Synnott sonraki 18 ay süresince Mallory ve Irvine'ın yolculuklarının her detayını inceledi, aylarca oksijensiz civarda yaşamda kalma alıştırmaları yaptı ve eşiyle dört çocuğunu geride vazgeçip takribî 13000 kmlik bir yolculuk yapmaya hazırlandı. Synnott, 6 şahsiyet takımı, şerpalardan oluşan 12 şahsiyet bir dayanak takımı ve kamp personeliyle beraber, "North Face" olarak öğrenilen Kuzeybatı Sırtı'ndan alt inmek için Everest'e tırmanacaktı.

Daha evvel de bir hayli şahıs bu emelle yola çıkmış ama galibiyetsiz olmuştu. Synnott ise iki avantajı olduğuna inanıyordu. Birincisi Pollard aracılığıyla tanıştığı Tom Holzel'dı. 1986'da Mallory ve Irvine'ı arayan bir takıma liderlik eden Holzel, havadan çekilmiş ve geliştirilmiş bir resmi kullanarak, 1960'ta tek başına bir tırmanış hakikatleştiren Çinli Xu Jing'in 27500 fit etrafında bir oyukta bir ceset gördüğünü iddia ettiği noktayı tespit etmişti. İşin eksantrik tarafı Xu'nun gördüğü bu şeyi 2001 senesine kadar kimseye açıklamaması ve hadisenin hiç soruşturulmamış olmasıydı.

Synnott, Holzel'ın resmindeki kırmızı halkayla işaretlenmiş noktayı göstererek, "Gerçekten burada olma olasılığı nedir?" diye sormuş, Holzel'ın cevabı ise "Burada olamaz değil" biçiminde olmuştu.

YAPIMCI RENAN ÖZTÜRK DE TAKIMDAYDI

Synnott'un ikinci avantajı ise takımın bir parçası olan kaya tırmanışçısı ve film üretimcisi Renan Öztürk'tü. Öztürk, insansız hava taşıtlarından oluşan ufak filosuyla "Holzel'ın Noktası" ve etrafındaki bölgenin fotoğraflarına sürükleyecekti. Synnott, Holzel ve Öztürk'ten, "Onlar bizim saklı silahlarımızdı" diye bahsediyor.

Elbette Synnott'un bir öbür avantajı da deneyimiydi. Dünyanın dört bir yanında 35 tırmanışa katılmış, Yosemite'de bulunan El Capitan'a 24 defa tırmanmıştı. Yeniden de Synnott için en ehemmiyetli imtihan ailesiydi. Synnott, bu mevzuda aldığı kararı da yakın zamanda yayımlanan "The Third Pole" Üçüncü Kutup adlı kitabında, "Tehlikenin çok yüksek olduğu hiçbir çizgiyi aşmayacağıma dair kendime söz vermiştim. Nihayetinde konutumda vicdandan hoşlandığım bir ailem vardı" diye anlatıyor.

   Bu gönderiyi Instagram'da gör

Mark Synnott @m_synnott'in paylaştığı bir gönderi

"YAPMA MARK, DOKUNMAZ, ÇOK RİSKLİ"

Everest'e tırmanmaya başladığı an Synnott, dağın sihrine kapıldı: "Dorukye erişme mevzusunda çok kararlıydım."

Özellikle takımın doruk günü olan 30 Mayıs 2019 tarihinde, gün doğumu çok hoştu. "Bir ömür boyu tırmandıktan sonra yaşamda yaşadığım en hoş, en iyi şeyler kafamda bir film şeridine oturdu. O sabah da onlardan biriydi" diyen Synnott, doruğa eriştiğinde donmuş parmaklarıyla bir selfie sürükleyerek eşine gönderdi. "İniyoruz. Her şey yolunda. Seni seviyorum" yazmıştı iletiye ama yolculuğun hakikat riskli kısmı olan iniş daha yeni başlıyordu.

2 saat sonra öğle saatleri etrafı elindeki GPS aygıtına bakan Synnott, Holzel Noktası'na 200 fit mesafede olduğunu gördü. Irvine'ı ve kamerasını arama zamanı gelmişti. Baş şerpa Lhakpa Tenje, iniş yolundan sapılmasına şiddetle karşı çıkıyor, bunun çok riskli olduğunu söylüyordu. Rehber ve bulgu lideri Jamie McGuinness dahi uyarmadan duramadı: "Yapma Mark, çok bitkinsin. Dokunmaz."

Ancak Öztürk bu teşebbüsün Synnott için ehemmiyetini bildiğinden devam etmesini söylüyordu.

Hepsi de gerçekten çok yorulmuştu. İrtifa sebebiyle Synnott kendini cılız seziyordu. Midesi de bulanıyordu. Son 48 saat içinde çok az yatmıştı. Son birkaç günde yediği tek şey azıcık kurutulmuş köri azıcık da kaju fıstığıydı. Ancak 27700 fitte hava yoğunlaşmaya başlamıştı ve Synnott'a bir güç gelmişti. "Yapabilirsin" dedi kendiliğindene.

Bütün ipini çözüp tek başına inmeye hazırlanırken Lhakpa "Hayır, hayır, hayır!" diye bağırdı. "Çok riskli!"

KENDİNE VERDİĞİ LAFI YUTTU

Synnott bu noktada tehlikenin çok büyük olduğu anlarda çizgiyi aşmayacağına dair kendine verdiği lafı yok saydığını kabul ediyor ve şöyle devam ediyor: "Asla geri dönmeyeceğimi öğreniyordum. Yapabileceğimden yüzde 99 emindim. Bir Hayli dağcı için bu yeterince tatmin edici bir orandır. Irvine'ın yok oluşuyla alakalı esrar çok güçlüydü."

Tek başına kalan ve ipi olmayan Synnott korkmuştu. Çantasında ailesinin buruşmuş bir resmi bir de küçük oğlu Tommy'nin oyuncak zürafası vardı. Bunu bir cins nazarlık olarak taşıyordu.

Ayaklarıyla gevşek taşları yerinden söke söke, Holzel'ın Irvine'ın bulunduğunu hipotez ettiği oyuğa doğru indi. Holzel'ın dediğine göre 1933'te ve 2004'te yapılan aramalarda takımlar bu bölgeden geçmiş ama kimse bütün o noktaya uğramamıştı.

100 fit kadar indikten sonra alt baktı ve sarp kayaların arasında sığ bir kanal gördü.

O anları, kitabında, "Tek bir yanlış adımla Mallory ve Irvine'ın mukadderatıyla karşılaşacaktım" diye anlatıyor. "Bu sebeple yalnızca yaşamda kalmaya odaklanmıştım. Başka hiçbir şey düşünmüyordum. Ama derin bir konsantrasyon halindeydim ve bu yoğun bir temenni ve evhamla birleşmişti. Kalbim çok ama çok süratli atıyordu. Sakin kalmak için gayret sarf ettim. Çok fazla oksijen harcıyor olmalıydım. Yaşamımın belki de en coşku verici anlarıydı."

   Bu gönderiyi Instagram'da gör

Mark Synnott @m_synnott'in paylaştığı bir gönderi

VE HOLZEL NOKTASI…

Korkak adımlarla yardan alt doğru indi. Dibe gelince duraklayıp çevresine bakındı. 3 metre sağında önü kayalardan bir duvarla örtülmüş ufak bir girinti vardı. Duvarın ortasından koyu kahverengi kayalardan oluşan bir damar geçiyordu. Damarın ortasında da bir çatlak vardı. GPS'e bakılırsa doğru noktadaydı. Ancak havadan çekilen resimlerde gördükleri yarık reelinde o kahverengi damarın yarattığı bir göz yanılmasıydı ve ortasındaki çatlak da ancak 22-23 santimetre genişliğindeydi.

Üstelik oyuğun içi boştu, ceset yoktu.

Synnott, o anları, "Anlaştığımı andırıyorum. Mallory ve Irvine'ın mukadderatının beni de bulmasını önlemeye o kadar odaklanmıştım ki bir anda şunu fark ettim: Pekala, bu işe yaramadı. Kramponlarımın buza iyice gömüldüğünden emin olup kayarak can vermeden oradan çıkabilmek dışında hiçbir şeyi düşünecek halim yoktu" satırlarıyla anlatıyor.

Oyuğa iniş ve tırmanış toplam 1 saat sürmüştü ve bu Synnott'un yaşamının en uzun saatiydi.

Takıma ve iplere yine bağlandığı anda ise hayal kırıklığı onu bekliyordu: Saplantısı boş bir kaya oyuğunda sona ermişti. "O anda azıcık kaybolduğumu sezmeye başladım. Tam bunlar ne içindi? Dokunmuş miydi buna?" diyen Synnott kitabında şu satırlarla devam ediyor: "Kendimi bir anda üryan gibi hissettim. Tek istediğim güvenle aileme dönebilmekti."

2 AY SONRA KONUTA DÖNDÜLER

Yolculuk toplam 2 ay sürdü. Bu süreçte oldukça güç anlar yaşandı. Misalin takım 23000 fitteyken vahim bir kasırgaya kapıldı. Çadırları dümdüz oldu, tam kamp devrildi ve dağcıları neredeyse tepeden alt süpürdü. Takımdaki genç bir kameraman, iki akciğerinde de kan pıhtıları oluşması sebebiyle helikopterle Katmandu'daki bir sağlık kurumuna sevk edildi.

Ama yeniden de Synnott için proje zaferle sonuçlanmıştı. Yalnızca dünyanın azami noktasına ayak basabilen ve bunu yaparken yaşamda kalabilen 5000 bireyden biri olmamış, aynı zamanda ayak izlerini takip ettiği Mallory ve Irvine'la bir kardeşlik geliştirmişti.

"Her adımda 1924 senesinde o adamların yerinde olmanın nasıl bir şey olduğunu hayal ediyordum. Çivili botları, yünden ve gabardinden elbiseleri ve daha evvel kimse doruğa erişmediğinden uslarındaki 'Olası mı değil mi?' suali. İnsanın usunu başından alan ve hayal gücünün ötesine geçen bir vaziyetti."

Aile yaşamına alışmak başlangıçta basit olmadı. Everest'in doruğundan indikten sonra 3 yaşında bir çocukla oyunlar oynamak epey büyük bir metamorfozdu. "Ancak ailenin sıcak kucağına geri dönmek dünyadaki en hoş his" diye anlatıyor Synnott o günleri. Özellikle Mallory can verdikten sonra eşi Ruth'un üç çocuklarıyla beraber yatakta ağladığı öyküsünü dinlemekten çok etkilendiğini de belirterek, "Böyle öyküleri dinleyip de tesirinde kalmamak çok güç" diyor.

97 yıllık sırrı çözmek için Evereste çıktı... Yapma Mark, değmez, çok tehlikeli
Synnott ve takımının yolculuğu kitap olmadan evvel 2020 senesinde bir National Geographic evraksalı olarak seyirciyle buluştu.

IRVINE VE RESİM CİHAZI HALİ HAZIRDA ORTADA YOK

Öbür yandan Irvine'ın cesediyle kayıp resim cihazının esrarı hali hazırda sürüyor. Synnott, bunların hali hazırda bir yerlerde bulunabileceğine inanıyor ve daha fazla zamanı olsa Holzel Noktası'nın etrafını daha dikkatle yine inceleyeceğini belirtiyor.

Irvine ile Mallory'nin kayboluşundan bu yana 1924'te olan biteni açıklamak için bir hayli kuram ortaya atıldı. Son olarak bir grup Kanadalı bilim insanı, Mallory ve Irvine'ın eforlu bir kasırganın yol açtığı tazyik düşüşü neticeyi oksijensiz kalarak can verdikleri fikrini öne sürdü.

Ceset ve kameraya kazançsak, bir hayli insan bunların bir su baskın ya da bir çığ neticeyi hiçliğe doğru çekildiğine inanıyor. Bununla beraber çok rakamda kafa karıştırıcı kuram da mevcut. Bunların en garibi ise bir grup Çinli dağcının Holzel Noktası'na giderek Irvine'ın cesedinı alıp başka bir yere taşımış olduğunu korunuyor. Bunun nedeni ise 1960'taki tırmanışı hakikatleştiren Çinli takımı, doruğa kuzeyden erişmiş ilk insanlar olarak tarihe geçirebilmek olarak ifade ediliyor.

ÇİNLİLER Mİ KAÇIRDI?

Synnott ise bu rivayeti seneler evvel dinlediğini ve ilk başlarda inanmadığını, ancak son zamanda "Acaba bir haklılık hisseyi var mı?" diye düşünmeye başladığını belirtiyor ve kitabında şu satırları kaleme alıyor:

"İsminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak Jamie'ye Çin Tibet Dağcılık Birliği CTMA yetkilisinden dinlediği şeyi anlattı. Söylediğine göre Çinliler bizden evvel Holzel Noktası'na gitmişler ve Irvine'ın vücudunu CTMA'nın merkezinin bulunduğu Lhasa'ya taşımışlar. Ceset burada aralarında kayıp resim cihazının da bulunduğu Mallory ve Irvine'a ait öbür eşyalarla beraber kilit altında yakalanıyormuş."

Synnott bunun yalnızca bir rivayet olduğunu kabul ediyor ancak şunu da ilave ediyor: "Bir Hayli değişik kaynaktan aynı şeyi duyduk. Çinliler Irvine'ı buldu ve cesedi taşıdı. Şimdi de bu bilgiyi kıskanç bir şekilde kendilerine gizliyorlar."

Irvine'ın cesedi gerçekten Lhasa'da olabilir mi? Çinliler resim cihazındaki filmi ortadan kaldırmadan evvel tab etti mi? Resimler hali hazırda Çin'de bir kasada mı saklanıyor? "Birileri, misalin üst seviye bir Çinli yetkili bu mevzuda bizden daha fazla şey öğreniyor olabilir" diyen Synnott, Covid-19 pandemisi patlak vermeden evvel Çin'e gidip bu iddiaları araştırmayı tasarladığını da belirtiyor.

Kesin olan bir şey var ki Synnott'un serüvenlerinin sonu henüz gelmedi. 2024'te 14 metrelik teknesiyle Güney Pasifik'te "epik bir deniz yolculuğu" yapmaya hazırlanıyor. Bu sefer ailesini de birliktesi götüreceğini belirten Synnott, "Buna yaşamım süresince yaptığım şeyin aile versiyonu gözüyle bakıyorum. Bu benim düşüm" diyor.

Bu haberdeki ayrıntılar, İngiliz The Telegraph gazetesinin "The Everest climber who risked his life to find out what really happened to Mallory and Irvine" başlıklı haberinden derlenmiştir.