Abdulkadir Selvi: Yeni 15 Temmuzlar olmaması için

Abdulkadir Selvi: Yeni 15 Temmuzlar olmaması için

27 Mayıs gecesi darbeciler Çankaya Köşkü’nü tazyike Cumhurbaşkanı Celal Bayar, silahını sürükleyip katlanmak istemiş ama “Çok kan dökülür” kaygısıyla silahı kendi şakağını yaslamıştı.

22 Şubat 1962’de Talat Aydemir’in darbe teşebbüsü sırasında Fethi Gürcan, Çankaya Köşkü’nün çevresini sarmıştı. Cumhurbaşkanı Gürsel, Başbakan İnönü ve bakanlar buluşma halindeydi. Gürcan, “Çankaya’nın çevresini sardım, hepsini ele geçirip hesaplarını göreceğim” iletiyi gönderdi. Aydemir “Benim onlarla hesabım yok” deyince abluka etmeyi kaldırdı. Aydemir’in darbe teşebbüsü o andan itibaren galibiyetsiz oldu.

27 Nisan e-muhtırasından kısa bir vakit evveldi. Erdoğan, Başbakanlık evinde bir medya işvereni ile sohbet ediyordu. Askerin rahatsız olduğu konuşuluyordu. 28 Şubat’ta askerin Erbakan’ı istifaya zorlamasına gizeme geldiğinde, Erdoğan, “Böyle bir şeye kalkışırlarsa Erbakan gibi olmam. Yaptıklarına pişman ederim” demişti.

Darbelerde kırılma anları var. Yukarıyadaki sansasyonel iki misalle ona dikkat toplamak istedim.

27 NİSAN RUHUYLA

15 Temmuz’un ilk provası hakikatinde 27 Nisan e-muhtırasının verildiği gece yaşandı. Hakikatinde 15 Temmuz direnişinin esası da 27 Nisan gecesi atıldı. 27 Nisan’da muhtırayı tersine çeviren Erdoğan, darbecilere karşı ilk ilk raundu almıştı. 15 Temmuz’da da darbeyi püskürttü.

15 Temmuz gecesi Hande Fırat’la FaceTime yayını yaptığımız Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında darbeye sabredeceğini bülten ettiği anda “Tamam” dedim. “Darbeciler şimdi kaybetti.”

15 Temmuz’da darbeciler ne zaman galibiyetsiz oldu diye sorarsanız Erdoğan sabredeceğini bülten ettiği anda derim.

Zira Erdoğan darbeye karşı dayanınca ulus da onun arttan geldi. Erdoğan sabretmese tarih değişik yazılırdı.

15 TEMMUZ DESTANI

15 Temmuz’un kahramanlık ebadı elbette ki çok büyük. 15 Temmuz bir demokrasi destanı. Zira ilk kere bir darbe teşebbüsü halk tarafından önlendi. Bir halk üryan elleriyle tankları durdurdu. Vefatı öldürdü. O sebeple 15 Temmuz’un demokrasi gayretimizde yeri çok büyük.

Ama artık 15 Temmuz’u yalnızca bir kahramanlık hikayesi olmaktan çıkarmalıyız. Artık başka 15 Temmuz’lar yaşanmasını istemiyorsak, 15 Temmuz nasıl oldu ve ne yapmalıyız sualine kafa yormalıyız.

27 Mayıs’tan sonra gayret göstermediğimiz için yeni darbeler oldu. 27 Mayıs bir devrim olarak kutsandığı için yeni darbelerin anası oldu. 12 Mart ve 12 Eylül onun çocuğu olarak doğdu.

NAZMİYE DEMİREL’İN DEDEKTİFLİĞİ

12 Eylül’den evvel darbe yapılacağı dedikodusu yoğunlaşınca Başbakan Demirel, nabız yoklaması için Nazmiye Hanım’ı general eşlerinin çaylı buluşmasını yollamıştı. Nazmiye Hanım, “Her şey basmakalıp görünüyor” demişti. Demirel, Cumhurbaşkanıvekili İhsan Sabri Çağlayangil’i de Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in ağzını yoklaması için görevlendirmişti. Çağlayangil de anormal bir vaziyet fark etmemişti. 12 Eylül’den sonra Çağlayangil bu vakayı sorduğunda Kenan Evren, “Size idareye el koyacağız mı diyecektim” karşılığını vermişti.

DARBELER VE MİT

Demirel senelerce, “Başbakan’a bağlı olan MİT darbeyi haber vermedi” dedi. Vazgeçin darbeyi haber vermeyi, 12 Mart’ta MİT Müsteşarı Fuat Doğu arayıp Başbakan Demirel’in istifasını istemişti. 12 Eylül’nam darbe tasarıyı ise MİT’in uçağıyla askeri birliklere eriştirilmişti.

15 Temmuz’da ise Kara Havacılık’ta bir kaptanın MİT’e sığınıp darbe ihbarında bulunması, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Genelkurmay Karargâhı’na gitmesi FETÖ’cülerin gece 03’te başlayacak darbeyi öne sürüklemelerine neden oldu.

Eskiki darbelerin aksine MİT, 15 Temmuz’da darbecilerle iş birliği yapmadı. Bütün aksine direndi. 15 Temmuz gecesi darbecilerin vurduğu ilk yer MİT oldu.

Ama ne MİT, ne Polis İstihbarat, ne de Jandarma İstihbarat bir kısmı Genelkurmay’da bir kısmı Ankara’daki villalarda hazırlanıp, onay için Amerika Birleşik Devletleri’ye sevk edilen darbe tasarılarından haberdar oldu. Hiçbir yerden bir haber alınamadı mı?

Darbelere karşı çok ağır kıymetler ödedik. Başbakan reeldi bu ülkede. Ama darbeleri önlemek için ne yapmalıyız, hangi mekanizmaları oluşturmalıyız, nerelerde zafiyetimiz var diye yeterince çalıştığımızı varsaymıyorum.

HER ZAMAN BİR ERDOĞAN ÇIKMAYABİLİR

Her zaman bir Recep Tayyip Erdoğan çıkmayabilir. Her zaman bir lider darbelere karşı dayanamayabilir. Her zaman bir FaceTime yayınıyla ulusuna erişemeyebilir. O sebeple darbelerle çaba mevzusunu artık kahramanlık destanlarının ötesine taşımalıyız. O sebeple artık darbelerle çaba mevzusunda bir hafıza oluşturmalı, bir mekanizma kurmalıyız.

DEMİREL’İN TESPİTİ

1 Demirel, “MİT her sabah kazanç, Başbakan’a, Afrika’daki Zulu kabilesiyle Lulu kabilesi arasındaki çatışmayı haber verir fakat az sonra reelleşecek darbeyi haber vermez” demişti. MİT daha önceki MİT değil. Darbecilerin emrindeki MİT değil, darbelerle çaba eden MİT var. Ancak biz neden darbelerin istihbaratını evvelden haber alamıyoruz suali üzerine düşünmeliyiz.

DIŞ BAĞLANTISI

2 15 Temmuz’un en ehemmiyetli yetersizi dış irtibatının ortaya çıkarılmamış olmasıydı. Darbenin lideri Pensilvanya’da olmasına karşın, darbe tasarılarının Adaletli Yetim tarafından Pensilvanya’ya götürülüp, 24 saat evvel Türkiye’ye getirilmesine, 15 Temmuz gecesi Akıncı’daki FETÖ’nün asker imamlarının Pensilvanya ile canlı iletişimde olmasına karşın dış irtibatını bütün olarak ortaya koyamadık.

Şu unutulmamalı. Hiçbir savaş bir evvelkinin eşi olmaz. Hiçbir darbe de bir evvelkinin tekerrürü olmaz. 15 Temmuz gösterdi ki artık darbe yapmaya kalkışanlar ulus ne der sualinin yanıtını iyi düşünmeli. Emin ki 15 Temmuz’da FETÖ’cüler milleti hesabı katmamış. Ama bizim de bundan sonra bir darbe teşebbüsü olursa onun 15 Temmuz’un eşi olmayacağını usumuzdan çıkarmamamız gerekiyor.

GENELKURMAY’IN ÖNÜNDE

15 Temmuz’da tankların Boğaz Köprüsü’ndeki görüntülerini TV’lerde gördüğüm anda ilk iş olarak Genelkurmay’ın önüne gitmiştim. Bunda “Darbe gecesi Genelkurmay’ın ışıkları yanıyordu” haberleriyle yetişmiş bir Ankara gazetecisi olmamın tesiri vardı. Genelkurmay’ın çevresinde askerler ve onların çevresindeki halkada ise polis taşıtları vardı. Ama bir yandan da trafik akıyordu. Oradan Hürriyet Genel Yayın rejisörü Sedat Ergin’i arayıp, “Genelkurmay’da bir karmaşıklık yaşanıyor. Emir komuta zincirinde bir müdahaleye benzemiyor. Daha çok bir kalkışma gibi duruyor” demiştim. Bir gazeteci olarak artık Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor mu diye koşup gitmek istemiyorum. Onun için 15 Temmuz’da verilen çabayı unutmayalım. Unutturmayalım. Ama yeni 15 Temmuz’ların olmaması için lüzumlu mekanizmaları oluşturalım.

: İlginize Sürükleyebilir Rize'deki trajedi gün ağarınca ortaya çıktı! 3 Bakan bölgede...Hiç usumdan çıkmayan 7 simge resim karesi!15 Temmuz'dan 5 sene sonra... Din kisvesine geçit yok!