‘Amacımız modern hayat adı altında normalleştirdiğimiz kalıpları yıkmak’

‘Amacımız modern hayat adı altında normalleştirdiğimiz kalıpları yıkmak’

Zuhat Taşer ve Oğulcan Aydoğmuş... En çok dinlenen podcast programlarından biri olan ‘Bu Mu Başka Bir Deyişle’nin arttaki iki ad. Bir Hayli mükâfatları ve 2 milyonun üzerinde dinlenmeleri var. Z Kuşağı’nı

Spotify’da 100 binin üzerinde takipçileri, toplamda 2 milyon dinlenmeleri var. Zuhat Taşer ve Oğulcan Aydoğmuş ‘Bu Mu Başka Bir Deyişle’ isimli podcast programlarıyla Radyo Boğaziçi Mükâfatları’nde, Hacettepe ve Yeditepe üniversitelerinden mükâfatlar aldılar. TEDx Bursa’da da konuştular, gençlik festivallerinde de sahneye çıktılar. Kanaat Etmediler, Türkiye turnesi tertip edip bir hayli değişik şehirde dinleyicileriyle buluştular. Eylülde bir defa daha turneye çıkacaklar. Taşer ve Aydoğmuş’la hikâyelerini konuştuk...

* Podcast serilerine başlamadan evvel işiniz neydi?

Zuhat Taşer: Ben özel bir bankada dört sene çalıştıktan sonra istifa etmiştim. Sonra bir sene süresince her gün bir kafede oturup kendi kendime çalışmaya başladım. Bir yandan kendimi geliştirip bir yandan da yeni bir kariyer yolu çizmeye çalışıyordum. 

Oğulcan Aydoğmuş: Ben de yalnızca podcast yaptığımız yarıyılda dört değişik işte çalıştım. Şimdi böyle söyleyince fark ettim, muhakkak ki
yoğun bir biçimde bu hayatta ne yapmak istediğimi arıyormuşum. Ama beni en çok zorlayan yarıyılım son 1.5 yıldı. 1.5 yıl süresince 7 gün 24 saat çalıştım.

* Hiç evham etmediniz mi? Bu işte zaferli olamasaydınız, kazanç elde etmek için başka bir tasarınız var mıydı?

Zuhat Taşer: Ben doğru zamanda doğru yerde olduğumuza inanıyordum, o surattan hiç umutsuzluğa kapılmadım sanırım.

Oğulcan Aydoğmuş: Ben de hep “yolda olmaya” inandım. Kesintisiz üzerine bir şeyler koyarak bu işi yaptığımızda bu yolun hoş bir yere çıkacağına inanarak devam ettik hep...

* Dostluğunuz ne kadar daha önceki? Nereden tanışıyorsunuz ve podcast hazırlamaya nasıl karar verdiniz?

Zuhat Taşer: Lise yarıyılına kadar katlanıyor gerçeğinde ama gerçek sık görüşmeye başlamamız iş hayatına girdikten sonra oldu. Ben bankada çalıştığım yarıyılda işten çıkıp Oğulcan’ın kafesine gidiyordum. İkimiz de
hayatımızdan mutsuzduk ve ileride podcast’imizin esası olacak mevzular üzerine uzun uzun sohbetler ediyorduk. O konuşmalar ikimizin de kafasını açtı ve bizi bir şeyleri değiştirmeye itti. Biz de başkalarıyla paylaşmaya karar verdik.

Oğulcan Aydoğmuş: Evet, çok daha öncekilerden, Denizli’den tanışıyoruz. Denizlililer öğrenir, Denizlililer birbirlerini asla vazgeçmez.

‘Saatlerce inceliyoruz’

* Her kısımda apayrı bir mevzu hakkında konuşuyorsunuz. Bazen paylaşım ekonomisi, bazen özfarkındalık, bazen de eksiklik hissi... Program evveli bunlara çalışıyor musunuz?

Oğulcan Aydoğmuş: Bu mevzu benim en çok güzelime giden yerlerden biri. Zira birbirinden çok değişik mevzular hakkında saatlerce araştırma yapıyoruz.

Zuhat Taşer: Araştırmalarımızdan sonra sohbetin kendiliğinden ilerleyebilmesi için bir entelektüel birikim de koşul. Öyle her mevzuda çok derin bir bilgiye sahibiz diyemem natürel ama alaka alanlarımız çok geniş.

* Gerçeğinde yeni bir şeyler anlatmadığınız ama mevzulara çok hoş parmak bastığınıza dair yorumlar var. Sanki iki dostun alkol sohbetine ortak olmuş gibi seziyor dinleyenler... ‘Bu Mu Başka Bir Deyişle’ programında son emeliniz nedir?

Zuhat Taşer: Şehir hayatı, iş hayatı, çağdaş hayat ismi altında klasikleştirdiğimiz ama bizi günden güne harcayan kalıpları devirmek. Çok daha kolay yaşayarak çok daha mutlu olmak olası. Önümüze konan hayatı denetlemeden yaşadığımızda her şeyi güçleştiriyoruz.

Oğulcan Aydoğmuş: Podcast evvelinde toplam bin takipçisi dahi olmayan iki bireyin yaptığı bir içeriğin toplamda 2 milyondan fazla dinlenmesinin en büyük nedeni bütün olarak bu bence. Ciddi mevzular konuşuyoruz ama gerçeğinde biz de bir şeylerin yanıtını arıyoruz. Hep birlikte beyin kasırgası yapıyor gibi ilerliyor yayınlarımız.

‘Amacımız modern hayat adı altında normalleştirdiğimiz kalıpları yıkmak’

Resim: Murat ŞAKA

‘Dürüst ve şahsi olmak en ehemmiyetlisi’

* Müessesesel hayatı vazgeçmek isteyen ancak cesaret edemeyen bir hayli insan var.

Oğulcan Aydoğmuş: Bu şartlarda her şeyi vazgeçip beğendiğin şeyi aramaya çıkmak çok güç natürel ki. Daha Öncekinden bu çok çok daha kolaydı. Biz istifa ettiğimizde aylarca çok minik bir parayla yönet edebilmiştik. O surattan şu an yapılabilecek tek şey, hoşlanmadığımız işi yaparken akşamları ya da hafta sonları yeni bir şeye başlamak. Ne zaman ki kendimize kazanç, gelecek yaratabiliyoruz o zaman istifa edebiliriz. Buna ‘side hustle yan uğraş geliştirmek’ diyorlar ve natürel ki bu mevzuda da podcast kısmımız var...

* Azıcık da podcast nasihati almak isterim. Öne çıkmanızdaki püf noktaları neler?

Zuhat Taşer: Dürüst ve şahsi olmak en ehemmiyetlisi. Biz de popülerliğimizi buna borçluyuz. Kendinizi en korunmasız halinizle ortaya koyduğunuzda birileri kendine ait bir şeyler buluyor kesinlikle.

Oğulcan Aydoğmuş: Ve kesintisizlik. Her şeyin başı kesintisizlik.. Bir içeriği ilk 5-6 kısım iyi yapmak bir şey ifade etmiyor.