Ayakkabı geri dönüşüm, ya tişört?

Ayakkabı geri dönüşüm, ya tişört?

Etraf lekeliliği, abuhava farklılığı gibi meselelerin çözümüne katkı sunmak isteyen bir hayli birey günlük yaşamında ‘geri dönüşüm’, ‘sürdürülebilirlik’ gibi kavramlara özen gösteriyor. Misalin tişört

Geri dönüşüm, ileri mutasyon, sürdürülebilirlik, yeşil mutasyon ve yeşil devireme… Gün geçmiyor ki yaşamımıza yeni bir kavram girmesin.
Kafamızın karışmaması elde değil. Daha birine alışmadan bir başkası çıkıyor ve kısa zamanda bir yafta anlamı kazanarak dillere pelesenk oluyor.
Hiçbirinin kelime anlamı makûs değil. Her kavram odaklandığı bir meseleyi ve o sualin nasıl çözüleceğini ifade ediyor.

Bizler de iyi maksatlı olarak o kavramları takip ederek alakalı sualin çözümüne bir katkımız olsun istiyoruz.
Diyelim ki bir rafta birbirinin eşi özelliklerde ve maliyette iki pabuç duruyor. Birisinin üzerinde geri dönüşümden elde edildiği yazıyorsa ve biz de etrafa azıcık olsun duyarlıysak o mahsulü seçim ediyoruz. Sualin çözümüne ortak olduğumuz duygusu bizi vicdanen hafifletiyor, huzur veriyor. Buraya kadar mesele yok.
Ancak işin bundan sonrası azıcık karanlık olabilir. Duygularımız sömürülüyor, kaş sunim derken göz çıkarılmasına alet ediliyor olabiliriz.
Mesela o geri dönüşüm kundurayı üreten şirket atıklarını Marmara Denizi’ne döküyor ya da bir akarsuyu pisleyerek bir hayli canlının yaşamına hedefliyor olabilir.
Ya da kim öğrenir, belki de soluduğumuz havayı lekeliyor, kundurayı doğa arkadaşı üretiyor ama tişörtü ‘lekeli’ üretiyordur.

Ayakkabı geri dönüşüm, ya tişört
Kendimize sormamız gereken suallerden biri de şu: “Doğaya hasar veren bir eylem, bir imal insanlık verimine ne sağlayabilir?”

Plastikteki kandırmaca

Bunun yaşanmış en hoş misaliyse plastikteki geri dönüşüm palavrayı.
Greenpeace’in bilgilerine göre 1950’den beri üretilen plastiğin yüzde 90’ı geri dönüştürülmedi. Plastik kullanımına karşı Amerika’da ta 1970’lerde başlayan tavırsa ‘geri dönüşüm’ kavramıyla kırıldı ve bu sayede plastik kullanımı insanlar aldatılarak günümüze kadar firmalar tarafından devam ettirilebildi. Yalnızca yüzde 9-11 arasında dönüştürülebilen plastik de daha sonra dönüştürülemez olarak tekerrür doğaya atıldı.
Ona inanma, buna güvenme, onu yap, bunu yapma biçiminde manipülasyonlarla doğruyu nasıl bulacağız?
Sual azıcık çetrefilli gibi görünse de cevap kolay gerçeğinde: Doğaya bir tam olarak bakmak.
Misalin ağaç dendiğinde usumuza ilk gelenin çiçekleri, yaprakları, meyvesi olmamalı. Onu kökleriyle beraber bir tam olarak düşünmemiz gerekiyor. Nasıl ki insan dediğimizde usumuza başı olmayan biri gelmiyorsa, kökü olmayan bir ağaç da gelmemeli. Ancak o zaman ağacın dikili olduğu toprak, toprağın içindeki canlılar, orman, ormansızlık bir anlam ifade edebilir.
Eylemlerimiz mevzusunda da aynı yöntem geçerli. Etraf arkadaşı pabucunu aldığımız şirketin neyi nasıl ürettiğine; havaya, suya, toprağa hasar verip vermediğine bakmak bir ağacı kökleriyle düşünmekten farksız.
Bu sebeple bolca sual sorup cevapların peşinden gitmekte fayda var.
Misalin “Geriye ya da ileriye dönüştürülüyor olsa da bir şey doğaya hasar veriyorsa neden üretiliyor? Doğaya hasar veren bir eylem, bir imal insanlık verimine ne sağlayabilir” gibi kolay sualler sorup sualin esasına inmek çözümü de kolaylaştıracaktır.