Bakan Bozdağ'dan Pınar Gültekin davasıyla ilgili açıklama: 'Benim de vicdanım sızladı'

Bakan Bozdağ'dan Pınar Gültekin davasıyla ilgili açıklama: 'Benim de vicdanım sızladı'

Pınar Gültekin davasında maznun Cemal Metin Avcı'ya haksız tahrik indirimiyle 23 sene mapus cezası verilmişti. Kamuoyunda tepkilere neden olan kararla alakalı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da açıklama yaptı.

Bakan Bozdağ, Yargıtay'ın Müessesesel Kapasitesinin Kuvvetlendirilmesi Ortak Projesi Milli İçtihat Forumu'nda açıklamalarda bulundu.

Pınar Gültekin cinayeti davası ile alakalı konuşan Bozdağ, "Son günlerde her konutta, her dükkanında, caddede, televizyonda tartışılan bir başka hukuk kurumumuz var. Haksız tahrik kurumu gerçekten büyük ebatlarıyla tartışılmaktadır. Daha evvel de yeniden kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri mevzusunda da haksız tahrikle alakalı takdiri indirim sebepleri tartışılmış, şimdi de öteki 29'uncu maddedeki indirim sebepleri geniş bir ebatta tartışılmaktadır. Bu müzakereleri elbette verimli görüyoruz. Doğru sonuçların ortaya çıkması hem Türkiye Büyük Halk Meclisi'mize hem de içtihat oluşturan Yüksek Yargıtay'ımıza ve karar verici duruşmalarımıza yol göstermesi bakımından elbette verimli görüyoruz. Ama yüksek kurulunuzun huzurunda ifade etmek isterim ki haksız tahrikin uygulaması mevzusunda yaşanan kavgalar, son Pınar Gültekin duruşmasının kararıyla değil başkaca kararlarla da Türkiye'nin gündeminde çok yoğun yer aldı. Zira neticede haksız tahrik kurumu, asırlardır olan ve tam hukuk sistemlerinde varlığını gözeten bir müessesedir. Bu kuruma hayatiyet kazandıracak, adalet duygusunu kuvvetlendirecek, uygulamalara vesile kılacak, adaletsizliği önleyecek uygulamalara fren olacak bir içtihat ve bir değerlendirme; elbette Yüksek Mahkeme'nin ve yargının da son derece üzerinde durması gereken bir mevzu olduğuna vicdandan inandığımı burada ifade etmek isterim. Bunun hududu, sınırı nedir? Muhakkak. Pek çok içtihat da var ama muhakkak ki bu içtihatları bir kere daha gözden geçirmekte ve bu mevzularda daha kapsamlı değerlendirmelere Türkiye'mizin, Yüksek Yargıtay'ımızın kılavuzluğuna bu mevzuda ciddi bir biçimde lüzumu var. Pek çok mevzuda olduğu gibi Yüksek Yargıtay'ımızın bu anlamda da yol açıcı, ön açıcı kararlara imza atacağına vicdandan inanıyorum. Hadiselerden ve kararlardan bağımsız olarak bunları ifade ediyorum. Öyle değerlendirilmesini de herkesten ifade etmek istiyorum" dedi.

 

'TÜRKİYE KAMUOYUNUN DİKKATİNE SUNMAK İSTİYORUM'

Bakan Bozdağ, 'haksız tahrik' mevzusuna ait de şunları kaydoldu:
"Haksız tahrik mevzusunun Türkiye'de tartışılmaya açılmasında son derece fayda gördüğümü buradan ifade etmek istiyorum. Bir sual sorarak da bu müzakereyi Yüksek Yargıtay'ımızın huzurunda Türkiye kamuoyunun dikkatine sunmak istiyorum. Yalnızca sual. Bir kanımı ifade etmeden. Planlayarak ya da canavarca hisle veya işkence sürükleterek isteyerek öldürme kabahatinin işlenmesi halinde tahrik nasıl uygulanmalı? Ya da uygulanmamalı mı? Uygulanacaksa bunun öteki kabahat tipleriyle acaba planlayarak ya da canavarca hisle ve işkence sürükleterek isteyerek öldürme kabahatinin cezai yaptırımı uygulanırken hepsi denk mi olacak? Aralarında bir skala, bir kademelendirme olacak mı, olmayacak mı? Bunları tartışmakta bunlarla alakalı değerlendirmeler yapmakta son derece fayda görüyorum. Ceza hukukçularımızı da hukukçularımızı da bu sorunun enine boyuna tartışılmasına davet ediyorum. Ve bu müzakerelerin hem Türkiye Büyük Halk Meclisi'mize hem de Yüksek Yargıtay'ımıza ve ilk derece duruşmalarımıza büyük bereketler sağlayacağına vicdandan inandığımı ifade etmek istiyorum. Haksız tahrik kurumunu doğru ve hakkı olan bir yere ve tutarlı bir uygulamaya kavuşturmak, ne yaparsa yapsın; Türkiye Büyük Millet Meclisi hangi maddeyi kumpaslarsa kumpaslasın eninde sonunda Yüksek Yargıtay'ımızın çok saygın azalarının vereceği ya da verdiği tutarlı içtihatlarla muhtemel olacaktır. Yolu siz kalemtıraş, güzergahı siz gösterecek, kılavuzluğu siz yapacak, ilk derecede ve istinafta misyon yapan herkesi sizin verdiğiniz kararlar elbette aydınlatacak, aydınlatıcı olacaktır."

'ŞİDDETLE GAYRET MEVZUSUNDA KADINDAN TARAFIZ'

Bakan Bozdağ, Türkiye'de kadın hakları ve kadına karşı şiddet mevzusunda son derece ehemmiyetli adımlar attıklarını kaydolarak, şunları söyledi:
"Gerçekten hem Türk Ceza Kanunu'muzda hem de öteki mevzuatlarımızda ehemmiyetli değerlendirmeler, ehemmiyetli farklılıklar yapıldı. 765 rakamlı Türk Ceza Kanunu'nun kadınlara karşı işlenen bazı kabahatleri siz daha çok iyi öğreneceksiniz. Kamuoyu bakımından ifade etmek istiyorum. Adab-ı umumiye ve nizam-ı aile aleyhinde cürümler başlığı altında 8'inci babda tertip edildiğini görüyoruz. Cinsel atak kabahati dahil pek çok cinsel kaliteli kabahatlerin kadına karşı değil; de adab-ı umumiye ve nizam-ı aile aleyhine işlenen cürümler olarak nitelendirildiğini hep birlikte gördük.

5237 rakamlı Türk Ceza Kanunu tam kabahatler bakımından kadını fert kabul eden her kabahatin, bu cinsel içerikli kabahatler dahil adab-ı umumiye değil nizam-ı aile aleyhine cürüm değil, bizzat doğrudan kadın aleyhine işlenen kabahat olarak kabul eden ciddi bir felsefe farklılığını birliktesi getirdi. İsteyerek adam öldürme kabahatinin üst soy ya da alt soydan birine karşı işlenmesi halinde bildiğiniz gibi ağırlaştırılmış müebbet mapus cezası veriliyordu. Yapılan son tertip etmelerle 5237'nin ilk hali ve devam eden senelerde yapılan farklılıklarla eş ve boşanmış eş, kardeşe karşı işlenmesi halinde de kaliteli hal kabul edildi ve ağırlaştırılmış müebbet mapus cezası yaptırımına bağlandı.

Son yaptığımız tertip etmeyle de öğreniyorsunuz; kadına karşı isteyerek öldürme kabahatinin işlenmesi halinde failin ağırlaştırılmış müebbet mapus cezasıyla cezalandırılacağı çok sarih ve net bir biçimde kanuna kondu. Bu, kadınlarımızı isteyerek öldürme kabahatine karşı gözetmek için cezaların önleyici işlevinin ceza kanunumuza ve uygulamamıza yerleşmesi, son derece ehemmiyetli olduğunu buradan ifade etmek isterim. Öte yandan isteyerek yaralama kabahatinin de yeniden aynı biçimde üst soya alt soya karşı işlenmesi kaliteli halde bunun içerisine eşe karşı, boşanmış eşe karşı işlenmesi sebebini yeniden kaliteli haller arasına koyduk ve aile içi şiddeti resen takip edilen kabahatler arasına aldık. Takibi, şikayete bağlı olan kabahatlerin dışarısına çıkardık. Kadına karşı şiddetle gayret mevzusunda kadından yana tarafız. Bu noktada netiz ve her zaman ifade ettik. Sonuna kadar da bu taraflılığımızı ifade edeceğiz. Onun için de Tüzük'mızın 10'uncu maddesine, kadınla alakalı mevzuları pozitif ayrımcılık olarak kumpasladık ve kadınlar lehine yapılan tertip etmelerin Tüzük'mızın denklik prensibine ters değerlendirilemeyeceğini net bir biçimde ifade ettik. Bundan sonra da Türkiye'mizde kadınlar lehine tertip etmeleri yapmaya, adımları atmaya, denkliği sağlamak için gerekirse pozitif ayrımcılığı yapmaya kararsız devam edeceğimizi buradan bir kere daha ifade etmek isterim."

 

 

'BENİM DE PEK ÇOK KİMSENİN DE VİCDANI SIZLAMIŞTIR'

Bakan Bozdağ, yargının kararlarının elbette tenkit etilebileceğini kaydolarak, şöyle devam etti:
"Bunda hiçbir şey yok. Tenkitler yol gösterici olur, yapıcı olduğu takdirde ama şunu unutmamak gereklidir ki ilk derece duruşması bir karar verdiğinde bu son bir karar değildir. Neticede ismi üstünde ilk derece duruşması kararıdır. Bunun üzerinde istinaf yolu vardır. Onun üzerinde pak yolu vardır, temyiz duruşmasının verdiği karar son karardır. Kesin karardır. Ortaya çıkan kararla bir dava bitmiş, neticelenmiş, netleşmiş olmaz. O sebeple de suçlama süreçlerinin sonuna kadar her mevzuda, her kararda takip edilmesinde Yüksek Mahkeme'mizin son kararıyla nokta konuluncaya kadar sürecin yürüdüğünün öğrenilmesinde fayda vardır. Elbette hepimizi rahatsız eden kararlar olabilir ama bu kararlar şayet doğruysa istinaf ve Yargıtay teyit edecektir. Yok yetersizi varsa istinaf ve Yargıtay düzenleyecektir. Yok yanlışsa istinaf ve Yargıtay, o yanlışa Tüzük ve yasalar çerçevesinde müdahale edecek ve o kararların doğru zemine oturtulmasına elbette katkı sağlayacaktır. O surattan da bu mevzuda süreçlerin sıhhatli takip edilmesi, müzakerelerin ve tenkitlerin hukukun somutluklarının korunarak hukuk içinde ve hukuka uygun şekilde yapılmasında son derece fayda olduğunu buradan ifade etmek isterim. Türkiye'nin buna lüzumu var.

Son tartışılan mevzuda elbette insan olarak benim de muhakkağım ki pek çok kimsenin de vicdanı sızlamıştır ama hukuk, hukuk uygulamaları, vicdanların Tüzük, kanun, hukuk ve dosya ile bağlı olduğunu da Tüzük'mızın 138'inci maddesi amirdir. Bizim vicdanlarımız, elbette Tüzük'mıza, kanunlarımıza, hukukumuza ve dosyaya bağlı olarak hareket etmek ve bu çerçevede vicdani kanılarımızla hareket etmek her hukuk misyonu yapanın bölmez bir misyonu olduğunu buradan bir kere daha ifade etmek isterim."