Bir gün bankaya gitti ve hayatının şokunu yaşadı: "Üzgünüm ama siz yoksunuz"

Bir gün bankaya gitti ve hayatının şokunu yaşadı: "Üzgünüm ama siz yoksunuz"

Sapasağlam hayatta ve bunu herkes biliyor. Ama bir yandan da hukuken ölü ve kendisi de dahil hiç kimse bu mevzuda bir şey yapamıyor. Olsa olsa romanlarda ya da gerilim filmlerinde karşınıza…

Jeanne Pouchain için her şey 2016 senesinde başladı. Pasaportunun süresi dolduğundan yenilemek için müracaat yaptı ancak reddedildi. Bu vaziyeti biraz can sıkıcı buldu ama "Herhalde belgelerim eksikti" diye düşünüp fazla üzerinde durmadı.

Bu olaydan birkaç hafta sonra hekime gitmesi gerekti. Her zaman olduğu gibi Lyon'un Saint-Joseph kasabasında görevli aile hekiminden randevusunu aldı. Ancak kliniğe gittiğinde onu bir sürpriz bekliyordu. Fransa yurttaşlarının kamusal sağlık hizmetlerinden faydalanmasına yarayan yeşil kartı reddedildi. "Teknik bir sorun vardır" deyip yine üzerinde durmadı.

Diyabet ilaçlarını almak için gittiği eczanede görevlinin "İlaçlarınızı devlet ödemiyor. Sizden bütün fiyat alacağız" demesini de aynı teknik soruna bağladı.

Pouchain'e göre, bir dizi talihsiz tesadüf peş peşe geliyordu. Sonuçta ülkesi Fransa bürokrasisiyle şanlıydı ve her Fransız bir gün bu bürokrasinin çarkları arasında ezilme çilesini tadıyordu. O sebeple içi rahattı, sorun er ya da geç çözülürdü.

"AÇIKLAYAMIYORUM AMA SİZ YOKSUNUZ"

Ama banka hesap ekstresini gördüğünde sorunun biraz daha ciddi olabileceğini düşünmeye başladı zira hesabın bakiyesi eksilere inmişti. Halbuki Pouchain kendisine erişen birçok çeki kuruşuna değmeden hesabına yatırmıştı.

"Paranın hesabıma gitmesi gerektiğini biliyordum ama hesap bomboştu. Ben de bankaya gittim. Ufak bir şubeydi. 27 yıldır müşterileriydim ve tüm personel beni gayet iyi tanıyordu" diyen Pouchain, birkaç dakika sonra hayatının şokunu yaşadı:

"Bankanın müdürü yanıma gelip 'Hazinim ama siz yoksunuz' dedi. 'Ama işte buradayım, beni tanıyorsunuz' dedim. O da bana, 'Bunu ben de açıklayamıyorum ama yapabileceğim bir şey yok' yanıtını verdi."

Banka müdürü Jeanne Pouchain diye bir kişiye dair kayıt bulunmadığını ve bu isme açılmış bir hesap olmadığını da söylemiş ve Pouchain'in çek defterini geri istemişti.

Pouchain vermek istemedi. Bankadan ayrılırken müdür eline içi çeklerle dolu bir zarf alevlendirdi. Bunlar Pouchain'in hesabına yatırdığını düşündüğü ve kıymeti 14.000 euro civarında olan çeklerdi. Müdür özür dilemeyi ve "Yapabileceğim hiçbir şey yok" demeyi de ihmal etmedi.

VEFAT BELGESİNİN TESLİM TUTANAĞINI KENDİ İMZALADI

Pouchain, olan biteni açıklamakta zorlanıyordu. Bir şeylerin doğru gitmediğinin farkındaydı. Hayatı süresince bu cins şeyleri hep çok iyi takip etmişti. Ödemeleri geciktirmez, belgeleri, vergi iade formlarını dekontları hep saklardı. Konuta dönerlerken eşi Pierre-Jean, "Belgelerde bir karmaşıklık olmuştur" dedi, "Merak etme, hallederiz"dedi.

Ama sonraki birkaç ay içinde enteresanlıklar devam edince Pouchain olan bitenin sadece bir bilgisayar yanılgısından çok daha fazlası olduğunu idrak etmeye başladı. Çalışmaya ve otomobilini kullanmaya devam etmiş, pasaportu için yeniden müracaat yapmış bu defa dosyaya öncekinden daha fazla belge koymuştu. Ancak Ekim 2017'de müracaatsu geri döndü. Üzerinde "YALANLANDI" yazıyordu, başka da bir açıklama yoktu.

12 Kasım 2017'de Pouchain'lerin kapısı çaldı. İki duruşma görevlisi Pierre-Jean Pouchain'e bir zarf getirmişti. Kapıyı Jeanne açtı ve teslim zabtına imzayı atıp zarfı aldı. Açtığında içinden can verdiğini ilan eden belgenin çıktığını görünce gözlerine inanamadı.

Bir gün bankaya gitti ve hayatının şokunu yaşadı: Üzgünüm ama siz yoksunuz

"CAN VERMEMİŞ HİÇ KİMSE CAN VERMİŞ DUYURU EDİLEMEZ" DEDİLER AMA…

Belgede Şubat 2016'da görülen bir davada bir avukatın o sırada 53 yaşında olan Jeanne Pouchain'in can verdiğini söylediği yazıyordu. Ortada ne bir vefat belgesi ne de başka bir delil vardı. Ama nasıl olduysa bu iddia kabul edilmiş, kimse de detayını sorgulamak için çabalamamıştı.

Pouchain bir an yere devrilecek gibi oldu. O anları, "Nasıl can vermiş olabilirdim ki? Biri benim can verdiğimi söylemiş, yargıç da bir vefat belgesi bile olmadan ona inanmış mıydı? Suratıma yumruk yemiş gibi oldum" sözleriyle anlattı.

Yine de sorunun kolayca çözülebileceğini düşünüyordu. Bunun için evvel hekimine gidip hali hazırda hayatta olduğunu gösteren bir belge aldı. Ardından Saint-Étienne'de bulunan ilgili müesseseye gitti ve bir yanlışlık olduğunu bildirdi. Ancak kurumdaki kişiler ölmemiş olan hiç kimsenin can vermiş ilan edilemeyeceğini ve bu meselenin kendi yetki alanlarının dışında olduğunu söyledi.

O zamandan beri yani 3,5 yıldır Pouchain, Fransa makamlarına kendisinin, ailesinin, dostlarının, komşularının, yaşadığı kasabanın belediye başkanının hatta yabancıların çok iyi bildiği bir şeyi kanıtlamaya çalışıyor: "Ben ölmedim, yaşıyorum!

NE KİMLİĞİ VAR NE DE BİR ADRESİ

İngiliz Guardian gazetesine verdiği müzakerede, hayatının son 3 senesinin bir kabus gibi olduğunu söyleyen Pouchain, "Bugün Aslında Dündü filmi gibi. Her sabah uyandığımda ilk usuma gelen şey, eşimle ilk konuştuğumuz şey bu oluyor. Her gün, sonu gelmeyen bir gün" dedi.

Pouchain için hukuken ölü olmak kamusal sağlık hizmetlerine erişemediği anlamına geliyor. Bu sebeple diyabet ve tiroit ilaçlarını para ödeyerek alması gerekiyor. Ölülerin paraya ya da otomobile ihtiyacı olmadığından sürücü belgesi iptal edildi. Süresi dolan pasaportunu ve kimlik kartını da yenileyemiyor. Bu sebeple herhangi bir yere seyahat etmesi olası değil.

Covid-19 karantinası döneminde kimliksiz sokakta dolaşanlara para cezaları verilmesi gündeme geldiğinden, Pouchain neredeyse hiç evinden çıkamadı. Adresinin neresi olduğunu gösteren bir delil yok. Fransa'da birçok resmi makamın kapısını açan elektrik faturasından da ismi silindiği için iş müracaatsu yapamıyor, emekli ücreti alamıyor.

"BENİ DÜNYA ÜZERİNDEN NASIL SİLEBİLDİLER?"

"İnsanlar Covid karantinalarından şikayet ediyor ama ben 3 yıldır böyle yaşıyorum" diyen Pouchain, psikolojisinin de büyük darbe aldığını da şu sözlerle anlattı:

"Şu an daha iyiyim ama bazı günler yıkanıp giyinmeye ya da saçımı yapmaya üşendiğimi itiraf etmekten de iftihar dinlemiyorum. Eskiden hep bakımlı bir insandım. Şu an dışarı çıkmıyorum ve şişmanladıkça şişmanlıyorum."

Gerçekten de Pouchain, 3 senede 30 kilo aldı, yaşadığı stres nedeniyle ağır bir depresyona girdi ve üç defa hayatına son vermeye çalıştı. Bazı günler delirmeye başladığını, ya da kendisini gerçekten kabre götürecek perişan bir komplonun içinde olduğunu düşündüğünü belirterek, "Evvelden yeminidepresan ve yeminianksiyete ilaçları kullanıyordum. Şu an bunlara param yetmiyor. Hiçbir şey yapamıyorum. Hiçbir şeye hakkım yok ve ömrüm süresince çalıştığım halde hiçbir şeyim yok. Beni dünya üzerinden nasıl silebildiler böyle?" dedi.

HER ŞEY İHALEYLE BAŞLADI

Pouchain, hukuken 5 sene evvel "can vermiş" olsa da hikâye aslında 2000 senesinde başladı. O tarihte Pouchain bir temizlik şirketi sahibiydi. Lyon'daki lüks konut ve ofisleri temizliyorlardı. Şirket, takribî 20 senede alt yukarıya 120 kişiye iş kapısı oldu.

Pouchain sert ama adil bir işveren olduğunu belirterek, "Çalışanlar gelir giderdi. Başka yere geçerler ya da emekli olurlardı. Ama kimseyi asla işten çıkarmadım. İyi bir nama sahiptim ve zaferliydim. Çalışanlarımın çoğu kadınlardı. Çoğunun çocukları vardı ve paraları yoktu. Bir sorun yaşadıklarında onlara destek olurdum. İş yerimi bir aile gibi yönetiyordum ve bu büyük bir hataydı. Aramıza yeterince mesafe koymadım" diye konuştu.

2000 senesinin sonbaharında, Pouchain bir plazanın temizlik ihalesini kaybetti. Fransa çalışma yasası gereği, bu cins ihaleler bir şirketten bir başkasına geçtiğinde, çalışanlar da otomatikman yeni şirkete transfer oluyor. Pouchain 20 senelik kariyeri süresince böyle 35 transfer yaptığını süreci avukatının ve muhasebecisinin yürüttüğünü belirtti ve ekledi:

"Bu olayda transfer edilecek sadece bir çalışan vardı ve Madam H. diyeceğimiz bu kişi Mayıs 1999'dan beri benim şirketimde çalışıyordu."

2000 YILININ SONUNDA MADAM H. TRANSFER OLDU

Pouchain'e göre Madam H. çalışkan ve ciddi bir kadındı. "İyi ilişkilerimiz vardı. Çocuklarının mektep masraflarını karşılamak için çalışıyordu. Bir keresinde eşiyle tatile gitmiş, gittiği yerden bana bir kart yollayarak geri dönmeyi iple çektiğini söylemişti" diyen Pouchain kadını yeni şirketine sorunsuz transfer ettiğini belirtti: "31 Aralık'ta benim için çalışmayı resmen vazgeçti. 2 Ocak 2001'den itibaren yeni şirketinde çalışıyor olması gerekiyordu."

Ancak dört ay sonra, Madam H., Pouchain'e bir belge yollayarak Ocak 2001'de 200 saat çalıştığını belirtti ve fiyatinin ödenmesini istedi. Pouchain, kadına "O tarihte benim için çalışmıyordun" dedi ve ödeme yapmayı reddetti. Bunun üzerine mevzu iş duruşmasine intikal etti.

Seneler süren davanın ardından duruşma 2004 senesinde, çalışan transferinin kaidelere uygun bir biçimde gerçekleştirilmediği gerekçesiyle Pouchain'i Madam H.'ye 14.000 euro ödemeye mahkum etti. Ancak Madam H.'nin avukatı davayı Pouchain'in kendisine değil ticari marka ismi olan Select Services'a açmıştı. Dolayısıyla mahkemenin kararı kadük oldu.

2013'TE MEVZU KAPANDI SANDILAR, REEL SONRADAN ANLAŞILDI

Beş sene sonra Madam H. bir dava daha açtı. Bu sefer davalı Pouchain'in şahsıydı. Ama iş duruşmasi meselenin daha evvel suçlandığı ve kapandığı gerekçesiyle davayı reddetti. 2013 senesinde Pouchain'e hakkındaki davanın düşürüldüğü bildirildi. 100.000 euro'luk bir avukat masrafıyla karşı karşıya olsa da mevzu kapandığı için hoşnuttu.

Ancak Pouchain'in avukatı Sylvain Cormier, bu bildirimin muhtemelen sahte olduğunu, Madam H.'nin avukatı tarafından zaman kazanma emelli gönderilmiş olabileceğini söyledi. Zira bir süre sonra mevzu yeniden duruşma gündemine geldi. Dava dilekçesinde Pouchain'in can verdiği belirtiliyor ve varislerinden anlaşmaya varılması arz ediyordu. Cormier, "Böyle bir şey olmamalıydı" dedi.

Pouchain ailesi evvel duruşmaya müracaat etip vefat kayıtlarını düzenlemeye çalıştı ama galibiyetli olamadı. İdari duruşmalar mevzunun kendi yargı alanlarının dışında olduğunu belirtiyordu. Daha sonra Pouchain uzun bir süre davasını alacak avukat bulmaya çalıştı. En sonunda Cormier davayı almayı kabul etti.

Cormier, Guardian'a, "Madam Pouchain bana hikayeyi ilk anlattığında inanamadım. 'Olası değil' dedim. Ama dosyaları okuduğumda bana söylediği her şeyin inanılmaz ama reel olduğunu gördüm" dedi. Gerçekten de ortada bir vefat belgesi yoktu, sadece bir avukatın sözüyle hareket edilmiş ve kimse olan biteni hakimiyet etmemişti.

Amerika Birleşik Devletleri VE HİNDİSTAN'DA DA EŞ OLAYLAR YAŞANDI

Pouchain'in davası oldukça garip ancak kanlı canlı olduğu halde ölü ilan edilen ve yaşadığını ispatlamak için hukuk gayretsi veren ilk insan o değil.

Örneğin 2013 senesinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Ohio eyaletinde bir duruşma, Donald E. Miller isimli kişinin hukuken can vermiş olduğunu ilan eden kararı bozmayı reddetti. O sırada Miller da duruşma salonunda sapasağlam oturuyor, yargıcın kararını dinliyordu.

Binlerce dolarlık birikmiş nafaka ödemesi bulunan Miller, 1986 senesinde ortadan kaybolmuştu. Eski eşi, sosyal güvenlik desteği alabilmek için 1994'te duruşmaya müracaat eterek Miller'ın ölü ilan edilmesini istemiş ve kabul edilmişti. Bu esnada başka bir eyalette yaşamaya ve çalışmaya devam eden Miller, seneler sonra Ohio'ya geri döndü. Ancak duruşma eyalet yasalarına göre 3 seneden daha eski vefat belgelerinin geri döndürülemez olduğunu belirterek Miller'ın ölü kalması gerektiğine karar verdi.

Hindistan'da da Lal Bihari isimli bir çiftçi 1975-1994 seneleri arasında hayatta olduğunu ispatlamak için neredeyse 20 sene süresince duruşmalarda savaştı. Çektiği çileye dikkat sürüklemek için kendisine bir cenaze merasimi bile tertip eden Bihari, bir de kendi gibi yanlışlıkla can verdi ilan edilen kişileri temsil etmek üzere Uttar Pradeş Ölü İnsanlar Derneği'ni kurdu. 2003 senesinde Ig Nobel mükâfatına layık görülen Bihari'nin hikayesini anlatan Bollywood filmi Kaagaz da bu sene Ocak ayında vizyona girdi.

EŞİNİN ARABASINA HACİZ GELDİ

Çalışanlarla uğraşmaktan usanan Pouchain, 2013 senesinde temizlik şirketini kapatıp, beş nesildir eşinin ailesinde bulunan taş konutta küçük bir restoran açmaya karar verdi. Fransa'nın en elit mekteplerinden biri olan Sciences Po'dan mezun eşi Pierre-Jean ise evin yanındaki ofisinden yürüttüğü danışmanlık işine devam ediyordu.

Ancak 12 Kasım 2017'de ellerine erişen belge nedeniyle işler altüst oldu. Belgede "Madam Jeanne Pouchain'in vefatının ardından iş duruşmasinde davanın yeniden açıldığı, Pouchain'in varisleri Pierre-Jean ile oğlu Hugo'nun Madam H.'nin arz ettiği 20.000 euro'nun yanında artı 15.000 euro'luk tazminat ödemesi gerektiği" belirtiliyordu. 15 gün sonra Pierre-Jean ve Hugo'nun banka hesapları donduruldu.

Pouchain, "Bizi pusuya düşürdü. Ben hayattayken davayı kazanamadığı için ölü ilan edilmemi sağladı" dedi.

HER ŞEYİNİ SATMAK ZORUNDA KALDI

O tarihte ailenin vaziyeti oldukça iyiydi. Örneğin Pierre-Jean 2002 model bir Porsche Boxster kullanıyordu. Ancak Ağustos 2019'da taşıt haczedildi. Pierre-Jean, "Aslında kıymeti 24.000 euro'ydu ama her yerine hasar verip 7.000 euro'ya sattılar" dedi. Dahası Jeanne ve Pierre-Jean evlendiklerinde bir varlıklarını ayırma uyuşması yapmışlardı. Yani birbirlerinin mülkleri üzerinde hak sahibi değillerdi. Peki nasıl oldu da duruşma Pierre-Jean'ın taşıtını haczedebildi? Bu sorunun yanıtını kendisinin de bilmediğini söyleyen Pierre-Jean, "İkimiz de ömrümüz süresince çok çalıştık. İkimiz de ağzımızda gümüş kaşıkla doğmadık" diye konuştu.

Pouchain, borçlarını ödeyebilmek için alyansı ve evlilik yüzüğü dahil tüm mücevherlerini sattı. En çok da oğlunun vaftiz madalyasını sattığına üzüldü. Şu an Pierre-Jean'ın danışmanlık işinden gelen gelirle idare ediyorlar ama kendilerini güvende hissetmiyorlar. Pierre-Jean, "Bizi konutimizi almakla tehdit ettiler. Ortada kişisel bir intikam var gibi ve biz ne olduğunu anlayamıyoruz. Bizi yok etmeye çalışıyor gibi görünüyorlar ama kimsenin umurunda değil" ifadelerini kullandı.

Sürekli stres hali Pouchain ile oğlu Hugo arasında da bir gerginliğe neden oldu. Biyoloji mühendisi olan 28 yaşındaki Hugo, daha fazla Fransa'da yaşamak istemediği için Fransız Guyanası'nda bir iş bulup oraya taşındı. Neyse ki ülkeden ayrılmadan hemen evvel annesiyle aralarını düzelttiler. Pouchain, "Bayağıda oğlumu ziyarete giderdim ama gidemiyorum. Zira pasaportum yok" dedi.

Bir gün bankaya gitti ve hayatının şokunu yaşadı: Üzgünüm ama siz yoksunuz

CEZAYİR'DE DOĞDU, AİLESİNİ HİÇ TANIMADI

Pouchain'in hayat hikayesine bakılırsa, eşinin "Ağzımızda gümüş kaşıkla doğmadık" ifadesi az bile söylenmiş gibi görünüyor. Cezayir'de doğan kadın anne babasını hiç tanımadı ama teyze dediği kişinin annesi olduğundan şüpheleniyor. 14 günlükken Fransa'ya getirilmiş ve yedi çocuklu bir ailenin yanına yerleştirildi. Aile zati güç gidişatta olduğundan besleyecek bir ağza daha ihtiyaçları yoktu.

Pouchain 23 yaşına kadar bu ailenin yanında yaşadı. Şiddet dolu bir çocukluk geçirdi. 23'nama geldiğinde evlenmek için konuttan kaçtığını söyleyen Pouchain, "Çocukluğumda yaşadıklarım bana bazı insanların ruhlarında bir siyahlık olduğunu öğretti. Daha kreşteydim ve bu kabustan kurtulmak için tek yolumun okumak olduğunu öğrenmiştim" diye konuştu.

Evvel bakaloryasını sonra da işletme derecesini aldı. "Final sınavı 1 saat mesafedeki Bourg-en-Bresse'teydi. Ama ne yol için ne de otel için param vardı. O sebeple otostop sürükleyerek gittim ve bir köprünün altında yattım. Yine de sınavı geçmeyi muvaffak oldum" diyen Pouchain'in asıl amaçi Avustralya'ya göçmekti. Ama bir partide Pierre-Jean'la tanıştı ve görür görmez birbirlerine aşık oldular. 1988 senesinde de evlendiler. Pouchain, "Pierre-Jean beni konuttan atsa parasız pulsuz sokaklarda kalırdım" dedi.

MERKEZİ SİSTEME GEÇEN YIL GEÇİLDİ

Fransa'da ölümlerin bir hekim tarafından teyit edilmesi ardından 24 saat içinde belediyeye bildirilmesi gerekiyor. Belediye bir vefat belgesi hazırlıyor. Ardından can veren kişinin yakınları vergi, sağlık, sosyal güvenlik gibi kuruluşlara ve bankalara müracaat yaparak gerekenin yapılmasını istiyor.

Geçen seneye kadar ülke genelinde merkezi bir vefat kayıt listesi yoktu ve sadece aile aboneleri vefatın kayıtlı olduğu belediyeden detay isteyebiliyordu. Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü Insee geçen sene 1970'lerden günümüze uzanan yarıyılda yerel yetkililerin biriktirdiği vefat kayıtlarını bir araya getirmeye başladı.

Pouchain'in vaziyetini incelemek için Insee'ye müracaat eten Guardian muhabiri ilk olarak Pouchain'in can vermiş insanlar listesinde olduğu "ama ölmediği" söylendi. Ardından bir Insee sözcüsü, "Hazinim bir yanılgı yapmışız, Pouchain ölü listesinde değil" açıklamasını yaptı. Bununla birlikte Pouchain'in yaşayan insanlar listesinde de olmadığını ifade eden sözcü, "Hazinim, maalesef bu mevzuda daha fazla bilgimiz yok" cevabını verdi. Bununla birlikte Pouchain'in yaşadığı yerin belediyesinde oluşturulmuş bir vefat belgesi kaydı da bulunmuyor.

BANKAYA, SOSYAL GÜVENLİK MÜESSESESİNE KİM HABER VERDİ?

20 yıldır devam eden bu hukuk gayretsinin en anlaşılmaz tarafı da Pouchain'in nasıl ölü ilan edilebildiği ya da mahkemenin elde bir delil olmadan bunu nasıl kabul edebildiği. Dahası yanılgı yapıldığı anlaşıldıktan sonra bunun nasıl geri döndürülemediği de merak mevzusu.

Pouchain, bankasını, sosyal güvenlik müessesesini ve diğer resmî müesseseleri can verdiğine dair kimin bilgilendirdiğini de bilmiyor. Dahası bir vefat belgesi olmadan bunun nasıl yapılabildiğini de öğrenebilmiş değil. Aslına bakılırsa bunu kimse kavramıyor.

Pouchain, "Bu insanlara anlattığınızda kulağa çok komik gelen bir şey. Dinleyenler bunun olası olmadığını, ablavutça olduğunu düşünüyor. Ama bu son üç yıldır bizim hayatımız" dedi.

Pouchain, "Jandarmalar Pierre-Jean'ın otomobilini haczetmek için geldiklerinde ağlayıp dilendim, onlara ne olduğunu anlatmaya çalıştım ama bir jandarma benm bir anda ölü ilan edilemeyeceğimi söyledi. Sonra merkezi bir veri tabanını hakimiyet etti ve 'Sizin yerinizde olsam trafiğe çıkmazdım zira siz yoksunuz. Ehliyetiniz yok'" diye konuştu.

KASITLI MI YANILGI MI?

Pouchain'in avukatı Cormier, sahtekarlık ve palavra beyan suçlamalarıyla ceza duruşmasinde, Madam H.'nin Pierre-Jean'ın mülklerini haczetmesini önlemek için de idari duruşmada davalar açtı. İlk mahkeme 31 Ağustos'ta yapılacak. Cormier bu mahkemede Pouchain'in hukuken hayata döneceğini umduğunu ama bir yargıcın olan biteni inceleyip kesin karar vermesinin iki seneyi alabileceğini de belirtti.

Pouchain'in tam süreç süresince iyi niyetle hareket ettiğini de belirten Cormier, "Hayatım süresince böyle bir şeye rastlamadım. Bence yavaş yavaş da olsa sonunda o noktaya geleceğiz ve Madam Pouchain'in sapasağlam hayatta olduğunu, palavralar söylendiğini ve yanılgılar yapıldığını kanıtlayacağız" dedi. Cormier yeni açtığı davadaki argümanının kasıtlı bir yanılgı yapıldığı doğrultusunda olduğunu da belirtti.

Kasıt olup olmadığına yargıç karar verecek ama Pouchain, 70 yaşındaki Madam H.'nin böyle bir davayı sürdürdüğüne inanmakta eforluk çektiğini söyledi ve ekledi: "İş duruşmasinde karşı karşıya geldiğimiz zaman bile bana karşı söyleyecek bir şeyi olmadığını söyledi. Yargıça benim için çalıştığını, kendisine tamamen bayağı davranıldığını ve adil bir yönetici olduğumu anlattı."

ADALET BAKANI DAHİ DEVREYE GİRDİ

Madam H.'nin avukatı Pascale Revel ise davayla ilgili yorum arzlarini kerelerce yalanlayarak, "profesyonel kaideler gereği konuşamayacağını" söyledi. Madam H.'nin konuşmasıyla ilgili arzlari ileteceğini belirten Revel, "sizinle iletişim kurup kurmamakta tamamen özgür" dedi. Ancak Madam H.'den ses çıkmış değil. Geçen sene Ekim ayında görülen keşif mahkemesında Revel, Pouchain'i ailesinin de takviyesiyle ölü numarası yaparak Madam H.'ye ödeme yapmaktan sakınmakla suçladı. Pouchain ise bu iddiayı şiddetle reddediyor.

Fransa'nın en yüksek duruşmasi olan Cour de Cassation dahil birçok duruşma, davayı değerlendirdi ve bazı "kuralsızlıklar" olduğuna karar verdi. Ancak tüm bu duruşmalar, Pouchain'i yeniden hayata döndürmenin kendi yetki alanlarının dışında olduğunu bildirdi. Peki buna kimin yetkisi var?

Bu safhada Pouchain'in yaşadığı bölgenin milletvekili Valéria Faure-Muntian da meseleye dahil oldu. Faure-Muntian, Pouchain ismine Adalet Bakanı Éric Dupond-Moretti ile görüştü ve Dupond-Moretti'den davanın takipçisi olma sözünü aldı. Ancak şimdilik Pouchain'in en azından Ağustos sonuna beklemesi gerekiyor.

Pouchain ise Guardian'a, "Yeniden yaşadığım kabul edilse bile hayatım bundan sonra asla aynı olmayacak. 20 yıldır bu dava nedeniyle taciz ediliyorum. Nihayet can verdiğimi ilan edip tabutuma son çiviyi de çaktılar. Savaşmaya devam edeceğim zira buna mecburim. Ama kendimi yeniden inşa etmenin de bir yolunu bulmak zorundayım" diye konuştu.

Guardian gazetesinin "‘They said I don’t exist. But I am here’ – one woman’s battle to prove she isn’t dead" başlıklı haberinden derlenmiştir.