Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı!

Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı!

Küresel iklim krizi neticeyi Kuzey Kutbu ve etrafındaki buz katmanları eriyor, bir servet sarihe çıkıyor. İnsanlığın önümüzdeki 30 senede vereceği kararlar ise gezegendeki geleceğimizi tanımlayacak

Geçtiğimiz sene Ocak ayında dünyanın dikkatinden kaçan çok ehemmiyetli bir vaka yaşandı. Christophe de Margerie adlı akışkanlaştırılmış doğalgaz LNG tankeri, Rusya'nın kuzeyinde bulunan Sabetta Limanı'ndan hareket etti ve 11 gün içinde Çin'in Şanghay şehri yakınlarında bulunan Ciangsu Limanı'na erişti.  Burada yükünü boşaltan gemi ardından geldiği yere doğru hareket etti. Bering Boğazı ve Kuzey Denizi'ni aşarak Rusya'ya geri döndü.

229 metrelik tankere yolculuğunun başında nükleer enerjiyle çalışan bir buzkıran gemisi eşlik etmiş olsa da Christophe de Margerie yolun çok büyük bir kısmını tek başına aldı.

"Ne var ki bunda?" diye sorduğunuzu dinler gibiyiz. Hemen açıklayalım: Yolculuğun kendisinde ya da rotasında afallatıcı bir vaziyet yok, evet. Ehemmiyetli olan giderekmesi...

GEÇMİŞTE BÖYLE BİR YOLCULUK İHTİMALSİZDİ

Geçmişte Christophe de Margerie gibi bir geminin daha doğrusu rastgele bir geminin Kuzey Kutbu'na yakın bölgelerde Ocak ayında yolculuk yapması ihtimalsizdi. Suyun yüzeyindeki buz katmanları o kadar kalın oluyordu ki rastgele bir geminin bu maniyi aşıp da yoluna devam etmesi mevzubahisi dahi olamıyordu. Bu sebeple Kuzey Denizi Rotası yalnızca Temmuz-Kasım ayları arasındaki yarıyılda kullanılabiliyordu.

Ancak küresel ısınma ve iklim krizi sebebiyle buz katmanları artık kış aylarında da oldukça ince. Bu da Christophe de Margerie gibi gemilerin Kuzey Denizi Rotası'nda tam sene sefer yapabileceği anlamına geliyor. Geminin mevzubahisi seferini yönet eden Sovcomflot işletmesinin başkanı Igor Tonkovidov, bu yolculuğun Kuzey Kutbu'nun ve Kuzey Denizi Rotası'nın tam sene süresince tehlikesiz olduğunu ispatladığını söyledi.

Mevzubahisi yolculuk bir ilk olsa da beklenmedik olduğunu söylemek yanlış olur. Karbon salınımının uzun senelerdir devam eden hakimiyetsiz çoğalışının eninde sonunda Kuzey Kutbu ve etrafındaki buzulların erimesine yol kalemtıraşı öğrenilen bir gidişattı. Ancak bölgenin yaşadığı kapsamlı başkalaşım dünyanın geri kalanının Kuzey Kutbu'na bakışının da değişmesine neden oldu.

Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı

BUZUN ALTINDA BİR SERVET YATIYOR

Eriyen buzullar kimileri için yeni fırsatlar anlamına geliyor. Bölgede henüz yüzeye çıkarılmamış 90 milyar varillik petrol ve 45 trilyon metreküplük doğalgaz yatağı bulunduğu hipotez ediliyor. Bu yatakların ehemmiyetli bir kısmı da deniz tabanının altında kalıyor. Buzların erimesi bu alanların çok daha ulaşılabilir olacağı anlamına geliyor.

Üstelik buzların erimesiyle yeni denizcilik rotaları da ortaya çıkacak. Rusya, 2024 haysiyetiyle Kuzey Denizi rotası üzerinden 80 milyon tonluk kargo gönderimi yapmayı amaçlıyor. Çin, fabrikalarında üretilen mülkleri Avrupa'ya Süveyş Kanalı yerine Kuzey Kutbu üzerinden yollamanın hesaplarını yapıyor. Turistik cruise gemileri de kutup bölgesine daha fazla tur seferi koymayı tasarlıyor. Bir de kıymetli metal ve maden damarları var elbette... Grönland'ın ender bulunan topraklarının yanı gizeme denizin altı nikel, skandiyum ve bakır kaynaklarıyla dolu.

4 MİLYON İNSANIN GELECEĞİ RİSKTE

Madalyonun değişik suratında ise etrafla alakalı endişeler daha da derinleşecek ve meselelerin aciliyeti çoğalacak. Buzulların erimesi neticeyi milyonlarca insan gönüllü ya da lüzumlu olarak başka yerlere taşınmak zorunda kalacak. Bugün Kuzey Kutbu etrafında 4 milyon insan yaşıyor. Gezegen ısındıkça bu insanların yaşamları ve kazanç kaynakları riske giriyor.

Buzulların erimesiyle ortaya çıkacak yeni ekonomik faaliyetler bu riskleri kuşkusuz daha da çok artıracak. Bölgeyle alakalı çalışmalara odaklanan bir düşünce kuruluşu olan Kuzey Kutbu Enstitüsü'nün kurucusu Malte Humpert, Quartz'a "İklim farklılığı bunu kaçınılmaz hale getiriyor. Gerçek sorulması gereken büyük sual şu: Bu vaziyette ülkeler ne yapacak?" diye konuştu.

Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı

BÖLGESEL SAVAŞ ADIM ADIM YAKLAŞIYOR

Tam bunları bir araya getirdiğimizde ortaya çıkan tablo, Kuzey Kutbu ve etrafının yeni bir politik ve ekonomik iktidar savaşına sahne olabileceğini gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Kanada, İngiltere, Çin ve İskandinav ülkelerinin bölgede toprağı ya da yatırımları var. Üstelik Güney Kutbu'nun aksine, ülkeleri bu bölgede uslu durmaya zorlayacak bir uyuşma ya da legal rejim de bulunmuyor.

Mevzubahisi boşluk sayesinde ismi geçen ülkelerin çıkarlarını sağlama almak kaderine harekete geçmelerine neden olabilir. Uzmanlar bu gidişatın 19'uncu asırda kolonici eforlar arasında yaşanan çekişmenin 21'inci asra taşınması anlamına gelebileceğini belirtiyor. Ülkeler Kuzey Kutbu'nda nasıl hareket edecek, milli hırslarını dünyanın geri kalanının iyiliğiyle nasıl dengeleyecek gibi suallerin yanıtları, dünyanın iklim farklılığından kaynaklanan meseleleri çözme kapasitesini de net bir şekilde ortaya koyacak.

ARTIK SUYUN YÜZEYİ BUZ YAKALAMIYOR

Geçtiğimiz sene Eylül ayında bilim insanlarından oluşan 68 şahsiyet bir takım Akademik Msitslav Keldiş gemisiyle Moskova'dan Rusya'nın kuzeybatı kıyısında bulunan Arkhangelsk şehrine uzanan ve haftalar süren bir yolculuk yaptı. Emelleri Rusya'nın Kuzey Kutbu'ndaki suları ve bölge iklimi üzerine çalışmalar hakikatleştirmekti

Bu suların altında kalan deniz yatağındaki permafrost başka bir deyişle donmuş toprak ölçüyü gitgide eksiliyor. Dahası permafrosttaki çatlaklardan okyanus sularına ve atmosfere büyük ölçüde metan gazı salınımı oluyor. Geçtiğimiz sene Laptev Denizi'nde bu mevzuda bir hayli delil bulan takım, bu araştırma esnasında Arkhangelsk'i daha sonraya vazgeçmeye karar vermişti. Emelleri Laptev Denizi'nde her sene yine oluşan ve Ekim ayında kalınlaşan buz katmanlarından süratli hareket edebilmekti.

Ancak seri etmelerine gerek olmadığını daha sonra kavradılar. Zira tarihte ilk kere geçen sene, Laptev Denizi Ekim ayında donup kapanmadı. Takımdaki bilim insanlarından Maria Pogojeva sürüklediği bir resimde de suyun üzerindeki buz katmanının tam halde olmadığı, bunun yerine ufak ve ince parçacıklar halinde yüzeyi kapladığı görülebiliyor.

Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı
Resim: Akademik Msitslav Keldiş tahlilcilerinden Maria Pogojeva

SIRADANDAN 8 DERECE DAHA SICAK

2020 senesinde Laptev Denizi kıyıları süresince hava sıcaklıkları ortalamanın 8 derece üstüne çıktı. Üstelik bu bölgenin "Kuzey Kutbu buzunun anaokulunu" olarak adlandırıldığını da unutmamak gerek. Çünkü burada oluşan kilometrekarelerce genişlikteki bu kütleleri akıntıyla batıya çekilip Svalbard'a hatta Grönland'a erişiyor. Laptev Denizi'nin ısınması riskli bir işaret. Kuzey Kutbu'nu daha ciddi meselelerin beklediğine işaret ediyor.

NASA'nın Buzküre Bilimleri Laboratuvarı'ndaki analistlerden Alex Petty, hacim haysiyetiyle şu an Kuzey Kutbu'ndaki buzun 40 sene evvelindeki ölçünün dörtte biri kadar olduğunu söyledi. Petty, "Önümüzdeki 20-30 senede Kuzey Kutbu'nun tamamen buzsuz kalacağını düşünüyoruz diye konuştu.

Son yapılan varsayımlar Petty'nin bahsettiği senaryonun 2050 seneyi gibi yaşanacağına işaret ediyor. Ancak Petty bilim insanlarının modellerde noksanlık olduğundan evham ettiğini belirterek, "Kuzey Kutbu çok daha evvel de buzsuz kalabilir" diye konuşuyor. Erimenin bütün olarak nasıl yaşandığı da henüz net olarak anlaşılabilmiş değil. Dalgalar nasıl bir tesir yapıyor? Erimeyle ortaya çıkan su birikintileri süreci daha da süratlendiriyor olabilir mi? Bu suallerin cevapları inceleniyor.

KANADA VE GRÖNLAND KALAN 'SON BUZ ALANI'

Mevsimsel olarak bakıldığında Kuzey Kutbu'ndaki buz her sene kış aylarında 1 metre kalınlaşıyor. Ancak havalar ısındıkça ve yazlar uzadıkça Kuzey Kutbu'nda kış mevsiminin başlangıcındaki buz seviyesi de düşüyor. Bunun neticesinde yeni oluşan 1 metrelik buz katmanı dahi kayıpları karşılamaya yetmiyor.

Erimenin tesirleri bölgeden bölgeye değişiyor. Şu an en kalın buz katmanlarının Kanada ve Grönland yakınlarında olduğuna işaret eden Petty, "Bu bölgelere 'son buz alanı' demek moda oldu. Buradaki buzlar var güçlerine sabrediyor" diyor. Dolayısıyla Kuzeybatı Geçidi sınan ve Kanada üzerinden Atlas ve Pasifik Okyanuslarını birbirine bağlayan rota bir zaman daha senenin büyük kısmında kapalı kalacak. Rus tarafında ise vaziyet bütün tersi. Petty, "Hareket etmeye ve erimeye meyilli daha genç ve ince buzlar görüyoruz burada" ifadelerini kullanıyor. Başka Bir Deyişle Rusya'nın üzerinden geçen Kuzey Denizi Rotası daha yakın zamanda trafiğe açılabilir.

Kuzey Kutbu'nun sularının tamamen buzsuz kaldığı noktada, insanlık daha da büyük iklim meseleleriyle karşı karşıya kalacak. Güneş ışığını yansıtan buz kütleleri olmadan okyanuslar daha fazla güneş ışınımı emecek ve gezegen daha da ısınacak. Okyanus akıntıları değişecek ve eriyen buzullardan kaynaklanan sular deniz seviyelerinin yükselmesine yol kalemtıraş. Değişik yandan işletme gemileri okyanusu basitçe aşıp Kuzey Kutbu'nun üzerinden gezebilecek. 

Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı

DENİZİN DİBİNE BAYRAĞI DİKTİLER AMA...

2007 senesinde Rusya'ya ait bir denizaltı, Kuzey Kutbu yakınlarına dalarak, suyun takribî 4200 metre altındaki deniz yatağına bir sancak dikti. Bir efor şovu olan bu hareketin, rastgele bir meşru geçerliliği yoktu. Ancak denizaltının bundan çok daha ehemmiyetli bir görevi vardı: Deniz tabanının haritasını çıkarmak ve böylece Rusya'nın kıta sahanlığının Kuzey Kutup bölgesine kadar uzandığını ispatlamak. Şayet bu ispatlanırsa Rusya'nın hakimlik alanı onlarca deniz mili genişleyecek.

Kuzey Kutbu bu anlamda da Güney Kutbu'ndan dağılıyor. Zira Güney Kutbu ve etrafındaki denizler kimseye ait değil. Kuzey Kutbu'nun çevreyi ise 8 bağımsız ülkeyle çevrili ve bu ülkelerin tamamı buradaki kaynaklar üzerinde hak iddia edebilecek vaziyette. Dolayısıyla bölgedeki denizler yan yana ilave edilmiş parçalardan oluşan kırkyama kumaşları anımsatan bir legal çerçeveyle yönet ediliyor. Belli mevzularda geçerli kontratlar da mevcut ama gerçek Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Kontratı UNCLOS, en temel meşru çerçeve.

UNCLOS kapsamında her ülke kendi topraklarının bittiği yerden itibaren deniz 12 mili hakimiyetine de sahip. Ekonomik hakimiyet alanı ise 200 mile kadar çıkabiliyor. Ancak bir ülke kıta sahanlığının 200 mil hududunun da ötesine geçtiğini kanıt edebilirse ekstra 150 millik bir alanın daha hakimiyetini elde ediyor. Rusya, Kanada, Danimarka ve Norveç halihazırda ekonomik alanlarını genişletmelerine yardım sağlayabilmek için araştırmalarını sürdürüyor.

Bölgedeki sekiz ülke, yerli ulusların temsilciler ve Çin gibi gözetmen ülkelerin oluşturduğu Kuzey Kutbu Konseyi ise siyaseten pek tesirli olmayan, daha ziyade etraf koruma ve güvenlik sorunlarıyla ilgilenen bir yaradılış. Konseyin Kanada ve Danimarka arasındaki Hans Adası krizi gibi jeopolitik meseleler üzerinde ya da ticari çatışmalarda hiçbir laf hakkı yok. Bu cins gidişatlar hükümetlerin kendi aralarında çözülmesi gereken meseleler.

Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı
Sabetta'da bulunan doğalgaz kuruluşu

RUSYA YATIRIMLARA ÇOKTAN BAŞLADI

Bölgede laf sahibi olmak isteyen ülkeler arasında Rusya özellikle öne çıkıyor. Bütçesinin yarısı petrol ve doğalgaz kazançlarından gelen Rusya, aynı zamanda Kuzey Kutup Bölgesi'nde en uzun kıyı şeridine de sahip olan ülke ve su altındaki fosil yakıt yataklarını kullanıma açmak için gün sayıyor. 2035 haysiyetiyle bölgedeki doğalgaz imalini 2018 senesinin 10 katına çıkarmak isteyen Moskova hükümeti, aynı sene Sabetta'da 27 milyar dolar bedelinde bir doğalgaz kuruluşunu da devreye aldı.

Üstelik Rusya devletinin bir hayli petrol ve doğalgaz firmayı var. Dolayısıyla bu bölgenin hakimiyetinin sağlanması yalnızca ticari değil, aynı zamanda milli bir mesele. Quartz'a konuşan uzmanlar Rusya'nın kimileri silahlandırılabilen buzkıran gemileri filosu oluşturduğunu ve Sibirya sahilini izlemek için Soğuk Savaş yarıyılından kalma bazı üsleri yine açtığını söyledi. Humpert, "Rusya'nın Kuzey Kutbu'ya yaklaşımı dış siyasetinin yeni kilit taşı oldu. Bu da Rusya ile Batı arasındaki tansiyonu artırıyor" dedi.

Kuzey Kutbu'nun kaynakları Batılı ülkelerin ve Çin'in enerji işletmelerinin iştahını da en az Rus firmalarınınki kadar kabartıyor. Fransız Total, Çinli CNPC, Rus Rosneft'in ortaklarından BP, Norveç hükümetine ait Equinor, bölgedeki kaynakları yüzeye çıkarmak isteyen işletmelerin birkaçı. Bu işletmelerin şu an bölgeye akın etmemiş olmasının nedeni ise henüz maliyetlerin hasılatın üzerinde olması. Ancak buzlar eridikçe ve yeni teknolojilerle fosil yakıtların çıkarılmasının maliyeti düştükçe bu vaziyet değişecek. Üstelik buradaki çekişmeye hükümetler de dahil olacak.

YENİ BİR TRAJEDİ OLURSA NE OLACAK?

Peki bu çekişme ne gibi negatiflikler doğurabilir? İlk akla gelen etraf meseleleri elbette. Misalin 2020'de Sibirya'daki permafrostun erimesiyle bir maden kuruluşundaki dizel yakıt tankı yıkıldı ve 21 bin ton yakıt denize ve toprağa dağıldı.

Bunun dışında bir de gemi yakıtlarının egzozu diyebileceğimiz siyah karbon partikülleri meseleyi var. Bu partiküller buz katmanlarına yapışıyor ve güneş ışınımının yansımasını eksilterek buzun daha süratli erimesine neden oluyor. 2015-2019 seneleri arasında bölgedeki rotaları kullanan gemilerin çoğalışıyla siyah karbon ölçüsünde de yüzde 85'lik bir çoğalış yaşandı. 2017'de yayımlanan bir raporda uzmanların 2025 için öngördükleri siyah karbon seviyesi bugün çoktan aşılmış vaziyette. Bölgeye daha fazla ve daha büyük gemilerin gitmesi siyah karbon ölçüsünün sabrederek çoğalabileceği anlamına geliyor.

Bir de dünyanın halen unutamadığı Deepwater Horizon faciasında olduğu gibi bir petrol sızıntısı olasılığı var. Uzmanlar böyle bir sızıntı halinde paklik kısmetinin neredeyse olmadığını belirtiyor. Üstelik buzu petrolden temizletebilecek bir teknik de henüz keşfedilmiş değil.

Buzun altındaki servet: İnsanlık tarihinin büyük sınavı
Ren geyiği yetiştiriciliğiyle geçinen Nenetler

"VARLIĞIMIZI SÜRDÜREBİLECEK MİYİZ?"

Bölgenin popülasyon yapısı da farklılığa uğrayacak. Rusya şimdiden buzu eriyen toprakları tarım arazisi olarak kullanmak için çalışmalara başladı. Yeni limanların ve petrol ya da doğalgaz kuruluşlarının çevresine kurulacak şehirler de büyük bir göç dalgasına yol kalemtıraş. Bu şartlarda bölgede yaşayan yerli ulusların ren geyiği yetiştiriciliği, balıkçılık gibi kazanç kaynakları da sürdürülebilir olmaktan çıkacak.

Quartz'a konuşan Kuzey Kutbu Enstitüsü Direktörü Victoria Hermann'a göre Nenet'ler gibi yerli ulusların aboneleri şimdiden "20 sene sonra çocuklarımız nereye gidecek? Varlığımızı sürdürebilecek miyiz?" suallerini soruyor.

Hakikatine bakılırsa bu sual belki 20 sene değil ama azıcık daha uzun bir zaman sonunda hepimizin sorması gereken bir sual haline gelecek. Dünyanın tepesindeki buzun eriyişine verdiğimiz cevap, insanların bu gezegen üzerindeki geleceğini tanımlayacak.

Quartz'da yayımlanan "What a melting Arctic means for the world, and the planet" başlıklı dosyadan derlenmiştir.