Dubai Emiri, eşi, kızları… Körfez'de neler oluyor?

Dubai Emiri, eşi, kızları… Körfez'de neler oluyor?

Dünyanın en zengin ve en güçlü insanlarından biri olan Dubai Emiri son yıllarda birçok kez sırra kadem basan kızları ve İngiltere’ye kaçan eski eşinin haberleriyle gündeme geldi. Kızlarının…

Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Reşit el Maktum’un kızı Latife’nin salı akşamı BBC Panorama’da yayınlanan videoları gündeme bomba gibi düştü. Prenses Latife, kendisine gizlice ulaştırılan bir telefonla çektiğini söylediği görüntülerde etrafı polislerle çevrili hapishaneye dönüştürülmüş bir villada rehin tutulduğunu söylüyor ve ekliyor: “Eğer bunu izliyorsanız ya ölmüşümdür ya da çok kötü bir durumdayımdır.”

Yayınlanan videolar 2018’den bu yana iki yıla yayılan bir sürede farklı zamanlarda çekilmiş. Örneğin Nisan 2019 tarihli görüntülerde Prenses Latife, “Tüm pencereler kapalı ve demirli. Evin dışında 5 erkek polis, içindeyse 2 kadın polis var. Dışarı çıkıp temiz hava bile alamıyorum. Bu videoyu banyoda çekiyorum çünkü kapanan ve kilitlenen bir kapısı olan tek oda burası. Ben bir rehineyim. Özgür değilim. Bu hapishanede köle edildim. Hayatım kendi ellerimde değil” derken bir daha asla gün yüzü görmeyeceğinden endişe ettiğini belirtiyor.

Prenses Latife, dünyanın dikkatini ilk kez Ocak 2018’de ülkesinden kaçmaya çalıştığında çekti. Yakalanan ve zorla ailesine teslim edilen Latife’den, o zamandan bu yana kaçış girişiminden hemen sonra yayınlanan bir YouTube videosu ile Dubai Kraliyet ailesinin paylaştığı materyaller dışında haber alınamadı. Dubai ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) adına yapılan açıklamalarda ise 35 yaşındaki Prenses’in ailesinin yanında güvende ve mutlu olduğu söylendi.

Dubai Emiri, eşi, kızları… Körfezde neler oluyor
Şeyh el Maktum

Latife, videolarda bu kaçma girişimini de anlatıyor. Fransız iş adamı ve eski istihbarat görevlisi Herve Jaubert ve capoeira hocası ve dostu Tiina Jauhiainen’in desteğiyle yıllarca kaçış planı yapan Latife, Dubai’den bir botla ayrılarak uluslararası sularda bekleyen ABD bandıralı bir yata binmişti. 8 gün sonra Hindistan’ın batı kıyılarında düzenlenen askeri baskın sonucu Jauhiainen ve Latife silah zoruyla yattan indirilerek Birleşik Arap Emirlikleri’ne götürülmüştü. Latife görüntülerde teknedeki askerlerle nasıl mücadele ettiğini, bir komandonun kolunu ısırdığını ancak kendisine verilen sakinleştirici ilaç sonucu bayıldığını ve gözlerini Dubai’de açtığını anlatıyor. Ardından o zamandan beri hapis tutulduğunu söyleyerek, “Mahkeme yok, suçlama yok. Hiçbir şey yok” diyor.

Latife’nin ilk kaçış girişimi 2018 de değil. Genç kadın 2002 yılında yine Dubai’den kaçmaya çalışmış ve Umman sınırında yakalanıp tutuklanarak 3 yıl 4 ay boyunca hapis tutulmuştu. O zaman yaşadıklarını da anlatan Latife görüntülerde, “Sürekli işkence altındaydım, sürekli. Fiziksel olarak dövülmediğim anlarda bile bana işkence ediyorlardı. Beni taciz etmek için sesler çıkarıyorlardı, gecenin bir yarısı odama gelip beni yataktan sürükleyerek çıkarıyorlar ve dövüyorlardı” diye konuşuyor.

Dubai Emiri, eşi, kızları… Körfezde neler oluyor

EMİR'İN 25 ÇOCUĞUNDAN İKİSİ KAÇTI

Latife’nin babası Şeyh Muhammed bin Reşit el Maktum, aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’nin başbakanı. El Maktum’un toplam 25 çocuğu bulunuyor. Latife, El Maktum’un çocukları arasında kaçırılıp ortadan kaybolan ikinci kişi. Latife’nin ablası Şemsa da 2000 yılında ailenin İngiltere’nin Surrey şehrinde bulunan çiftliğinden kaçtı, daha sonra Cambridge sokaklarında dolaşırken, bir anda ortadan kayboldu. O tarihten beri de kamuoyu önüne çıkmadı.

O zamanlar 19 yaşında olan Prenses Şemsa bir akşam iki arkadaşıyla dışarıda gezerken yanına yanaşan içinde silahlı kişilerin olduğu bir araca bindirildi. Önce Newmarket’taki bir konuta götürüldü ertesi gün de özel bir jetle Dubai’ye uçuruldu.

Şemsa daha sonra kaçak yollardan bir e-posta göndermeyi başardı ve “Babam beni yakalandı. İletişim kurduğum biri aracılığıyla izimi buldu. Beni yakalamaları için 4 Arap erkeği gönderdi. Silahları vardı ve beni tehdit ediyorlardı. Dubai’ye getirildiğimden beri kilit altındayım. Hiç kimseyi, babam dediğiniz insanı bile görmedim. Bu insanları tanıyorum, hepsinin paraları ve güçleri var. Her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar. Eğer beni kaçırırsa İngiltere İçişleri Bakanlığı’na başvurup onları olaya dahil edeceğinizi söylemiştiniz. Şu an sizden bunu derhal bildirmenizi, bana yardım etmenizi, yetkilileri ve diğer herkesi konuya dahil etmenizi istiyorum” yazdı.

O dönemde İngiltere’nin ülkenin en seçkin kraliyet misafirlerinden birine yönelik bu ağır suçlamalar kafaları çok karıştırdı. Hatta diplomatik gerginliğe ve polis soruşturmasına neden oldu. Mahkemede İngiltere polisinin Şemsa kaçırılır kaçırılmaz olaydan haberdar olduğu sonucuna varıldı. Olayın detayları 2001 yılında İngiltere basınında ifşa edildiğinde Şeyh el Maktum sessizliğini korudu ancak 2019 yılında mahkemede verdiği ifadede Şemsa’nın çocuk gibi kırılgan olduğunu ve kayıp kızı bulunduğunda “büyük bir rahatlama yaşadığını” anlattı. Bunun dışında konuyla ilgili açıklamalarında hep kızlarının iddialarının saçmalıktan başka bir şey olmadığını savundu.

Dubai Emiri, eşi, kızları… Körfezde neler oluyor
Prenses Haya, Prens Charles'ın eşi Cornwall Düşesi Camilla ile

MÜKEMMEL ÇİFT ALGISI KARISININ KAÇMASIYLA YIKILDI

Ama Şeyh el Maktum’dan kaçmaya çalışanlar kızlarıyla sınırlı değil. Emir’in altıncı eşi Haya bint el Hüseyin de 2019 yılında Dubai’den kaçıp İngiltere’ye sığınanlardan. Ürdün Kralı Hüseyin’in kızı ve Kral Abdullah’ın baba bir anne ayrı kardeşi olan Prenses Haya, İngiltere Kraliyet ailesi üyelerinin de yakın dostu diye biliniyor. Kensington Sarayı yakınlarında 85 milyon sterlin değerinde bir evde, babaları Şeyh el Maktum olan iki çocuğuyla yaşayan Prenses Haya, Oxford Üniversitesi’nde eğitim görmüş, Ürdün’ün kamyon ehliyetine sahip ilk kadını sıfatını taşıyan, şık kıyafetleri kadar jean pantolonlarıyla da kameralara görüntü verebilen, 2000 Sidney Olimpiyatları’nda ülkesinin bayrağını taşıyıp yarışmış olan bir binici.

Şeyh’le 2004’te evlenen Prenses Haya, diğer eşlere kıyasla kamuoyunun gözü önünde çok daha fazla zaman geçiren bir isim oldu. Uluslararası Olimpiyat Komitesi Üyeliği, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı İyi Niyet Elçiliği gibi görevleriyle de dikkat çeken Prenses Haya ile Şeyh el Maktum için yapılan “mükemmel çift” yakıştırmaları, Prenses’in Dubai’yi terk etmesiyle yerle bir oldu.

Daha sonra Prenses’in 2017-2018 yılları civarında korumasıyla bir ilişki yaşadığı ve kocasının kendisini “bir korku ve gözdağı kampanyasına” maruz bıraktığı haberleri “Körfez’de neler oluyor?” sorularını daha da kuvvetlendirdi. Dahası Prenses Haya, geçmişte kocasının Latife’nin ruhsal sorunları olduğu ve bütün bunları kendisinden para koparmak için yaptığı yönündeki açıklamalarına inandığını ama uluslararası basındaki haberleri okudukça kaygılanmaya başladığını da açıkladı.

Dubai Emiri, eşi, kızları… Körfezde neler oluyor"Mükemmel çift" İngiltere'de Royal Ascot At Yarışlarında

“ÇOK FENA KANDIRILDIM”

2018’de Latife’yle yaptığı bir görüşmeyi de anlatan Prenses Haya, “Kapıyı açtı, bana baktı, sarıldı ve gözyaşlarına boğuldu. Uzun zaman ağladı. Çok hassas görünüyordu. Yüzünde makyaj yoktu, cildi bembeyazdı” ifadeleriyle Latife’nin durumunu aktardı. Haya ayrıca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve İrlanda eski Cumhurbaşkanı Mary Robinson ile Latife arasında Dubai’de Aralık 2018’de gerçekleşen bir görüşme de tertip etti.

Ancak Şeyh’in kendisini ilgilendirmeyen işlere karışmaması gerektiği yönündeki tepkisi Haya’yı daha da endişelendirdi. Hatta Haya’nın Dubai’yi terk etme kararını da Latife’nin yaşadıklarının iç yüzünü öğrendikten sonra aldığı söyleniyor. Robinson da daha sonra görüşmeyle ilgili yaptığı açıklamada “çok fena kandırıldığını” ifade ederek Latife’ye durumunu soramadığını çünkü içinde olduğu söylenen zihinsel koşulların daha kötüye gidebileceğinden endişe ettiğini vurguladı. Robinson, medyayla paylaşılan fotoğrafların da “hayatta olma kanıtı” babında gizli kalacak şekilde çekildiğini, kamuoyuyla paylaşılmasının kendisi için de sürpriz olduğunu söyledi.

Dubai Emiri, eşi, kızları… Körfezde neler oluyor

Latife’nin ve Şemsa’nın iddiaları üzerine açılan dava 2020 yılında İngiltere’de Aile Mahkemesi’nde sonuçlandı. Yargıç Sör Andrew McFarlane, Jauhiainen gibi tanıkların da ifadelerinin ışığında Latife’nin yalan söylediğini düşünmek için hiçbir sebep olmadığına hükmetti ve Şeyh el Maktum’u iki kadının kaçırılmasını organize etmek ve onları özgürlüğünden mahrum bırakmaktan suçlu buldu. Mahkeme Prenses Haya’nın Şeyh tarafından gözdağı kampanyasına maruz bırakıldığına da karar verdi.

Şeyh ise hakkındaki tüm suçlamaları reddetti. Medyaya yaptığı açıklamada, “Bu dava çocuklarımızla ilgili çok kişisel ve özel meseleler üzerine. Çocukların yüksek çıkarlarını ve refahını korumak üzere temyiz başvurusu yapıldı. Çıkan sonuç çocuklarımı İngiltere aile mahkemesindeki diğer davalarda korunan çocuklar gibi medya ilgisinden korumuyor. Bir hükümet başkanı olarak mahkemenin araştırma sürecine katkıda bulunamadım bu da eldeki olguların sadece hikayenin bir yönünü anlatmasıyla sonuçlandı. Medyadan çocuklarımızın mahremiyetine saygı göstermelerini ve İngiltere’deki hayatlarına karışmamalarını istiyorum” dedi.