Gezegenimizde hayat onlarla başladı! 3,5 milyar yaşındaki canlı kayalar

Gezegenimizde hayat onlarla başladı! 3,5 milyar yaşındaki canlı kayalar

Uzaktan bakıldığında syatıl içine yerleştirilmiş kaya parçaları gibi görünüyorlar ama hakikat çok değişik. Bilim insanlarına göre, nefes alış verişleri ile atmosfere oksijen salan bu kayalar olmasaydı

Dünya üzerindeki en yaşlı kıta olan Avustralya, kangurular, emular, dikenli karıncayiyenler, punk saçlı ot ağaçları gibi hepsi birbirinden esrarengiz canlı cinslerine konut sahipliği yapıyor. Ama hepsi bu da değil. En yaşlı kıtası aynı zamanda öğrenilen en eski yaşam formunun da bulunduğu yer. O kadar ki bilim insanları bu yaşam formunun orijinlerinin zamanın başlangıç noktasına kadar uzandığını düşünüyor.

Yaşayan fosiller olarak da öğrenilen bu canlıların bilimsel ismi stromatolit. Yunanca "stroma" kelimesi yatak, döşek gibi anlamlara geliyor; "lithos" ise kaya demek. Stromatolitin kelime anlamı bütün olarak "tabakalı kaya" oluyor. Bu antik kayaların yaşlarının Güneş Sistemi'nin dörtte üçü olduğu düşünülüyor.

SOLUK ALIP VEREN KAYALAR

Basit bir şekilde tarif etmek gerekirse, stromatolitler, siyanobakteri ismi verilen ve fotosentez yapma özelliğine sahip olan mikroskobik canlı kolonilerinin inşa ettiği taşsı yapılar. Tortular sığ sularda yığıldıkça üstlerinde bakteri ürüyor. Bu bakteriler tortu parçacıklarını birbirine bağlıyor. Kalınlığı milimetrelerle ölçülen bu tabakalar üst üste birike birike sonunda kocaman kayalar ortaya çıkıyor.

Bu küçük canlıların Dünya tarihi için çok ehemmiyetli bir görevleri var: Soluk alıp vermek. Güneş'deri gelen enerjiyi kullanan bu bakteriler, oksijen üretmeye başladılar ve Dünya'nın atmosferindeki toplam oksijen ölçüsünü takribî yüzde 20'ye eriştirdiler. Bu sayede de yeryüzündeki öbür yaşayan her şey için lüzumlu şartları sağlamış oldular.

Gezegenimizde hayat onlarla başladı 3,5 milyar yaşındaki canlı kayalar

KİMİLERİ CANLI KİMİLERİ FOSİL HALİNDE

Canlı stromatolitler sadece Dünya'daki birkaç tuzlu lagünde ve koyda bulunabiliyor. Batı Avustralya, değişik cinslerdeki stromatolitleri ile ünlü. Buradaki stromatolitlerin kimileri halen canlı kimileri ise fosilleşmiş gidişatta.

Dünya'daki öğrenilen en eski stromatolit fosilleri 1000 km kadar kuzeyde, Pilbara bölgsinde Marble Bar yakınlarında yer alıyor. Bu fosiller alt yukarıya 3,5 milyar yaşında. Seyyaremizin yaşının 4,5 milyar olarak hesaplandığını düşündüğümüzde, o günlerde henüz kıtalar oluşma aşamasındayken, nebatlar, hayvanlar ve insanlar ortaya çıkmadan çok evvel, Dünya'nın nasıl bir halde olduğuna şahit olan tek canlılar onlar.

Avustralya'nın yanı sıra Brezilya, Meksika, Amerika, Güney Kazakistan, Ural Dağları ve Bahamalar gibi yerlerde bulunan sığ sularda da stromatolitlerle karşılaşmak muhtemel. Türkiye'de ise Salda Gölü'nün tabanında stromatolit yaradılışları bulunuyor. Göl mavi-yeşil rengini buradan alıyor.

Gezegenimizde hayat onlarla başladı! 3,5 milyar yaşındaki canlı kayalar

Avustralya'nın yanı sıra Brezilya, Meksika, Amerika, Güney Kazakistan, Ural Dağları ve Bahamalar gibi yerlerde bulunan sığ sularda da stromatolitlerle karşılaşmak muhtemel. Türkiye'de ise Salda Gölü'nün tabanında stromatolit yaradılışları bulunuyor. Göl mavi-yeşil rengini buradan alıyor.

THETIS GÖLÜ STROMATOLİTLERİ İLE ÜNLÜ

Batı Avustralya'da stromatolitlerin yoğun olduğu bölgelerden biri Thetis Gölü. Uzaktan bakıldığında stromatolitler, kafalarını syatıl altına sokmuş kaplumbağa sürüleri gibi görünüyor.

Gölnam derinliği 2 metrenin azıcık üstünde, tuzluluk seviyesi ise denizin iki katı. Takribî 4800 sene evvel son büyük buzul çağında deniz seviyesi çökünce, Thetis Gölü syatıl geri kalanından koparak izole bir hale gelmiş. Kıyılar içeri çekilmiş, sahil kumulları syatıl çevresini çevirerek gölü oluşturmuş. Buradaki stromatolitlerin alt yukarıya 3500 yıldır burada büyükemkte olduğu hipotez ediliyor.

Gölnam üzerine kurulan köprü sayesinde bölgeyi ziyaret eden turistler stromatolitleri yukarıyadan görme şansını da elde edebiliyor.

Gölnam çevresindeki 1,5 kmlik yürüyüş yolu da turistlere sarih. Ancak stromatolitlere fazla yanaşmak ve değmek yasak. Çünkü geçmişte bu antik yıkıntıların ehemmiyeti bir kısmı, insanların dikkatsizce üstlerine basması sonucu hasar görmüş. O sebeple artık temasa izin verilmiyor.

Gezegenimizde hayat onlarla başladı 3,5 milyar yaşındaki canlı kayalar

STROMATOLİTLERİN GENÇ KUZENLERİ TROMBOLİTLER

Bu bölgeye dair bir öbür dikkat çekici özellik de stromatolitlerin akrabaları olan trombolitler. Takribî 1 milyar sene evvel başlayan evrim sürecinde stromatolitler yavaş yavaş yok olarak yerlerini bu genç kuzenlerine vazgeçmiş.

Avustralya'nın batısı aynı zamanda dünyanın en büyük trombolit bölgelerinden birine konut sahipliği yapıyor. Clifton Gölü aynı zamanda Güney Yarımküre'deki en büyük trompolit bölgesi.

Bu bölge yakın zamanda bir belgesel sayesinde tüm dünyanın ilgisini çekti. Manchester Üniversitesi'nde yaptığı parçacık fiziği çalışmalarıyla tanınan Prof. Brian Cox, sunucusu olduğu "Wonders of the Universe" Safhanın Şahaneleri isimli belgesel için Clifton Gölü'nü ziyaret etti. Cox'ın "sığ sulardaki tuhaf, kayamsı kitleler" olarak nitelendirdiği trombolitlere dinlediği hayranlık sayesinde bir hayli gezgin yeniden Cox'ın ifadesiyle "Dünya üzerindeki ilk yaşamı" görmek için buraya akın etti.

'PIHTI' KAYALARI

Trombolit kelimesi trombozla aynı kökten geliyor. Tromboz ise günlük hayatta "pıhtı" olarak bildiğimiz şeyin tıp dilindeki ismi. Stromatolitler tabaka tabaka bir görüntüye sahipken trombolitler tıpkı bir kan pıhtısı gibi görünüyor.

Batı Avustralya Üniversitesi'nin merhum akademisyenlerinden Dr. Linda Moore'a göre, daha gelişmiş deniz canlılarının ortaya çıkıp süratle çoğalmasıyla, ekosistemleri riske giren stromatolitler gerilemeye başladı. Avcı amipler ve foraminifera delikliler ismi verilen başka tek hücreli organizmalar, parmak eşi uzantılarını kullanarak stromatolitlerin çevresini sarıyor, tabakalı yapılarını bozuyordu.

Stromatolitler hayatta kalmak için öbür cinslerin yaşamayacağı kadar tuzlu sulara lüzum dinliyordu. Bu adaptasyon sürecinde trombolitler öne çıktı. Hayatta kalmayı ve denizden daha az tuzlu sularda artmayı muvaffak oldular. Pıhtı eşi dokuları sayesinde öbür mikroskobik canlılarla beraber var olabildiler. Şu an 2000 yaşında olan Clifton Gölü trombolitlerinin orijinleri ilk trombolitlere kadar uzanıyor.

Gezegenimizde hayat onlarla başladı 3,5 milyar yaşındaki canlı kayalar

BÖLGE HALKI İÇİN HAYAT ONLARLA BAŞLADI

Burada da gölnam üzerine uzanan iskele sayesinde turistler trombolitlere daha yakından bakma şansı elde ediyor. Dikkatli bakıldığında küçük oksijen baloncuklarının syatıl üzerine çıktığını başka bir deyişle trombolitlerin nefes alıp verdiği net bir şekilde görülebiliyor.

Bölgede yaşayan Noongar milletinin Dreamtime rüya zamanı ismi verilen inanç sisteminin esasını oluşturan ve nesilden nesle aktarılan söylencelerinde, trombolitlerin orijinleri anlatılıyor. Anlatılanlara göre, kurak topraklarda yaşayan Noongar'lar, sularının tuzdan arınması için denize dua ettiler. Yaratıcıları Woggaal Maadjit isminde dişi bir yılana dönüşerek denizden çıktı.

Woggaal Maadjitkumulların içinden geçerek bir haliç oluşturdu. Buraya yumurtalarını trombolitler vazgeçti ve onları gözetmek için gövdesiyle gölü gözeten kumullar çevrelerini çevirdi. Yumurtadan çıkan bebek yılanların ilerleyişiyle ortaya dereler çıktı. Bebek yılanlar can verecekleri zaman yerin altına, Dreamtime'a doğru uzanan tüneller açtı. Buralardan su kaynakları fışkırdı. Bu su kaynakları da Noongar milletinin tatlı su gereksinimini karşıladı.

BİLİMSEL ESASI DE VAR

Bu anlatıya bilim çerçevesinden bakıldığında şunu görüyoruz: Mikrobiyal trombolitler, yer altından gelen su kaynağından gelen tatlı syat ve güneş ışığından gelen enerjiyi kullanarak fotosentez yapıyor. Ortaya çıkan oksijen atmosfere karışırken kalsiyum karbonat kireç taşı da çökelti haline geliyor. Tuz ve besleyici madde oranı düşük alkali madde oranı ise yüksek olan yeraltı syat, trombolitlerin büyümesinde ve hayatta kalmasından kritik bir rol oynuyor. Civar şartlarındaki en minik bir farklılık, bu canlıların varlığını riske atıyor.

Clifton Gölü, oldukça hassas bir civar. 2009 senesinde trombolitler geleceği riskteki cinsler arasına dahil edildi ve şu an Ramsar Sözleşmesi Özellikle Su Kuşları Yaşama Etrafı Olarak Uluslararası Ehemmiyete Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme kapsamında korunuyor. Avustralya'da bu biçimde korunan bir öbür yer de Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Kakadu Ulusal Parkı. Bu parkta kıta üzerindeki çok değişik ekosistemler bir arada korunuyor.

Clifton Gölü için alınan koruma tedbirleri arasında, trombolitlerin ezilmesini temkine emelli olarak bir iskele inşa edilmesi, su kalitesinin ve seviyesinin izlenmesi, besin maddelerini ve pisleyicileri filtrelemeye dayanakçı olan yerel nebat cinslerinin oluşturduğu tamponun korunması, trombolitlerin sağlık vaziyetinin izlenmesi ve bölgede yaşayan bireylerle su kalitesinin korunması için iş birliği yapılması gibi başlıklar bulunuyor.

Ramsar Sözleşmesi, ismini 2 Şubat 1971 tarihinde imza atıldığı İran'ın Ramsar şehrinden alıyor. Türkiye de 1994 senesinden bu yana bu uluslararası uyuşmanın bir tarafı. Ramsar Sözleşmesi kapsamında ülkemizde 13 sulak alan koruma altında. Bunlar Manyas Kuş Gölü, Akyatan Lagünü, Gediz Deltası, Göksu Deltası, Kızılırmak Deltası, Kızören Obruğu, Burdur Gölü, Kuyucuk Gölü, Seyfe Gölü, Uluabat Gölü, Meke Gölü, Sultan Sazlığı ve Yumurtalık Lagünü.

İNSAN FAALİYETLERİ TROMBOLİTLERİ ÖLDÜRÜYOR

Hayatın ilk misalleri olan bu taşların korunmaya lüzumu var. İklim farklılığı gölnam tuzluluk seviyesini etkiliyor. Bölgede kentleşmenin artmasıyla göle akan besin ölçüyü de artıyor. Bu da yosun patlaması yaşanmasına yol açıyor. Gölnam yüzeyini kaplayan algler güneş ışığının syatıl altına inmesine mani oluyor ve trombolitleri boğuyor.

İnsanlığın 100 seneyi aşkın sürede yarattığı stres etkenleri, bu binlerce senelik organizmaların hayatta kalmasını güçleştirdi. Tıpkı Noongar'ların Dreamtime anlatısındaki yılan Woggaal Maadjit gibi, insanların da onları gözetmek için ellerinden geleni yapması gerekiyor.

BBC Travel'ın "Stromatolites: The Earth’s oldest living lifeforms" başlıklı haberinden derlenmiştir.