Göçmen gitti doktor oldu

Göçmen gitti doktor oldu

Erzurum’dan ailesiyle birlikte 11 yaşında Fransa’ya göçen Yavuz Coşkun, babasının tadilatında çalıştığı ve yıllar sonra vefat ettiği hastanede doktor oldu.

Yavuz Coşkun’un babası 1980 seneninde çalışmak için Fransa’ya gitti. 2006 seneninde da eşi ve erkek çocuğunu yanına aldı. Hiç Fransızca bilmeyen Yavuz Coşkun, kendisi gibi Fransızca bilmeyen annesinin desteğiyle okuluna devam etti. Tıp fakültesini bitiren Yavuz Çoşkun, Paris’teki Chartres Hastanesi’nde doktor olarak göreve başladı.

ŞİFA DAĞITMAK BABA VASİYETİ

Babasının, görev yaptığı hastanenin onarımında çalıştığını ve geçen sene burada vefat ettiğini anlatan Coşkun, “Şifa vesilesi olmam babamın vasiyeti. Bu vasiyeti yerine getirmenin gururunu yaşıyorum. Ben küçüklüğümden beri doktor olmak istiyordum. Esin aldığım ve dedemin öğrettiği bir hadis-i şerif var, ‘İnsanların en hayırlısı insanlara yararlı olandır.’ Dolayısıyla bu mesleğin muhtaç ve şifa arayan insanlara bir yardım eli olabileceğini düşündüm. Allah’a şükür hastanede bunu yerine getirebiliyorum” diye konuştu.

Muhacir gitti doktor oldu


GÖRÜNCE ÇOK SEVİNİYORLAR

Chartres Hastanesi’ne gelen ve çoğu muhacir olan hastaların bazen kendilerini anlatmakta zorlandığını, bu hastalara tercüman olmaya çalıştığını belirten Coşkun, “Bu bölgede Türk toplumu da çok. Sık sık Türk hastalarımız da geliyor. Bilhassa ilk jenerasyon Türkler iyi Fransızca bilmediği için zorluk çekiyor. Onların sıkıntılarını anlayarak daha iyi teşhis koyma olanağı buluyorum. Bu yüzden harbiden çok yakarıyorlar. Aynı şekilde Afrikalı veya Ortadoğu’dan gelen hastalar da Türk doktor gördüğü için seviniyorlar. Bu benim için gurur sebebi” dedi.

Göçmen gitti doktor oldu

FRANSA İÇİN BÜYÜK KAZANÇ

Yavuz Coşkun, Fransa’daki 3. ve 4. jenerasyon Türk gençlerinin eğitimli ve kültürlü fertler olarak yetişmeye çaba gösterdiğine dikkati çekti: “Bunun Fransa için de büyük bir kazanç olduğunu düşünüyorum. Umarım çok daha güzel gençlerimiz yetişecek. Burada bulundukları ülkede insanlara yararlı olacaklar ve beynelmilel alanda da hem Fransa’yı hem Türkiye’yi temsil edecekler. Gençlere tavsiyem, gerçekten Türk toplumunu geliştirmek, Fransa’ya daha iyi entegre olmak hesabına böyle sivil toplum kuruluşları ve derneklerde netlikle bulunmaları.”