Halit Özgür Sarı ‘Şimdiye kadar kalbim beni hiç yanıltmadı’

Halit Özgür Sarı ‘Şimdiye kadar kalbim beni hiç yanıltmadı’

O Türkiye’nin yeni jönlerinden. Son dört yılda emin adımlarla kariyerinde ilerledi, yükseldi. Esmer, yakışıklı... Ama yalnızca fiziği değil, yeteneğiyle de alaka çekti. “Emin ol yakışıklı olmasam da

Son yarıyılda kiminle konuşsam onun ismini dinliyorum. Çok seviliyor, merak ediliyor. Halit Özgür Sarı’yı daha yakından tanımak için sözleşiyoruz. Set günü çekimi bitiyor ve akşam saatlerinde stüdyoya geliyor. Tam gün çalışmış olmasına karşın suratında kesintisiz bir tebessüm var. Uzun boylu, esmer, beyefendi...
Ekranın tam kriterlerine uyuyor. Sohbet etmeye bayılıyor. Birer kahve alıp başlıyoruz sohbete.

 Özellikle bayanlar sana bayılıyor. Takipçi sayın kısa zamanda milyonu geçti. Başrollerde karşımıza çıkmaya başladın. Ama hakkında pek bilgi yok. Nerede başlıyor hikâyen?

Annem ve babam Antepli. Ben İstanbul’da doğup geliştim. Annem konut hanımı, babam özgür işle uğraşıyordu. Bir ablam var, o benim için kaderdi. Hep dayanağını gördüm. Benimki meselesiz, banal bir sihrime hikâyesiydi diyebilirim.

Halit Özgür Sarı ‘Şimdiye kadar kalbim beni hiç yanıltmadı’

 Bilgi Üniversitesi’nde ekonomi okumuşsun. Neden oyunculuk değil de ekonomi?

Ben de öğrenmiyorum, matematiğim iyiydi, ondan seçmiş olabilirim gülüyor.  Ama şahsiyetime göre bir kısım seçerek üniversiteye gitmedim. Zati oyunculuk için mektebi yarıda vazgeçtim.

 O halde oyunculuk üniversitede mi girdi kanına?

İçimde hep bir ateş yanıyordu ama o ateşin ne için yandığını öğrenmiyordum. Nedenini üniversiteye giderken buldum.

 Peki ne yaptın?

Bulunduğum yaşama, akademik dünyaya kendimi ait sezmiyordum. Mektebi vazgeçmem gerektiğini kavradım. 

Ailen nasıl tepki verdi?

Bu vaziyetten ailemin iki yıl sonra haberi oldu gülüyor. 

 İki yıl mı? Uzun vakit. Gizlemeyi nasıl muvaffak oldun?

Konuttan mektebe diye çıkıyordum, tam gün dostlarımla görüşüyor, oyunculuk eğitimleri alıyordum. Sonra mektepten dönmüş gibi konuta gidiyordum.

 Nasıl itiraf ettin peki?

İtiraf etmek zorunda kaldım diyelim. Ablam da aynı üniversitenin mezunu, her şey çevrimiçi işliyor ya, ablam ders neticelerimi görmek isteyince “Ben mektebi vazgeçtim” dedim. Beklediğim kadar büyük bir tepki vermediler... Keşke en baştan söyleseymişim.

Emel gerçekten oyunculuk muydu yoksa şöhret olmayı mı istiyordun?

Şöhret hiçbir zaman umurumda olmadı, benim için bir netice de değildi. Tanınan biri olmak da benim için çok fazla ehemmiyetli değil sarihçesi.

Nedir senin için ehemmiyetli olan?

Ben yalnızca yaptığım rastgele bir şeyi iyi yapmak istiyorum, ne yaparsam sunim! Tarımla da uğraşsam böyle, hoca da olsam böyle... Şu an
oyunculuk yapıyorum ve iyi yapmaya çalışıyorum. Kendi açımdan şöyle bir mottom var: Olmak gibi bir düşüncem yok, olma halinde, olma yolculuğundayım. Bunu da seviyorum ve neşe alıyorum.

Evet, ben jönüm de...

 Seni ilk kere dört yıl evvel ekranda gördük. Şimdi başroldesin. Başrol olmak korkutuyor mu?

Korkutmuyor, dört yıl evvel yaptığımdan değişik bir şey yapmıyorum, yeniden oyunculuk yapıyorum.

 Nasıl bir yolculuktu senin için?

Benim için genel olarak yaşamda netice değil, gittiğin yol ehemmiyetli. Yolculuğumda birinci sıraya talihi, ikinci sıraya emeği koyarım. Geçen zaman içinde bu yolu hoşlanarak, inanarak ve çalışarak gittim.

Yakışıklılık bu saydıklarının arasında yok mu?

Yakışıklıyı oynadığım işler oldu, ‘Saklı Gizli’da da öyle bir şahsiyeti canlandırıyorum ama yakışıklıyı oynamadığım işlerim de var.

 Başka Bir Deyişle yakışıklı olmasan bugün burada olur muydun?

Olurdum. Ben sana bir sual sorsam... 

 Natürel...

Şimdi benimle görüşme yapıyorsun. Beni merak ediyor musun?

 Evet...

Emin ol, yakışıklı olmasam da beni merak ederdin!

 Hoş yanıt. Her gün yeni bir oyuncu giriyor yaşamımıza. Senin farkın ne?

Klişe gibi ama ben işimi gerçekten hoşlanarak yapıyorum. Bir de kalbiyle yaşayan biriyim.

 O ne demek?

Beyniyle davrananlar vardır, daha stratejik insanlardır. Ben kalbimin tarafında duruyorum. Bir seçim değil bu. Şimdiye kadar kalbim beni hiç yanıltmadı.

 Seni yeni jenerasyonun iddialı jönleri arasında gösterenler var. Sen jön müsün?

Ben jönüm de... Aynı zamanda rastgele birini, yarın bir gün jön olarak adlandırmayacağınız bir şahsiyeti de canlandırabilirim. O surattan “Evet, ben bir jönüm de...” derken o sonraki “de” çok ehemmiyetli.

Halit Özgür Sarı ‘Şimdiye kadar kalbim beni hiç yanıltmadı’

Duştan çıkınca saç yağımı sürmezsem günüm makûs geçiyor

Yeni işinden bahsedersek... Sen kendi gözünden şahsiyetini nasıl anlatırsın?

İki şahsiyeti oynuyorum, Pamir ve Levent. Pamir bir komiser, işinde iyi. Ustalıkla her şeyi yapabilen, uysal bir adam. Hikâyede Pamir kimlik değiştirerek Levent oluyor. Şimdilerde hem Pamir şahsiyeti hem de ben Halit olarak, Levent’i keşif halindeyiz. Bu arayış çok neşeli.

 Dizinin adından yola çıkarsak, senin yaşamında saklı gizli nelerin var?

Mesela acayip hurafelerim var.

 Ne gibi?

Bu aralar çok sık anayollarda hayvan ölüleri görüyorum ve gördüğüm zaman günümün makûs geçeceğini düşünüyorum. Annemin aldığı bir kolye var, onu takmazsam kendimi kısmetsiz seziyorum. Sonra duştan çıkınca saç yağımı sürmezsem
o gün netlikle makûs geçiyor gülüyor.

Ters kişiliklerin birbirine çekimini görüyoruz. Aşk sence de ters kutupların çekimi midir?

Aşk, ters kişiliklerin çekimi olabilir, çok aynı olup ilişkilerini sürdürenler de var. Aşkı tek bir kalıba koymak bana yanlış geliyor.

Sen aşkı nasıl anlatırsın?

Güç ve sabır gerektiren bir şey aşk.

 Realist misin romantik mi?

İkisi de... Ama çok romantikliklerim de vardır.

En romantik hareketin neydi?

Bir kere bir kız dostumun evini tamamen balonlarla kaplamış, mumlardan bir yol yapıp çok hoş bir yemek masası hazırlamıştım.

Kral tacı saplantım var

En çok neye sahip olmak istersin?

Öncelikle kendi biyolojik ailem, sonra kendi seçtiğim, şu an ailem olarak bildiğim insanlar, galibiyet ve sağlık benimle olsun.

 Yapmaya başlayınca duramadığın şey nedir?

Palavra söylemek.... Palavra palavrayı doğuruyor zira.

 Yaparken tutulduğun ve en utandığın şey neydi şimdiye kadar?

Bu sabah yaşadım, sete gidiyordum, otomobilde hoşlandığım bir rap şarkısı çıktı. Söyleyerek ve absürt biçimde dans ederek otomobili sürüyordum. Kafamı bir çevirdim, bir baktım ki bizim settekiler yan vasıtada!

 Gördüğünde gözünü alamadan baktığın bir şey?

Kral tacı. Bende kral tacı saplantısı var.

 Bunu ilk kere duydum...

Kral taçlarından hoşlanıyorum, ileride de konutumda sırça fanuslara minik ışıklarla kral taçları koyacağım, sergi gibi...

 İlk buluşmada neye dikkat edersin?

Tutuma.

 Bir bayanda asla neye tahammül edemezsin?

Palavraya.

 Sevgilinin odasında bir obje olsan ne olurdun?

Aynası olurdum.

Aşkı düşündüğüm bir zamanda değilim

Geçen yıl Instagram’da 40 bin takipçin vardı, bugün 1 milyonu geçmiş. Şan korkutuyor mu?

Hayır, zira yaşamımda hiçbir şey değişmeyecek. Ne yaşamımdaki insanlar, ne yaşamı yaşayış biçimim ne de benim kendi varoluşuma ait düşüncelerim... O surattan çok rahatım bu mevzuda. Hani kimisini korkutabilir, kimisini donakaltabilir, bu arada beni de yalpalatabilir, çok büyük konuşmamalıyım ama tekerrür söylüyorum, çevrem o kadar muhteşem insanlarla çevrili ki onlara çok güveniyorum.

 Bu popülerlikle bayanların alakasında neler değişti?

Bayanların alakasının şöhretle doğru orantılı olmasını istemem Hakan.

Sosyal medyadan arsız öneri alıyor musun?

Hayır.

Palavra...

Gülüyor.

 Çapkın mısın?

Öyle bir şey düşündüğüm bir yarıyılda değilim. Çok kaderli bir adamım, çevrem beni düşünen, korunan insanlarla donatılmış gidişatta. Ben de bu kısmetimi iyi kullanmak istiyorum ve bunun kıymetini öğreniyorum. Bir de gerçekten obsesif biçimde işime odaklanmış haldeyim. Haftanın beş-altı günü çok yoğun çalışıyorum.

 Şu anda âşık mısın?

Gerçekten çok fazla aşkı düşündüğüm bir zamanda değilim.

Hayallerimin hududu yok, benim için limit gökyüzü

Seni yakışıklı, çekici bulanlar çok. Sen kendini hoşlanır misin?

Bunu fiziksel olarak idrak etme, ben kendimi bir tam olarak seviyorum. Beşeri yanlarımla da... Neyim varsa bir daha yaşamım olsa yeniden benzerini isterdim.

 O zaman beşeri yanlarına gelelim. Seni hiç tanımayan birine kendini nasıl anlatırsın?

Benimle çok eğlenirsin, sohbet edebilirsin, bana güvenebilirsin.

Karanlık taraflarında neler var?

Çok kafanı şişirebilirim. Konuşmayı ve sohbeti seven biriyim. Çok sual sorabilirim. Böyle biriyim, böyle de kabul görmek istiyorum.

 İnsanlar seninle tanışınca en çok neyini afallıyor?

Dış görünüşümle şahsiyetim arasındaki farka. Dış görünüşüm sert, lekeli bir adam gibi ama şahsiyetim çok daha cümbüşlü, şakacı ve güleç...

Yaşamda neler seni kızdırır?

Palavra. Tuttuğum zaman da tepkim dolaysız kestirip atmaya müteveccih olur. Haksızlık ve haksızlık da beni çok kızdırır.

 Şimdi hayal kursak... Beş yıl sonra yine buluşmuşuz. Sence karşımda nasıl bir adam olarak oturuyor olurdun?

Öncelikle benim hayallerimin hududu yok. Benim için limit gökyüzü... O surattan hayal kurmak mevzusunda kendime güveniyorum. Çok fazla hayal kuruyorum. Belki de bu surattan bazı olmayacak şeyleri oldurabiliyorum. Şimdi de hayal kaidem o zaman. Beş yıl sonra oturduğumuzda sana ‘Beş yıl evvel konuştuğumuzdan çok daha iyi bir oyuncuyum’ demek isterim. Şu an rastgele bir şey yazmıyorum ama işe giderken, duş alırken, dişimi fırçalarken kafamda hikâyeler oluşuyor. Onlardan birini hakikatleştirip anlatabilirdim.