Her gün hastanedeydim kanseri son evrede fark ettim

Her gün hastanedeydim kanseri son evrede fark ettim

10 seneyi hemşire 20 seneyi de idareyici olmak üzere 30 senesini sağlık kurumularda geçiren ve herkese ‘kumpaslı mamografi çektirin’ diye nasihatte bulunan Arzu Karataş, meme kanseri olduğunu son aşamada

“Hayat biz onu tasarılarken başımızdan gelip geçenlerdir” demiş John Lennon. Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkanı ve Acıbadem Taksim Sağlık Kurumu’nde direktör olan Arzu Karataş’ın hikâyesi bütün de bu lafı uslara getiriyor. Pi Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Arzu Karataş’ın hayat gayreti henüz çocukken başlamış:

“Ailem Balkan muhaciri. Babamlar Türkiye’ye 1956 senesinde Yugoslavya’dan geliyor. Çok büyük bir varlıktan yokluğa düşüyorlar. Babam ticaretle uğraşan bir adamdı, ben henüz 12 yaşındayken onu da Körfez krizi vurdu ve işletmeyi battı. Bizde kız çocuklarının eğitim alması çok önem verilir. Babam iflas edince ortaokuldan sonra yatılı hemşire mektebine giderek kısa müddette işimi elime almak ve ailemi güç gidişattan kurtarmak istedim. Babam ise hiç istemedi, aynı şehirdeyiz diye beni yatılı mektebe vermek istemedi. 15 gün ağladım ve babamı ikna ettim. Zira üniversiteyi kazanamasam dahi bu mektepten mezun olunca işimi elime alabilir, aileme destek olabilirdim. İlk sene çok zorlansam da yatılı mektep disiplini bana çok iyi geldi. Orada kan bağım olmayan kardeşler edindim.”

BÜTÜN HER ŞEY YOLUNA GİRMİŞKEN...

Karataş henüz okurken çalışmaya başlıyor. Lisenin ardından Cerrahpaşa Ebelik Yüksek Mektebi’na giriyor. Üniversitedeyken bir yandan çalışarak para biriktiriyor. Bu sırada ailesiyle beraber konut alıyor ve bunun borçlarını ödemeye başlıyor. Bütün rahata erdiklerini düşünürken babasının yemek borusu kanseri haberiyle hayatları tümüyle değişiyor.

Her gün hastanedeydim kanseri son evrede fark ettim

SAĞLIK KURUMUNDA İDAREYİCİLİK

Karataş için babasını yedi ay içinde kaybettikten sonra apayrı bir hayat başlıyor. Mektebi yarıda vazgeçip bütün zamanlı çalışmaya dönüyor. Çalıştığı sağlık kurumunda dört yıl sonra idareyici oluyor. Yeni doğan ve tüp bebek katlarının idareyiciliğini üstleniyor. 2000 senesinde ise aşk kapısını çalıyor ve evlenmeye karar veriyor. Evlendikten sonra Acıbadem Sağlık Kurumuları’nde çalışmaya başlayan Karataş, yönetimsel kısma yöneliyor. Yoğun çalışma temposu konutluluğunu da etkiliyor, 2004 senesinde eşinden ayrılıyor. Kendini daha da işe veren Karataş, Bursa’daki sağlık kurumunda misyon alıyor. 10 seneyi burada geçiyor. 2012 senesinde ise Bursa ve Bodrum’daki sağlık kurumular arasında mekik dokumaya başlıyor. Karataş o yarıyıl hiç unutamayacağı bir hafta sonu yaşıyor:

İLK SINAV ANEVRİZMAYLA

“Başıma anormal bir ağrı girdi. Üç saniye kadar gözlerim karardı. Çok çalışmaktan diye düşündüm. Ertesi gün sağlık kurumuna gidip buluşmalara girdim. Bir anda zelzele oldu varsaydım. Meğerse zelzele olmamış ben beyin sarsıntısı geçirmişim. Nörologlar beyin anevrizması olduğunu kavradı. Göz asabımın hemen artta anevrizma vardı. Hemen İstanbul’a geldim. Hekimler, ‘Yüzde 4 masada kalırsın yüzde 4 görme yetini kaybedersin ama iyileşeceğine inanıyoruz’ dedi. Ben de bu tip mevzularda çok mukadderatçıyımdır. Yalnızca ‘Öğretmenim ya o taraf olsun ya bu taraf, görme öksüzü kaybetmek istemem’ dedim. Üç-dört saatlik bir operasyonla beynime stent takıldı. Çok galibiyetli geçti ve zamanla iyileştim.”

Her gün hastanedeydim kanseri son evrede fark ettim

İNANMAK İSTEMEDİM

Arzu Karataş’ın sıhhatle temel büyük imtihanı ise iki yıl sonra başlıyor. Karataş kanserle ilk yüzleştiği anı şöyle anlatıyor:

“Bodrum-Bursa arasında mekik dokurken Nejat İşler, Bodrum’daki sağlık kurumumuza yatırıldı. Hasta mahremiyeti çok ehemmiyetli. Üzerimde çok büyük bir basın baskısı var. Üç gün sağlık kurumundan hiç çıkmadım, süreci idaremeye çalışıyordum. Konuta geldiğimde koltuk altlarımdan ter boşaldı ve makûs bir koku hissettim. Elimi koltuk altıma götürdüğümde ceviz büyüklüğünde bir kitle keşfettim. İşler çılgın gibi yoğun. ‘Bir ara ultrason yaptırırım’ dedim. Bu arada ben caddede gördüğüm herkese ‘Kumpaslı mamografinize sürükletiyor musunuz?’ diye soran biriyim. Radyolog dostuma gittiğimde vaziyeti dolaysız anladı. ‘Hiç mamografi sürüklettin mi?’ dedi, ‘Hayır’ dedim. Hekim dostum bana gidişatın iyi olmadığını söyledi ama ben asla kendime konduramıyorum ve inanmak istemiyorum. Yeniden İstanbul’a geldim. Hâlâ ‘kanser değilim’ diyorum. Hastalığımın ileri aşamada olduğu anlaşıldı. Hekimler acilen kemoterapi önerdi.”

HER ŞEYİ YAPMA HAKKI

Hayatının en büyük kırılma anlarından birini yaşadığını anlatan Karataş, ilk kemoterapinin ilk 13 gününün moral bozucu geçtiğini anlatıyor: “‘Saçlarım dökülecek mi, bu rehabilitasyonu kaldırabilecek miyim yoksa vaz mı geçeceğim?’ bir sürü sual oluyor kafanızda. Bu çabayı verip vermeyeceğinize dair çok sert bir sual bu. Ben vermeyi seçim ettim ve eksantrik bir şey söyleyeyim, 18 kemoterapi aldım, hayatımın en anlamlı senesiydi. Sevdiklerime beraberdim, çalışma hayatını hiç vazgeçmedim. Kendime her şeyi yapma hakkını tanıdığım bir sene oldu. Herkes beni pamuklara sardı. Bir de o rehabilitasyonun kanseri küçülttüğünü adım adım görmek muhteşem bir histi.”

Her gün hastanedeydim kanseri son evrede fark ettim

İLK İŞ KONUTUMU SATTIM

Kanser hastalığı Arzu Karataş’ın hayata bakışını da tümüyle değiştirmiş. Hep iki konutum olsun, emeklilikte birinde oturayım değişiğinin kirası bana destek olsun diye düşünen Karataş, kanser olduğunu bildiğinde evini satmış; “Zira siz devamlı gelecek planı yaparken bugünü kaçırıyorsunuz. Oysa yarın ne olacağı hiç belirli değil. Bugünü yaşamak gerekiyor. Hayat kapalı bir kutu. Her anından neşe almak gerekli” diyor. Memelerini, rahmini ve yumurtalıklarını aldıran Karataş sıhhatine kavuşmuş ancak bu süreçte kanser hastalarının yaşadığı lojistik meseleleri bizzat görmüş.

PERUK DA BİZDEN GÖZ KALEMİ DE

2014 sonrası benim için apayrı bir yarıyıl başladı” diyen Karataş, Pİ Kadın Kanserleri Derneği’ni kurma sebebini şöyle anlatıyor:

Onkolojik ilaçları devlet karşılıyor. Ancak hastaların iyi beslenmesi, kendini gözetmesi gerekiyor. Bugün bir peruğun maliyeti o kadar yüksek ki. Natürel mahsuller kullanmalısınız, toplu taşımaya binmemelisiniz. Tam bunlar büyük maliyetler oluşturuyor. Biz, Pİ Kadın Kanserleri Derneği’yle kadınlara bir omuz olmak istedik. Bazen bir kaş kalemi bazen takma meme operasyonu bazen peruk bazen rehabilitasyonlarında doğru manipülasyonlar... Her sekiz kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Biz, dernek olarak kanser alanında cemiyetsel farkındalık yaratırken kanser teşhisinden sonraki süreçte hastalara destek sunmak için kurulduk. Danışmanlık yapıyoruz, operasyonlara aracılık ediyoruz. Lüzum olan her alanda hastanın yanında olmaya çalışıyoruz. Kurulduğumuzdan bu yana 1100 kadına dokunduk. 150 operasyon hakikatleştirdik. Hasta komisyonumuz bize erişen hastanın her türlü gereksinimini tespit edip bize iletiyor. Toplamda 75 gönüllü çalışıyoruz. Meme, rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserine odaklı çalışıyoruz. Dernek abonelerimiz ya benim gibi daha önceki hasta ya da hasta yakını. Bu dernekle bu kadar çok şahsa erişebildiğimiz için çok ama çok mutluyum.