‘Her hekim tartışmasız bir sanatçıdır’

‘Her hekim tartışmasız bir sanatçıdır’

Baytar hekim Dr. Ateş Barut’un polisiye-gerilim cinsindeki yeni romanı ‘Bisturi: Cennetten Kovuluşun Hikâyesi’ çıktı. Bir beyin cerrahının seri katile evrilişini anlatan kitabı cep telefonunda yazan

 Onlarca canı iyileştiren, hayat kurtaran bir baytar Dr. Ateş Barut. Yalnızca geçen sene 1.152 operasyon yapmış, binlerce hasta hayvana bakmış. Ama onun tek isteği hekimlik değil. 2018’de yayımladığı ‘Bisturi’ kitabının devamı kalitesindeki ‘Bisturi: Cennetten Kovuluşun Hikâyesi’ kısa vakit evvel raflardaki yerini aldı. Yeni romanında bir beyin cerrahının seri katile evrilişinin hikâyesini anlatan Dr. Ateş Barut’la konuştuk.

* Baytar hekimsiniz; yazarlıkla yolunuz nasıl kesişti?
Yazmak değil ama hikâyeler kurgulamak hep hayatımın bir parçasıydı. Çok hayalci bir çocuktum. Hâlâ da öyleyim; hem hayalci hem de çocuk... İşimi yaparken de hayatımı yaşarken de bu pek değişmedi. Her fırsatta evvel zekâma yazdım hikâyelerimi... Onları yazıya dökmek, birilerinin alıp okuyacağına inanmak belki de hayallerin en büyüğü, en imkânsızıydı. Bir roman yazmak, kurguladığınız bir vaka dizgisine hatıraları, fikirleri, sualleri yerleştirmek; bunları asla yaşam yolunuzun kesişmeyeceği insanlara eriştirmek, okunan her satırda o insanların zekasına, hayatına girmek muhteşem bir şey.

* Nasıl bir iş temponuz var, yazmaya nasıl süre ayırıyorsunuz?
Çok yoğun... Geçtiğimiz sene 1.152 operasyon yaptım, binlerce hasta baktım. Her gün spor yapıyorum, hoşlandıklarıma zaman ayırıyorum, okuyorum, azıcık fotoğraf yapıyorum. Herkes bu tempoda yazmaya nasıl zaman ayırdığımı merak ediyor. Gerçeğinde ben ‘Bisturi’i cep telefonumda yazdım. Koşarken, spor yaparken, bazen saatler süren operasyonlarda zekâmda planladığım hikâyeyi ilk fırsatta cep telefonumun anekdotlar kısmına yazıyorum. Gün içinde tanık olduğum vakaları, usuma gelen fikirleri de ilave ediyorum o anekdotlara. Sonra da kendime postalıyorum. Başka Bir Deyişle ben bilgisayar başına oturarak değil, yaşarken yazıyorum. Sanırım o temponun, insanı içine alan kurgunun hareketliliği de buradan geliyor.

‘Her hekim tartışmasız bir sanatçıdır’
‘Bisturi-Cennetten Kovuluşun Hikâyesi’ hep kitap’tan çıktı.


* Hekimlik ve yazarlık birbirinden çok değişik iki iş gibi görünüyor. Sizce ortak güzergahları var mı?
Hekimlik çok stresli bir iş zira hem zafer hem zafersizlik çok ortada. Zaferin suskun ama heyecanlı beğenilerle kutsandığı, galibiyetsizliğin acı ve hatta vefatla lanetlendiği bir yol. Hekimlik sadece yazmakla değil, dolaysız sanatla alakalı bence. Zira hekimlik de sanat da
yaratmak, yoktan var etmek, var olana biçim vermek... Bir hastanın meselesini çözmeye çalışan bir hekim o güne kadar bildiklerini, deneyimini birleştirip bir hikâye yazmıyor mu gerçeğinde? Ya da kırık kemik parçalarını birleştiren cerrahın operasyon sonrası baktığı röntgen bir ressamın yaptığı fotoğraftan değişik mi? Bence değil. Her hekim kavgasız bir sanatçıdır.

* Kitabınızdaki beyin cerrahı seri katile dönüşüyor... Bunu yazmaya nasıl karar verdiniz?
Her insan gibi ben de hayatımda pozitif ve negatif bir hayli deneyim yaşadım. Etrafımda olup bitenleri izledim. Hayatın bana en büyük öğretisi insanın makûsluğu oldu. Birbirlerini güya çok seven insanların birden nasıl canavarlaşabildiğini gördüm. İçlerinde suskunca biriktirdikleri hiddeti, kıskançlığı, hasedi, acımasızlığı gördüm. İnsanların yaşadıkları dünyayı nasıl harcadıklarını, doğaya ve hayvanlara umarsızca hasar verdiklerini gördüm. İşte bu bana “Her insanın içinde bir şeytan var” dedirtti. Natürel ki cinayet bir ironiydi ama birbirlerine ve dünyamıza bunları yapabilen insanlar ‘şayet eforu olsa öldürürdü’ diye düşündürdü.

* Sizi zorlayan tarafları oldu mu yazma sürecinin?
Olmadı zira ‘Bisturi’ bir kabahat ve ceza, bir kabulleniş hikâyesi. Bizler bu dünyanın kiracılarıyız ama onu mahvetmek için her şeyi yapıyoruz. ‘Bisturi’ dünyada işkence gören, öldürülen, yenen hayvanların hikâyesi. Babasının içindeki şeytanla tanışan çocukların, sırf gitmek istedi diye güya çok beğenilen ama öldürülen bayanların hikâyesi. Benim seri katillerim gerçeğinde yemek yediğimiz lokantada yan masada, bindiğimiz uçakta çapraz koltukta, karşı apartmanda... Onlarla yaşamak onları yazmaktan çok daha güç.

‘Dünya bu kadar makûsluğu hak etmiyor’

* Kitabınız okurlarınıza ne sezdirsin istersiniz?
Hiçbirimiz müthiş değiliz, hiçbirimiz müthiş olmak zorunda da değiliz ve olamayacağız. Doğa bu kadar hatalıyken yanılgısız olmaya çabalamak ne kadar anlamsız. Bizi hatalarımızla kabul edecek insanlar aramadan evvel kendi hatalarımızı keşfetmek, kendi şeytanlarımızla tanışıp onlarla barışmak, onları iyiliğe evriltmek gerek. Zira dünya bu kadar makûsluğu hak etmiyor. ‘Bisturi’de hiç ad yok zira tüm şahsiyetler boşta. Okuduğunuzda kim olmak isterseniz o olun ya da kimi kimin yerine koymak isterseniz oraya koyun.