Kaşıkçı Elması yerinde

Kaşıkçı Elması yerinde

Osmanlı hazinesine 1679 senesinde giren ve hakkında asırlardır efsaneler üretilen Kaşıkçı Elması’nın kaybolduğu iddia edildi. Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman elmasın önünde açıklama yaptı.

Tarihi elmasların en büyüğü ve en tanınmışı olarak gösterilen, armut şeklindeki 86 kıratlık Kaşıkçı Elması, Topkapı Sarayı’nın silah koleksiyonunun bulunduğu Dış Hazine Kısmı’nde sergileniyor. Topkapı Sarayı’nın Ulusal Saraylar Yöneti Başkanlığı’na devri sırasında bir vakit sergilenmeyen Kaşıkçı Elması, 2019 senesinde yine yerini aldı ve ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

DEDİKODUSU EKSİLMEDİ

Etrafı 49 adet kocaman pırlantayla çevrili olan Kaşıkçı Elması, Topkapı Sarayı’nın her zamanki gibi en dikkat toplayan eserlerinden biri oldu ve onu görmek isteyenler sergilendiği yerin önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Kaşıkçı Elması’nın çalındığı, yerine sahtesinin koyulduğu ya da başka ülkeye satıldığıyla alakalı rivayetler hiçbir zaman yetersiz olmadı.

Daha Önceki yarıyıllarda kulaktan kulağa bir şehir efsanesi gibi dağılan bu rivayetlerin yerini şimdilerde ise sosyal medya aldı. Kaşıkçı Elması’nın kayıp olduğu, yerine sahtesinin koyulduğu iddiası dün sosyal medyada en çok konuşulan mevzular arasındaydı. Bu iddialara CHP’li vekiller de destek verince, Cumhurbaşkanlığı Ulusal Saraylar Yöneti Başkanlığı açıklama yapmak zorunda kaldı.

YARGIYA BAŞVURULACAK

Açıklamada, “Kaşıkçı Elması’nın kaybolduğu veya değiştirildiği ile alakalı hakikat dışı iddialar, Türkiye turizminin canlanmaya başladığı şu günlere hareketliliği baltalamaya müteveccih kasıtlı ve kamuoyunu yanıltmaya müteveccih teşebbüslerdir. Başkanlığımızın her türlü irtibat ve bilgi sunma kanalları kamuoyuna sarihtir. Gerek medyada gerekse sosyal mecralarda yer alan mesnetsiz ve hakikat dışı iddialarla alakalı yasal yollara müracaat etilecektir” denildi.

'32 AYDIR BURADA'

Kaşıkçı Elması yerinde

Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman, 14 Ekim 2019 tarihinden itibaren Topkapı Sarayı’nın Dış Hazine Kısmı’nde sergilenen ve ziyarete sarih olan elmasın kaybolduğu iddialarına ait elmasın önünde açıklamalarda bulundu. Kocaman, “Topkapı Sarayı’nda sergilenen eserlerin neredeyse tamamı hiçbir biçimde güvenlik açısından veya diğer mevzularda speküle edilemez zira bu eserler her türlü müzecilik açısından zorunlu güvenlik tedbirlerinin tamamı alınarak sergilenmektedir. Bu mevzu daha evvel de speküle edilmişti. Sahtecilikle alakalı bir gidişat asla mevzubahisi değildir. Eser, 32 aydır bu salonda sergileniyor” dedi.

İDDİA 1- NAPOLYON'UN ANNESİNİN 

Kaşıkçı Elması yerinde

Kaşıkçı Elması’nı dünya gündemine taşıyan iddia, elmasın hakikatinde Napolyon’un annesine ait Pigot Elması olduğudur. Ancak bu iddia hiçbir zaman doğrulanamamıştır. Osmanlı kayıtlarına göre, Kaşıkçı Elması Pigot Elması’nın kaybolmasından çok daha evvel hazineye kaydolunmuştur. Dedikoduya göre: 1774 senesinde Pigot isminde bir Fransız subayı, elması Hindistan’ın Madaras Mihracesi’nden satın alıp Fransa’ya götürür. Bir zaman sonra tekerrür satılığa çıkartılan elması Napolyon’un annesi satın alır ve uzun vakit göğsünde taşır.

Ne var ki, Napolyon sürgüne sevk edildiği zaman, oğlunu kurtarabilmek için, annesi de elması zorunlu olarak satılığa çıkartır. İşte o sırada, Fransa’da bulunan Tepedelenli Ali Paşa’nın bir adamı, paşa ismine 150 bin altın ödeyerek elması satın alır ve paşaya getirir. Sultan 2. Mahmud zamanında, Tepedelenli Ali Paşa, devlete karşı ayaklandığı mazeretiyle öldürülür, paşanın varlıklarına el koyulur ve nesi var nesi yoksa Osmanlı hazinesine sevk edilir. Böylece, Napolyon’un annesinden satın alınan “Kaşıkçı Elması” hazineye girmiş olur.

İDDİA 2- ÇÖPLÜKTEKİ HAZİNE

Osmanlı kaynaklarında Kaşıkçı Elması’nın Topkapı Sarayı’na gelişiyle alakalı çok değişik görüşler ileri sürülse de, Sultan 4. Mehmet’in Defterdarı Sarı Mehmet Paşa’nın Zübde-i Vekaiyat Vakaların Özü kitabında anlattıkları doğru kabul edilir.

Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Hicri 1090 Mayıs 1679 vakaları sırasında Kaşıkçı Elması’nın bulunuş hikâyesini şöyle anlatır: “Eğrikapı mahallesindeki çöplükte yuvarlak bir taş bulunmuş ve yaymacı çöp toplayan şahıs üç kaşığa değişerek nalbur arasına vazgeçmişti. Sonra gösterdiği kuyumculardan birisi bu taşı 10 akçeye satın almış ve kendi meslektaşlarından birisine göstermişti. Taşın elmas olduğu anlaşılınca o da pay arz etmiş, bu surattan aralarında müzakere çıkmış, sonunda vaka kuyumcubaşıya aksetmişti. O da her iki kuyumcuya birer kese akçe verip taşı ellerinden almıştı.

Daha sonra Vezir-i Azam Mustafa Paşa Hazretleri bu taştan haberdar olmuş ve kuyumcubaşıdan almaya karar vermişti ancak durum padişaha aksetmiş, o da bu taşın Saray’a sevk edilmesini buyurmuştu. Hasılı, taş alana çıkarılıp, işlettirilince 84 kırat büyüklüğünde eşsiz bir elmas olduğu anlaşıldı ve padişah tarafından zaptedildi. Bu vesileyle kuyumcubaşıya kapıcıbaşılık ve birkaç kese akçe ihsan edilmiştir.”