‘Mağazada koklayıp alamadığım parfüm için uzun uzun hüzünlendiğimi hatırlarım’

‘Mağazada koklayıp alamadığım parfüm için uzun uzun hüzünlendiğimi hatırlarım’

Doğa Koleji CEO’su İsmail Kızılbay bir parfüm koleksiyoneri. Çocukluğunu kokular üzerinden anlatıyor, lisedeki sevgilisinin ismini değil ama kokusunu anımsıyor. Evinde 600’ü aşkın parfüm var. Ehemmiyetli

İsmail Kızılbay, Doğa Koleji CEO’su. Takribî 8 bin çalışanı, 102 yerleşkeyi ve 51 bin talebesi olan bir eğitim grubunu idarediği için yoğun bir iş hayatı var. Ama her türlü yoğunlukta dahi kesinlikle zaman ve bütçe ayırdığı bir alaka alanına sahip. Kızılbay bir parfüm koleksiyoneri. Her birine ayrı ayrı kıymet verdiği 600’ü aşkın parfümü evinde muhafaza ediyor. “Sayıları devamlı değişse de toplam sayıyı 600-650 civarını yakalıyorum. Gizlemek, tertip etmek, bir kısmını kokusu bozulmadan kullanabilmek için böyle bir aralık tespit ettim. Elime geçen tüm parfümleri tutsaydım bu sayı 2 binleri geçerdi” diyor.

*Parfüme olan alakanız ne zaman ortaya çıktı?
Kokuya hep alakam vardı. Adana caddelerindeki ufaklığımı kokularla hatırlarım. Portakal bahçelerinin, karpuzun, kebabın, cami halılarının, baharatçılar caddesinin, konutta konuğun olduğunu haber veren kahvenin kokusu... Lisedeki kız dostumun ismi bazen usuma hemen gelmiyor ama kokusunu hiçbir zaman unutmadım. Lisede babamın bana aldığı aftershave tıraş sonrası losyonu beni doğal kokuların dünyasından planlanmış, hayal edilmiş kokuların dünyasına çağırdı. Çantamda ufacık bir şişede apayrı bir dünya taşıma fikri anlatılamayacak kadar sevinçliydi. Üniversitede artık eforum yettiği kadar parfüm almaya ama daha çok koklamaya başladım. Mağazada koklayıp alamadığım parfüm için uzun uzun hüzünlendiğimi hatırlarım.

*Koleksiyonunuza aldığınız parçalar için kriterleriniz var mı?
İlk başta yoktu, hiçbirine kıyamıyordum. Ama zamanla oluşmaya başladı. Marka, hikâyesi, bendeki alkış seviyeyi, hatırası, tarihi ehemmiyeti, imal numarası, kutuyu açılmış açılmamış olması, enderliği, hayatımın özel bir anında benimle beraber olması gibi pek çok kriterim var.

*Parfümümüz karşımızdakine hakkımızda ne söyler?
Sizinle, giysinizle, civarla geçimli bir parfüm karşı tarafa siz konuşmadan bir şeyler anlatır. Hiç konuşmadığım bireylerin kullandıkları parfümle beni etkilediklerine çok tanık oldum. Bu nedenle doğru tercihleri yapmak çok ehemmiyetli. Hoş sınan, sevilen, çok satan değil, sizinle harika bir geçim içinde olan parfümleri seçim etkeniz gerekli. Parfümü insanların zekâsına vazgeçtiğiniz bir kartvizit olarak düşünün. Sizi o kokuyla hatırlayacaklar ya da andırmak istemeyecekler.

*Her parfüm her deride aynı durmaz derler; doğru mu?
Her insanın kendine has, doğal bir kokusu var. Çağdaş hayatla beraber gerçeğinde bu kokuları pek almıyoruz. Kendi kokunuz, beslenme alışkanlıklarınız parfümün deri üstünden yükselmesini etkiliyor. Bu nedenle parfümü kolunuza sıktıktan sonra en az yarım saat beklemeniz gerekli. İdeali daha fazla beklemek... Ama en azından mağazalarda olduğu gibi iki dakikada almamak gerekli.

“Hoş sınan, çok satan değil, sizinle harika bir geçim içinde olan parfümleri seçim etmelisiniz.”

*Gece ve gündüz neden ayrı kokular seçim edilir?
Pazarlamanın tesirlerini bir tarafa vazgeçersek bu mevzudaki seçimler bireyin yaşam stiliyle alakalı. Gece nereye gittiğiniz ve oradaki üslubunuz ehemmiyetli. Şayet dikkat toplamak isteniyorsa güçlü ve bazı notaların ön tasarıya çıktığı parfümler seçim ediliyor. İnsanların büyük bir kısmı parfümü fark edilsin istiyor. Zira parfümü kendilerine ait algının ehemmiyetli bir parçası olarak görüyorlar. Ki bence bu yanlış değil. Ama parfüm seçimi yanılgılıysa yanlış oluyor. Natürel doza da dikkat etmek gerekli. Dip dibe oturulan bir balıkçıda Tom Ford Tobacco Vanille ya da Black Orchid’le yıkanmış insanlara tahammül edemiyorum. Onlar suratından yediğimizi, içtiğimizi anlamıyoruz.

*Peki, bir buluşmaya giderken ayrı, ailenizle bir pazar kahvaltısına giderken ayrı kokular mı seçim ediyorsunuz?
Ben her an için değişik parfüm kullanmayı isterdim ama bu çok güç. O sebeple olası olduğunca duygularım, gündemim, etraf ve gidişatla alakalı bağlar kurarım. İş civarında genellikle orta-üst güce sahip, hafif baharatlı, azıcık odunsu harmanları seçim ederim. Akşam yemeklerinde deriye yakın duran ama kendini sezdiren, şekerli- tatlı olmayan olağan seçimler yaparım. İşin içinde azıcık cümbüş varsa koleksiyonumun ‘monster’ canavar tesiri gösteren parfümleri devreye girer. Bunlar 5 metre yakınımdaki tüm burunları istila edenler parfümler.
Size şaka gibi gelebilir ama Profvmvm Roma’nın Acqva Di Sale’si benim için plaj parfümü. Bu kadar asılcı bir deniz kokusu görmedim.

*Ehemmiyetli anlar için de özel seçimleriniz var mı?
Benim için ehemmiyetli olduğuna inandığım mevzularda iki parfümümü koklamadan karar vermemeye çalışırım. Birisi Amouage’dan Honour. Bana derinlemesine düşünmemi, sakin ve analitik olmamı fısıldar. Ötekiyi Acqua Di Parma’dan Colonia Intensa. O da şahsi geçmişimi, ailemi ve manevi değerlerimi dikkate almamı söyler.

‘Lavanta tarlalarının yanında çadırda yattım’

*Bir parfümün peşinden ne kadar uzağa gittiniz?
İnsanın genellikle parası olduğunda zamanı, zamanı olduğunda parası olmaz. 2015’te benim için ikisi yan yana geldi. Geniş bir arabayla İstanbul’dan çıkıp bir ay Avrupa’yı gezdim. 25 bin km yol yaptım, sayısız parfümevi ziyaret ettim, bir hayli parfümörle buluştum. Parfümün başşehri olarak öğrenilen Grasse bölgesinde beş gün kaldım. Özel izinlerle köklü üreticilerin çalışmalarına katıldım. Lavanta tarlalarının yanında çadırda yattım. İstanbul’a döndüğümde otomobilden 100’ü aşkın parfüm çıktı. Bir dönem Türkiye’de de yerel kolonyaları toplamaya başlamıştım. Ama o kadar itinasız ve hikâyesiz ki
mahsuller, bıraktım. Yerel değerlere, auraya ve özelliklere zerre değer verilmiyor.