Onur Seyit Yaran: Kendimi seksi bulmam, tatlı ve sempatikten yürüyorum

Onur Seyit Yaran: Kendimi seksi bulmam, tatlı ve sempatikten yürüyorum

Genç, yakışıklı, marifetli... Son yarıyılda ekranın en parlayan adlarından. Hayranları onun için sosyal medyada “Sen öyle yeşil baktığın sürece ağaca gereksinimimiz kalmıyor” gibi yorumlar yapıyor. Evrensel

Rol aldığı ‘Kardeşlerim’ dizisinin setinden o gün izinli. Muhsin Akgün’şöhret stüdyosundan içeriye tebessümerek ve enerjisi çok yüksek giriyor. Uzun boylu, sarışın, renkli gözlü... Baby face denilen bir ifadesi var. Kendine bir filtre kahve koyuyor, sohbetin başındaki coşkuyu, konuştukça yerini bol kahkahaya vazgeçiyor. 27 yaşındaki oyuncu Onur Seyit Yaran’la satrançtan futbola, oyunculuktan aşka hayatının belirsiz yanlarını konuşmaya başlıyoruz. 

Üçüncü projendesin. Instagram’da 3 milyondan fazla takipçin var. Çok konuşuluyor, sosyal medya gündemine sık sık giriyorsun. Ama magazinde pek yoksun... Kendini nasıl anlatırsın?

Hırslı, istekli ve çabalı bir adamım. İşime odaklıyım. Dış faktörlerden etkilenmemek için sanırım kendimi kapatıyorum. Üç-dört yakın dostum var. Genelde ya onlarla ya ailemle süre geçiriyorum. Kendimi dışarıya açmayı pek hoşlanmıyorum. İşime yoğunlaşarak hayatıma devam etmek istiyorum. Zati ruhumu  besleyen şey de işim.

Bu ‘çabalı’ adamın hikâyesi nerede başlıyor?

Babam tekstilci, annem konut hanımı. Bir ablam var. Bakırköy’de doğmuşum. O zamanlar Fındıkzade, Çapa’da oturuyormuşuz. Ben ilkokula gidene kadar orada yaşadık. Ardından Tarabya’ya taşındık. Bir koleje yazıldım. Bana benzemeyen çocukların nasıl davrandığını gördüğüm bir yer ve bu da benim için tecrübe olmuştu. O yarıyıllarda satranç hayatıma girdi.

Nasıl?

İlkokul birinci sınıfta okurken satranç hocayı sınıfa girdi. Hepimizi ayağa kaldırdı. Kafasına göre dört şahsı seçti. Ben de onlardan biriydim. Ekibe girdim. Ardından bu sayede burs aldım. Her yıl İstanbul şampiyonu oluyordum, ulusal ekibe dahil oldum.

Satranç sana ne kattı?

Çocukken kavrayamıyorsun ama şu an baktığımda kafamda bazı tasarıları kurarken daha stratejik olduğumu, üç-beş adım sonrasını hesaplayabildiğimi fark ediyorum. Daha sabırlı, ihtiyatlı olmamı sağlamış.

Neden vazgeçtin?

Bir vakit sonra bunu bir spor olarak değil, görev olarak görmeye başladım. O alan bana fazla ciddi geldi. Hatta o yarıyılın federasyon başkanı konuta gelip dönmemi istedi ama ben futbola yöneldim. Galatasaray altyapısına başladım. Sekiz yıl oynadım. Ama istediğim kadar iyi değildim, daha gençtim, kendime odaklanamadım. Bu arada Haliç Üniversitesi Spor Yüksekokulu’nde okuyordum. Futbolu vazgeçince mektebi de vazgeçtim. Şimdi İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji okuyorum.

Onur Seyit Yaran: Kendimi seksi bulmam, tatlı ve sempatikten yürüyorum

Satranç, futbol, sosyoloji, oyunculuk... Azıcık şıpsevdi misin?

Kendimi aradığım yarıyıldı. O zamanlar akranlarım başka şeylerle ilgilenirken benim gelecek evhamım yoktu ama gelecek tasarım vardı.
O surattan hakikatinde çok fazla alan değiştirdim. Bir de mükemmeliyetçiyim, bir işin en iyisi olamadığımda, bu benim için düşüş oluyor. İşimde iyi olmadığım zaman alttayımdır diye düşünüyorum. Ve işi vazgeçmek istiyorum.

Şu an oyunculukta dorukta misin?

Hayır ama en iyilerinden birisi olmaya çalışıyorum ve bu işte en iyilerden biri olacağıma inanıyorum, allahın izniyle.

Nasıl bir keşif hikâyen var?

Futbol oynadığımda sahada olmayı, hünerimi insanlara yansıtacağım bir iş yapmayı çok sevdiğimi kavradım. Film ve dizi de çok izlerdim. Yapabilir miyim diye düşündüm. Bir şeyler ezberleyip ayna karşısında çalıştım filan. Minik bir modellik maceram oldu, ardından oyunculuk eğitimi aldım. Mental olarak kendimi geliştirdim. İlk işim ‘Kalk Gidelim’le başladım.

KENDİMİ DEFORME ETMEK İSTİYORUM

Aynaya baktığında ne görüyorsun?

Yolun bir kısmını yürümüş ama hâlâ yürüyecek çok yolu, maksatları olan, hırslı birini görüyorum. Fiziksel olarak da kendine iyi bakmış, bakımlı ve estetik bir adam.

“Sen öyle yeşil baktığın sürece ağaca gereksinimimiz kalmıyor” gibi yorumlar yapılıyor sosyal medyada senin için. Sen kendini seksi buluyor musun?

Kendimi seksi bulmam. Tatlı ve sempatiklikten yürüyorum gülüyor.

Hep yakışıklı mıydın?

Hep yakışıklıydım diyemem ama hoş bir çocuktum. Sarışın, renkli gözlü denildiği zaman hoş bir tip akla kazanç ya! Ben de yanımdaki çocuklara göre görüntümle sempati toplardım.

Çocukken iyi güzel de, oyunculukta sarışın erkek olmanın tesiri ne oldu?

Genelde senaryolarda sarışınları makûs ya da zengin olarak kodluyorlar. Ben de bu algıları kırmak, kendimi deforme etmek ve kamera önünde her şeyi yapabileceğimi göstermek istiyorum.

Onur Seyit Yaran: Kendimi seksi bulmam, tatlı ve sempatikten yürüyorum

ZEKİ DEMİRKUBUZ’LA ÇALIŞMAYI ÇOK İSTİYORUM

Geçtiğimiz günlerde GQ’dan ‘Senenin Yükselen TV Yıldızı’ ödülnamı aldın... Ne sezdirdi?

Büyük prestijdi benim için, bazı şeyleri doğru yaptığımı hissettim. Bu ödül işe dair çokça mesullük sahibi olmam gerektiğini anımsatan bir simge gibi oldu benim için...

Evrensel Agency’nin kurucusu İzzet Pinto senin için “Şu anda tam dünyanın gözü üstünde olan bir sanatçı” demişti. Yurtdışında alaka görüyor musun?

Kendisine çok teşekkür ediyorum. Evet, mesela ‘Kardeşlerim’ bir hayli ülkede yayımlanıyor ve hatta en son Şili’de de yayına girdi. Arap fan’lar çok fazla. Bu kitleyi ve alakayı yurtdışında yapılacak projelerle çoğaldırmak istiyorum.

Ne gibi tasarıların var?

İspanyol işleri ve İspanyolca çok ilgime sürüklüyor. Bir yıldır da İspanyolca dersleri alıyorum. Ve öğreniyorum ki bir gün İspanya’da konutumdan çıkıp orada bir sete gideceğim.

Genelde hayaller Hollywood’dur. Senin İspanya sevdanın nedeni ne?

Benim için yeni Hollywood, İspanya. Hikâyelerini seyirciye anlatış şekli çok hoş ve ters köşe. Ayrıca dijitalde bir şey sürüklediğin süre bunu Hollywood’da, Bollywood’da ya da Avrupa’da yapmışsın artık bir farkı yok. 

Gelecekle alakalı işine dair hayallerin var mı?

Zeki Demirkubuz’u çok hoşlanıyor ve onunla çalışmayı çok istiyorum. Bir yaşam öyküde rol almayı, birisi gibi olup “Nasıl olmuş ya!” dedirtmeyi hayal ediyorum.

DEVLERİN AŞKINI YAŞAMADIM DAHA...

‘Kardeşlerim’ iki sezondur atv’de oynuyor. Kendi gözünden, canlandırdığın kişiliği nasıl anlatırsın?

Doruk kişiliği mektebin sahibinin oğlu ve başlarda klişe bir zengin. Burslu talebeleri hor görüyor. Sonra Asiye’yle karşılaşıyor. Kişiliğin mutasyonu da aşkla başlıyor.

Sana neler kattı proje?

Kariyerimin çıkış noktası oldu. Bana çok şey kattı ve  katmaya da devam ediyor. Doruk kişiliğini çok hoşlanarak oynuyorum; bendeki yeri ayrı olacak.

Donakaltan tepkiler alıyor musun?

Genelde dizideki babam Akif Atakul’a çok güvenme diyorlar gülüyor. 

Bu hikâyede değişik sınıftan iki bireyin aşkını görüyoruz. Sence aşkta dil, din, kültür farkı tesirli olur mu?

Hayır, olmaz. Hikâyede de bunu anlatıyoruz. Sevgi her şeyin üstesinden kazanç.

Senin böyle bir aşkın oldu mu?

DAHA ÖNCEKİNDEN ÇAPKINDIM, ARTIK DEĞİLİM

3 milyon takipçin var. DM’den ‘yürüyenler’ oluyor mu?

İleti kutuma çok fazla etkileşim olduğu için tek tek girip bakamıyorum. Gelen yorumları elimden geldiğince okumaya çalışıyorum.

Sana oradan erişmeye çalışan birinin kaderi olur mu?

Ben ilişkilerde surat yüzeciyim. Orada gör, o anda etkileşime geç.

Nasıl bir âşıksın?

Beğendiğim insana karşı romantik ve yapıcı bir âşığım.

Çapkın mısın?

Daha Öncekinden çapkındım, artık değilim.

Ne değişti?

Geliştim. Karşı türümde ya da hayatta aradığım şeyler değişti. Artık daha duygusal bakıyorum bir hayli şeye.

O halde nasıl biri âşık eder seni?

Zeki ve çalışkan olanlar ilgime sürüklüyor. Dostlarımı da öyle seçiyorum.

Peki ya aşkta?

Bu mevzuda fiziksel olarak bir sınıflandırma yapamam. Zira ileride şu an tarif edeceğim fiziksel özelliklere sahip bir kadın yerine, başka profilde bir kadınla evlenebilirim. O da açıp ‘Bizimki zamanında Hakan Gence’ye ne konuşmuş’ diye okuduğunda kendine benzemeyen bir profil tarifi görürse mutlu olmayız, değil mi? O surattan şu anda karşımdakinin ruhani olarak değmesi gereken yere değmesi bana yetiyor diyebilirim.

Bu aralar âşık mısın?

Hoşuz bu aralar, iyiyiz be gülüyor.

İlk öpüşmeni anımsıyor musun?

Evet. Antalya’daydım. Üzerimde Galatasaray formam vardı. Sırtımda kocaman Onur yazıyordu. Ve satranç turnuvası için oradaydık gülüyor. Sekizinci sınıftaydım. Zati sonra satrancı da vazgeçtim gülüyor.

SEKİZ BAKLAVAM VAR

Fiziğin böyle olmasa ekranda yeniden bu kadar popüler olur muydun?

Bu işe başlarken bunlar ehemmiyetli ama geçici ve göreceli şeyler hakikatinde. Artık hoşluk ya da yakışıklılıktan çok daha ehemmiyetli olan şeyler var.

Ne gibi?

Seyirciye duyguyu nasıl aktardığın, işine ne kadar konsantre olduğun, ne kadar teknik bilgiye sahip olduğun... İnsanlar da artık daha asıl şeyler izlemek istiyor.

Sektörde bu nedenle önyargılarla karşılaştığın oldu mu?

Çok büyük tenkidi yorumlar almadım. Ama oyuncu koçum çalışırken “Hoş adam ve kadınlar nasıl göründüklerini umursadığı zaman kamerada makûs durur, kişiliğe odaklanamazlar” demişti. Ben de buna kapılmamak için kendimi daha fazla çalıştırdım. Hoş, yakışıklı olmadan da bir şeylerin yapılabileceğini düşünüyorum. Bir sonraki işimde de olasıysa çirkin görünebileceğim bir kişiliği oynamak istiyorum.

Mesela karın adalelerin, baklavaların var mı?

Evet, sekiz tane var gülüyor.

İyi bir rol için o sekiz baklavayı yerle bir edip çok kilo alır mısın mesela?

Evet, netlikle rolüm neyi gerektiriyorsa onu yaparım.