‘Seni kadınlığından vuramazsa oyuncu tarafından vurmaya çalışıyor’

‘Seni kadınlığından vuramazsa oyuncu tarafından vurmaya çalışıyor’

11 yıldır ekranda, bir hayli başrol ve farklı kişilikle izledik onu. Oyunculukta yaşanan en vahim şeyin reyting evhamı olduğunu söylüyor. Şimdi yeni dizisiyle karşımızda olan Sevda Erginci’yle buluştuk;

Buluşmak için sözleştiğimiz gün, öğlen seti var. Sabahın erken saatlerinde geliyor stüdyoya. Elinde kahve termosu... Sevda Erginci bir gülüşüyle çok tatlı, bir bakışıyla çok seksi olabilenlerden... Başlıyoruz

17 yaşından bugüne yaşadıklarını konuşmaya...

* İlk projenin üzerinden 11 sene geçmiş. O günden beri neler değişti sende?

Of, çok fazla... Bir kere geliştim. 17 yaşındaydım, ‘çocuk emekçi’ diye dalga geçiyorlardı.Görünüşüm değişti, olgunlaştım, suratım oturdu. Acı tatlı çok şey bildim, çok iş yaptım, soluk almadan çalıştım.

* Tasarladığın, hayal ettiğin yerde misin?

İlk işim ‘Koyu Kırmızı’yı sürüklemeye başlamadan evvel oyunculukla alakalı öyle tasarılarım yoktu. Bir çocuk oyununda oynuyordum, mutluydum. Kazara keşfedildim. Natürel hayal kuruyordum ama hiç tasarı yapmadım, hâlâ da yapmıyorum. O surattan bu 10 senelik süreçten ve şu anki halimden de çok hoşnudum.

* Dediğin gibi ‘soluk almadan çalıştın’, bu sektörü nasıl anlatırsın?

Çok tatlı şeyler söyleyemeyeceğim; çok güç, yorucu, hırpalayıcı, bir taraftan çok öğretici.

‘Seni kadınlığından vuramazsa oyuncu tarafından vurmaya çalışıyor’

RESİMLER: Muhsin Akgün

Sette çok eril dururum

m Neler bildin?

Bana büyük hayat tecrübeyi kattı.

* Peki, güçlükler... “Bir dizide oynuyor, ünlü olup çok kazanıyorlar” gibi yosunu var. Öyle kolay değil mi?

Asla kolay değil, başka bir deyişle yeri geldiğinde 26 saatimi sette geçirdim. Hiç durmadan, kesintisiz oynayarak, yüksek bir enerjiyle. Kim direnebilir böyle bir şeye? Psikolojik olarak da en vahimi reyting evhamı. Büyük bir coşkuyla, aylarca sürüklüyorsun, sonra diyorlar ki ‘hadi bakalım reyting’! Sen başka işlerin, başka insanların üstüne çıkmayı diliyorsun. Bunu dilemek dahi çok vahim...  

* Bir Hayli oyuncu yaşadığı fiziksel-psikolojik tacizleri açıkladı. Sen böyle  şeyler yaşadın mı?

Natürel; çok başıma geldi, çok tanık oldum.

* Psikolojik mi yoksa fiziksel mi?

Fiziksel olanı yapmaya kimse cesaret edemez. Ben azıcık oğlan çocuğu gibiyimdir sette, çok eril dururum... Ama psikolojik olarak cesaret ettiler. Bunları anlatmak da güç, seni kadınlığından vuramazsa oyuncu tarafından vurmaya çalışıyor. İşte, reyin vermiyor; yaptığın şeyi aşağılıyor, kadınlığını ya da oyunculuğunu aşağılıyor... Bunu da öyle bir yerden yapıyor ki sen bunu şikâyet de edemiyorsun, bir şey söyleyemiyorsun. Artık çaba etmeyi bildim.

* Ne yapıyorsun?

Öteki dostlarım da yaşadıklarımı hayatasın diye beni buna maruz vazgeçen insanların adlarını oyuncu etrafımda duyuruyorum. Elimden bu kadarı geliyor.

* Kim onlar, buradan da duyur...

O kadar söylemeyeyim, insanların dolaysız ekmeğiyle oynamaya da gerek yok. Birinin buna maruz kaldığını görüyorsam elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum.

‘Seni kadınlığından vuramazsa oyuncu tarafından vurmaya çalışıyor’

Boyum 1.59, bunu da şerefle söylüyorum

* Ekran ve başrol denince akla hoşluk geliyor. Sence öyle mi?

Asla değil. Türkiye’de insanlar ekranda hoş bir erkek, hoş bir kadın görmek istiyorlar. Ama benim estetik kavrayışım bizim ekranda izlediğimiz şey değil ve bence burası için de bu yavaş yavaş devriliyor. Yeni yeni burnunu yaptırmayan kadın oyuncular görüyorum ve çok mutlu oluyorum. Sanki yeni nesil azıcık daha özgüvenli, kendini olduğu gibi hoşlanıyor.

* Sende estetik var mı?

Yok.

* Senin hoşluk kavrayışın ne?

Ya, hoşluk aura ile alakalı bir şey. Başka Bir Deyişle ben aynada gördüğüm şeyden hoşnudum, hatalarım var ve onları da çok hoşlanıyorum. 

* Boyun ne kadar?

1.59 ve bunu da şerefle söylüyorum.

* Senin partnerlerin de ekranda hep çok uzun boylu oldular. Çektin mi bundan?

Yoo sürüklemedim; takoz diye bir şey var, ayağımın altına koyuyorlar ve her sahnede onunla yürümeyi artık bildim. Partnerlerim bacaklarını açarak azıcık düşüyorlar karşımda. Başka Bir Deyişle partnerimle oyunumuzdan ve insan olarak birbirimizden hoşnutsak mesele olmuyor. Artı ben 1.59 boyumla podyuma çıkacağım da demedim. Oyunculuk yapacağım dedim. Benim dışımda kimse beğenmiyor ama ben çok hoşlanıyorum boyumu.

* Bu mevzudaki tenkitlere takılır mısın?

Yalnızca boyumla alakalı değil, fiziksel özelliklerimin bir haylisine takıldığım oldu zira bu işi çok ufak yaşta yapmaya başladım. Geliştikçe özgüvenim geldi. Sahip olduklarımı ve işimi çok hoşlanıyorum, hiçbir şey mani olamaz.

Çok kandırıldım. Kim kandırılmadı ki Hakan?

*‘Sana Kalbime Gizledim’ TRT1’de başladı. Nasıl bir kişilikte seni izliyoruz?

Gayet güçlü, iş dünyasında zaferli, mutlu bir kadın Zeynep. Özgüvenli. Yolu vale olan Civanmert’le kesişiyor. Birbirine yavaş yavaş âşık olmalarını izliyoruz.

*Senin ‘kalbine gizlediğin’ biri var mı?

Hayvanlarım; üç kedim, bir köpeğim.

*Aşk…

Aşk yok. Kalbim boş.

* Hikâyede Zeynep ailesini aldatıyor ve sahte bir ilişki yaşıyor. Sen yaşar mıydın?

Asla demeyi beğenmem ama yok başka bir deyişle asla yaşayamam; değil yaşamak, bir şey sezmediğim birini değemem dahi.

*Burada bir aldatılma görüyoruz. Peki sen hiç ilişkilerinde aldatıldın mı?

Çok aldatıldım diyebilirim.

* Aaa... Ne oldu? Artık uslandın mı?

Yoo, uslanmadım! Önemli de değil, aldatıldığım için kendimi makûs da sezmiyorum zira benimle alakalı değil. Bir başkasının yaptığı şeyi üzerime almadım, almam. Yaşadığım her şeyi iyi ki yaşadım.

* Peki hiç kandırdın ya da kandırıldın mı?

Çok kandırıldım. Kim kandırılmadı ki Hakan? Ama ben hiç kandırmadım.

* Aşka olan inancın sarsıldı mı?

Yok sarsılmadı, hâlâ çok inanıyorum aşka, hep de inanmaya devam edeceğim.

* Nasıl bir âşıksındır?

Başka Bir Deyişle o halimi hoşlanıyor muyum, emin değilim. İş hayatı, ilişkiler, gayretler filan derken bir şeylere dönüşüyorsun. Ve aşk beni dönüştüğüm halden çıkarıp en saf halime getiriyor. O korunmasızlık da beni korkutuyor.

‘Seni kadınlığından vuramazsa oyuncu tarafından vurmaya çalışıyor’

Ortaokulda bayılma numarası yapar, derslerden yırtardım

* Sen Mardinli bir baba, Makedonya muhaciri bir annenin kızısın… Nasıl bir ailedeydi?

Babam resimciydi, sonradan şirketçi oldu. Annem konut hanımı. Bir kız, bir erkek kardeşim var.

* İstanbul’da mı doğdun?

Evet. Annemin ailesinde Mardinli Bülent’in kızıydım, babamın ailesinde muhacir Zeynep’in kızıydım, ortada bir ‘değişik’ vaziyetim vardı benim. Bu bana hiçbir yere ait olmama hissini öğretti
ve bu özgür halimi de çok hoşlanıyorum.

* Mektepten nefret etkenle oyunculuk kararı vermişsin...

Evet, mektebi o kadar beğenmiyordum ki ortaokulda bayılma numarası yapar, derslerden yırtardım. Lisede tiyatro kulübüne yazıldım. Orada da keşfedildim.

* Üniversite ne oldu?

Üniversitede de tarihi seçim ettim, beğeniyordum; babam da tarih okumamı çok istiyordu. Beykent Üniversitesi’nde dördüncü sınıfta vazgeçtim.

Zaman olursa tamamlamak isterim...

Seksi de olabiliyorum, sevimli de

* Sence seksi misin, sevimli misin?

Oyuncuyum, çok değişken olabiliyorum; seksi de olabiliyorum, sevimli de olabiliyorum.

* Çapkın mısındır?

Aşk insanıyım diyelim.

* Seni ne tavlar?

Öğrenmiyorum ya. Hoş bir bakış.

* Kendinde en sevdiğin yerin?

Boyum gülüyor, şu an saçlarım kısa ve kâküllü saçlarımı çok beğendim.

* Sosyal medyada fake sahte hesabın var mı?

Var. Yemek videoları izliyorum çok, bir zaman sonra dostlarımın paylaşımlarını göremez oldum. Yemek hesapları takibi için fake açtım, devasa koleksiyonum var.

En fazla kuaförde öncelik tanıyorlar

* Ünlü olmak hakkında ne söylersin?

Bir işim var, bir biçimde hayatıma girdi ve çok hoşlanıyorum, bu da onun yanında getirdiği bir şey. Bazen var, bazen yok, yükseliyor, düşüyor ama umurumda değil dalgalanmalar. Ben oynamayı çok hoşlanıyorum ve ilgilendiğim şey bu.

* Hiç mi namın ekmeğini yemiyorsun?

Valla en fazla kuaförde öncelik tanıyorlar.

* Hayatta neleri tasa edersin?

En az kendimle alakalı olan şeyleri tasa ederim, en çok tasa ettiğim şey de sanırım doğa. Bir de teknoloji.

* “Teknoloji karşıtıyım” demişsin zati bir ziyaretinde de…

Gerçeğinde karşıtı değilim ama evet, bazı şeyler beni korkutuyor, mesela robot influencer diye bir şey gördüm, vahim! Teknoloji tüketimi getiriyor, o tüketim de bizi yok ediyor. Doğayı katlediyoruz, hayvanları mahvediyor, ruhumuzu yok ediyoruz. O surattan teknoloji beni çok korkutuyor.

* Kendinde neyi değiştirmek isterdin?

Tereddütlüğümü değiştirmek isterdim, vahim tereddüdüm. Bir lokantaya gittiğimde menüye bakarken dahi kitap okur gibi saatlerce bakar, sonra yanımdakilere “Siz karar verin” derim.