Sığınmacı izlenimleri

Sığınmacı izlenimleri

Hürriyet muhabirleri İstanbul’da mültecilerin yoğun olduğu bölgelerde Suriyelilerle konuşurken başlıca iki korkularını kolladı: Konuşmaya çekiniyorlar, ‘geri sevk edilme’ müzakerelerinden ürküyorlar.

HEPİMİZİ AYNI KEFEYE KOYMAYIN

Savaşlar sürdükçe muhacirlik hep var olacak bir kavram. 11 yıldır süren Suriye iç savaşının ardından milyonlarca insan Türkiye’ye sığındı, İstanbul’da onlarca muhacir semti oluştu. Türkiye gündeminin ana maddesini oluşturan mülteci sorununun ana oyuncularının bu münazaralardan ne kadar etkilendiğini sormak için muhabir dostum İdris Emen ile beraber muhacir semtlerinin yolunu yakaladık. Muhacirlerin yoğunlukta olarak yaşadığı Aksaray ve Yusufpaşa, Suriye iç savaşının ardından büyük bir başkalaşıma sahne oldu. Arapça yazıların yer aldığı lokantalar, sağlık kurumular, telefon dükkânları, turizm işletmeleri, döviz ofisleri derken muhacirlerin artık bu semtlerde büyük bir ekonomi oluşturduğunu söylemek muhtemel.

SOMALİLİ SOKAĞI FİLİSTİNLİ SOKAĞI

Aksaray ve Yusufpaşa’da yaşayan tek muhacir grubu Suriyeliler değil. Aynı zamanda Afrika’dan göçen binlerce şahıs, Türkmenistan, Özbekistan gibi Türk cumhuriyetlerinden gelenler de Fatih’i yeni konutları olarak özümsemiş. Dün Hürriyet’te yer alan “Mülteciler ne diyor?” manşeti muhacirlerle alakalı hazırladığımız ilk haber değil. Son senelerde emin aralıklarla Fatih’e giderek muhacir esnafla ve muhacir dernekleriyle çok rakamda ziyaret hakikatleştirdim. Son gidişimde fark ettiğim en büyük farklılık ilçenin her geçen sene daha da kalabalıklaştığı, popülasyonunun çoğaldığı ve burada yaşayan halkların çeşitlenmesi. Misalin kimi cadde Somalilerin, kimi cadde Filistinlilerin yaşadığı bölgeler olarak parçalamış. Sohbet ettiğimiz muhacirlerin davranışından politikada yer alan muhacir karşıtı münazaralardan rahatsız oldukları ve ürktükleri hemen anlaşılıyor. Özellikle esnafta büyük bir fobi yaşanıyor. Görüş vermek istemeyen onlarca muhacir esnaf bize zarifçe “Konuşmak isteriz, anlatacak çok şey var ama anlatamayız. Biz işimizde eforumuzdayız. Kimseyle bir meselemiz yok” diyor.

Sığınmacı izlenimleri

BİRBİRLERİNİ UYARIYORLAR

Özellikle resim vermek istemiyorlar. Esnaf, gazetecilere beyanat vermeme mevzusunda birbirlerini uyarıyor. Muhacirlerin çoğunlukla ülke gündemini yakın olarak takip ettiklerini, yaşanan münazaralardan haberdar olduklarını söylemek muhtemel. Sohbet ettiğimiz tüm muhacirler, “Ülkemizdeki şartlar suratından buraya geldik. Burada iş ve hayat kurduk. Her şey yoluna girse elbette ülkemize dönmek isteriz” diyor. Bunun yanı gizeme özellikle Suriyelilerin Türkiye’de yarattığı ekonomik canlılığı vurgulayanların rakamı çok fazla. Yaşı genç olan muhacirlerin Türkçeleri Türkler’den farksız. Ticarete atılıp ciddi birikim elde edenler de var üniversiteye gidenler de... Muhacirlerin ortak şikâyetlerinden biri de tüm mültecilerin aynı kefeye konması. “İyisi de var makûsu da Türkler hepimizi ‘dayanak alan, yalvaran insanlar’ olarak görmesin” diyorlar.

Sığınmacı izlenimleri

YAŞLILARDA ÖZLEM GENÇLERDE FOBİ VAR

İstanbul’un en çok Suriyeli mülteciye konut sahipliği yapan ilçelerinden Esenyurt, değişik kıtaların değişik ülkelerinden gelen mülteciler için yeni bir başlangıç noktası olmuş. Kendilerine ait mağazaları, kuaförleri, marketleri hatta kargo dükkânları var. Çalışan personeller de muhacirlerden oluşuyor. Bu da muhacirlerin hem kendi kültürlerini yaşamak hem de ekonomik meselelerin üstesinden gelmek için aynı bölgelerde yaşamayı seçim ettiklerini gösteriyor. Ziyaret sırasında Suriyeli gençlerin neredeyse tamamının Türkçe bildiğini, hatta kimilerinin bize çevirmenlik yapabilecek seviyede iyi derecede Türkçe konuştuğuna şahit oluyoruz. Yaşlılar ise çok az Türkçe görüşebiliyor. Suriyeli genç mülteciler, yaşlılara göre Türkiye’ye daha iyi adapte olmuş.

REJİM VE İŞSİZLİK EVHAMI

Ömrünün uzun süresini Suriye’de geçiren ileri yaştaki mülteciler, vatanlarına dinledikleri özlemden dolayı ülkelerine geri dönme fikrine daha sıcak bakıyor. Gençler ise Suriye’ye geri dönme mevzusunda pek istekli olmadıklarını söylüyor. Her iki tarafın da kendine göre sebepleri var. Misalin Halep ve Şam’dan gelen gençler, bu iki şehrin hâlâ Esad rejiminin hakimiyetinde olduğunu, Suriye’ye dönmeleri halinde ya suçlanacaklarını ya da askere alınacaklarını dile getiriyorlar.

Sığınmacı izlenimleri

SIFIRDAN BAŞLAYACAĞIZ

Esenyurt’ta görüştüğümüz öteki bir kesim ise ülkelerine geri döndüklerinde hayata sıfırdan başlamaları gerektiğini, bunun da çok güç olduğunu anlatıyor. Suriye’ye geri dönen akrabalarının başta işsizlik olmak üzere bir hayli meseleyle yüzleştiğini söylüyorlar. Hürriyet’e konuşan Abdulmühim Sallah, Suriye’deki dostlarıyla görüştüğünde ülkesinde işsizliğin büyük bir mesele olduğunu bu şartlarda ailesine bakacak bir iş bulmanın imkânsız olduğunu söylemişti. Yeniden anne -babası Halep’e dönen bir Suriyeli de, “Sık sık annem ve babamla görüşüyorum. Halep’te şartlar çok makûs. Sağlık Kurumu hizmeti alamıyorlar. İşsizlik fazla. Her şey çok pahalı” ifadelerini kullanıyor.

ÇOK YANLIŞ ANLAŞILIYORUZ

Suriyeli bir işinsanı ise mültecilerle alakalı münazaralara ismini vermeden şu yorumu yapıyor: “Bu mevzuda çok yanlış anlaşılıyoruz. Bu mevzu tartışılırken Suriye’deki meseleler göz arkasını ediliyor. Biz bu münakaşalar yapılırken Suriye’deki şartların göz önüne alınmasını istiyoruz.”