Tarihçiler: ABD'nin kullandığı 'soykırım' ifadesi hukuki değil, siyasi

Tarihçiler: ABD'nin kullandığı 'soykırım' ifadesi hukuki değil, siyasi

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın 1915 hadiselerine ait ‘soykırım’ ifadesine tarihçilerden de sert tepki geldi: “Karar politiktir. Tarihi ve meşru yardımı yoktur. Hatta bütün…

Tarihçilere göre Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden'ın 1915 hadiselerini 'soykırım' olarak belirlemesinin tarihsel ve hukuksal hiçbir karşılığı bulunmuyor. Biden'ın lafları tamamen politik. 'Soykırım' kötülesi Türkiye açısından yok kararındadır.

BIDEN'IN LAFLARIYLA TARİH KONUŞAMAYIZ

Galatasaray Üniversitesi’nden, tarihçi- akademisyen Doç. Dr. Ahmet Kuyaş tarihçilerin bile mesele üzerinde bir karara varamadığını söyledi: “Dünya görüşleri, tarihe yaklaşımlarına göre ‘Soykırımdır’ diyenler de var ‘Değildir’ diyen tarihçilerde. Bu tamamen yorum sorunu. Çok tartışılan ve daha uzun senelerce tartışılmaya devam edilecek bir mevzu bu. Tarihçiler kendi içlerinde ne derslerse desinler ama politik bir ekip şahıs ya da müesseselerin bu mevzuda bir laf hakkı yoktur. Ne bir devlet başkanı ne de bir ülkenin senatosu ya da meclisi tarihte ne olup olmadığına, o hadiseye hangi ismin verilip verilmeyeceğine karar veremez! Taşlar değişir, 24 Nisan’da bir başka Amerika Birleşik Devletleri Başkanı aynı ifadeyi kullanmazsa ne olacak? Bu tip çok tartışılan tarihsel hadiselerin aktüel politikaya alet edilmesi mahzurludur. Kaldı ki Biden’ın söyledikleri üzerinden tarih konuşamayız.”

TARİHÇİLER İNCELESİN

Tarihte birtakım suallere, net yanıtlar vermenin olası olmadığını, her devletin fotoğrafı tarihinin kendi bakış açısına göre şekillendiğini belirten Doç. Dr. Kuyaş şöyle devam ediyor: “1. Dünya Savaşı’nı ‘Almanlar çıkardı’ diyen de ‘Çıkarmadı’ diyen de var. Doğru ve net bir cevap yok kavrayacağınız. Türk Tarih Müesseseyi de 1980- 1990’lardaki davranışını değiştirdi. Ermenilere de vahimlikler yapıldığını bugün herkes kabul etti. Bu vahimliklere ‘soykırım’ denilebilir mi? Tarihçiler konuşsun, tartışsın, incelesin. Buraya kadar mesele yok. Mesele, politika eliyle gidişata bir ad konulma gayretinde. Tarihsel değil, siyasi bir mesele! Üzerinde dahi durmamak gerekiyor. Umursadığımızı göstermek dahi bir zaaf.”

BİZ HAKLIYIZ

Ankara Hacı Bayram Üniversitesi’nden, tarihçi- yazar Prof. Dr. Hale Şıvgın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden’ın tercih yatırımı olarak Ermeni lobisine ‘soykırım’ diyeceği lafını verdiğini anımsattı: “Karar politiktir. Tarihi ve meşru yardımı yoktur. Meşru yardımı olabilmesi için Beynelmilel Adalet Divanı kararı olması gerekiyor. Var mı? Yok. Hatta bütün tersi kararlar var. Bu kararlar ortadayken bir meclisin ‘Soykırım vardır’ diyerek kendisini duruşma yerine koyması kabul edilebilir değil. Açıklama yok kararındadır.”

HARBORD RAPORUNDA

Prof. Dr. Şıvgın’ın Biden ve Amerikan senatosuna bir de teklifi var: “Genaral Harbord Raporu’nu okusunlar. Amerika Birleşik Devletleri’nin 28. Başkanı Wilson, 1. Dünya savaşı sonrası Kafkasya ve Anadolu’da olan hadiseleri araştırmak üzere General Harbord ve 46 karakter bir komite görevlendirdi. Bu kurulun raporu der ki; ‘Türkler sömürgeci emellerle değil kendi bağımsızlıkları için savaşıyorlar. Ermenilerin katledildikleri iddiası doğru değildir.’ Bu raporu öğrenmelerine karşın ‘soykırım’ iddiasında olmaları mevzunun politik olduğunun en sarih ispatı. ‘Gelin arşivleri açalım, ortak tarih komiteyi kaidem’ dedik ama arzlarımız kabul edilmedi. Çekinecek hiçbir vaziyetimiz yok. Hem tarihi hem meşru güzergahtan haklıyız!”

BATININ IRKÇI TEZLERİ

Tarihçi- yazar Sinan Alan’a göre madalyonun iki suratı var. İlki sömürgeci Batı surat senelerdir kendi ‘ırkçı’ tarih tezlerini, arkeoloji ve antropolojiyi kolonicilik ve politika silahı olarak kullanıyor. ‘Bugün gelinen nokta reelinde sürecin bir devamı gibi’ diyen Alan şöyle devam etti: “Sömürgeci Batı bugüne kadar tüm bu yaptıklarını, kendi ırkçı tezleriyle destekleyerek, ‘insanlığa hizmet’ palavrasıyla hukukileştirmeye çalıştı. Batı’nın 18. asırdan itibaren geliştirdiği bu ‘ırkçı’ tezlere göre Türkler vahşi, ikinci sınıf, sarı ırka üye, yağmacı, vahşi bir ulustu. Öyle ki Yunan işgalini bile ‘Türklere medenilik götürme’ palavrasıyla hukuki kılmaya çalıştılar. Bu ırkçı tarih tezlerine doğuda ilk başkaldıran lider Atatürk’tü.

‘SOYKIRIM’ KÖTÜLESİ

Atatürk, özellikle de Türk Tarih Müesseseyi’nun Batı’nın Türklere müteveccih kötülelerine karşı tarih ve bilimsel çerçevede araştırmalar yapmasını ve bu araştırmaları beynelmilel bilim ve politika etraflarında korunmasını istiyordu. Bu bağlamda yanıt verilmesi gereken ehemmiyetli mevzulardan biri de ‘Ermeni soykırımı’ kötülesiydi. Şimdi gelelim madalyonun diğer suratına! Biz ne yaptık? Bu süreçte ne Türk Tarih Kurumu ne üniversitelerimiz ne politik partiler ‘soykırım’ kötülesi mevzusunda beynelmilel politika ve bilim etraflarını etkileyecek ebatta çalışmalar yapamadı. Dışişleri’nin bu kötüleye karşı lobi çalışmaları da noksan kaldı.”