Varlığın da yokluğun da dert

Varlığın da yokluğun da dert

Geçen hafta medyada devamlı onun ismi geçti. Varlığı da yokluğu da ‘bir yara’ olan sutyenin çok kısa tarihçesine ve ilk çıkışından günümüze nelere kadir olduğuna şöyle bir baktık...

Bu hafta medyanın gündeminde sutyen vardı. Gerçeğinde kadınların dekoltesi, elbiseyi, memeleri, sutyenli olup olmadıklarına dair edilen birtakım sözlere gelen tepkiler... Böyle absürt lafların üzerinde durmanın bir ihtiyacı olmadığını düşünsek de usumuza hepi topu bir iç çamaşırı olan sutyenin nelere kadir olduğu takıldı. Tarihçesine, ne amaçla ortaya çıkıp nelere evrildiğine bakmak istedik...

Sutyen için 16’ncı asırda çıkan korselerin ufak kardeşi diyebiliriz. Korseler moda tesiriyle Avrupa’da özellikle orta ve üst sınıf kadınlar arasında 1500’lü senelerde popülerleşti. Emeli beli daha ince göstermek, göğsü desteklemekti. Ancak o kadar dardı ki hareket etmeyi, soluk almayı güçleştiriyordu. Yarıyıl filmlerinden sıkı korseleri giyip bayılan kadınları hatırlarsınız...

Bir emel de elbette beli inceltip kalçaları genişleterek daha doğurgan bir görüntü yaratmak ve uygun bir eşe dönüşmekti.
Kadının moda, hoşluk ve ‘erkekler’ için kendine yaptığı bir çeşit eziyet olan korseler zamanla biçim değiştirdi ve ikiye bölmeleriyle sutyen doğmuş oldu. Çok da daha öncekine katlanmayan ‘sutyen’ sözcüğünün İngilizce karşılığı ‘brassiere’ dahi ilk defa 1907’de Amerikan Vogue’da kullanıldı. Fakat yalnızca 10 sene sonra, 1917’de, 1. Dünya Savaşı’nda metal kullanımını savaşa aktarmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri hükümeti kadınlardan korse ve sutyen alışverişini kısıtlamalarını istedi ve bu yarıyılda iki savaş gemisi üretilecek kadar metalden tasarruf edildi. Savaş mevzubahisi olduğunda memelerin görünürlüğü ya da desteklenmesi ehemmiyetini kaybetmişti!

Çöpe atıldı, ‘yakıldı’

1920’lerde modada ‘erkeksi’ stilin popülerleşmesiyle bu defa memeleri düzleştiren sutyenlerden faydalanıldı. 30’ların sonunda 2. Dünya Savaşı’nın patlamasıyla metal yetersizini kapamak için yeniden kadınların sutyen ve korselerine müracaat etildi. Bu ikinci dalgayla artık kadın göğsü iyice hürleşti.
Savaş sonrası 50’ler ve 60’larda dik ve büyük meme görüntüsü tutmak için moda tasarımcıları sutyen giymeyi destek verler. Sutyenler dişi figürü öne çıkarmak için moda sektöründe parlatılıp seksiliğin simgeyi haline geldi; kadınların erkekler için giyecekleri ‘seksi’ iç çamaşırı markaları türedi. Mesela takviyeli sutyenleriyle ünlü Wonderbra 1964’te kuruldu.

Ancak serbestlik dalgasının yaşandığı 1960’lı senelerde feministler bu işe bir dur demeye karar verdi. 1965’te sutyen hürlüğünden bahsetmeye başladılar. 1968’de Miss Amerika hoşluk müsabakasını protesto ederken baskı simgeyi olarak gördükleri sutyenleri çöp paketine attılar. Haberlere ‘Yaktılar’ diye yansıyınca da feminizm ve sutyen yakmak popüler kültürde artık irtibatlıydı.

Ünlü feminist yazar, aktivist, gazeteci Susan Brownmiller 1984’te yayımladığı kitabı ‘Femininity’de sutyensiz kadınların erkekleri öfkelendirmesini ve afallatmasını şöyle açıkladı: “Dolaylı olarak memelerin sahibi olduklarını ve bu sebeple de yalnızca kendilerinin sutyeni çıkarabileceğini düşünüyorlar.”

Baskı simgeyi olarak görüldü... Seksilik için giyildi, serbestlik için çıkarıldı.. Ahlakın miktarı dahi oldu...

İçine neler sığıyor!

Tüm bunlar olurken sutyen bir yandan ahlakın miktarı haline geldi. Erkekler bembeyaz tişörtleri ya da gömleklerinin altından meme uçları aşikar gezebilirken kadınlar için bu en hafif deyimiyle ‘hafiflik’ olarak görüldü. Hatta memelerin görünmesini yasaklayan bir iç çamaşırı olan sutyenin kendisinin de 1 milimetre dahi görünmesi ‘kıskanç’ sevgili, koca erkekleri çıldırtmaya yetti. Erkekler memelerimizle beraber sutyenlerimizin de sahibi olduğunu varsaymaya başlamıştı!

Günümüzde hali hazırda bir kadının sutyen giyip giymediğinin konuşulması her ne kadar artık üstünde durmamamız gereken bir mevzu olsa da ne yazık ki gündeme gelebiliyor. Oysaki artık bir ‘No Bra Day’ başka bir deyişle ‘Sutyensiz Günü’müz de var. Bu gün 13 Ekim’de kadınların meme kanseri farkındalığını çoğaldırmak için sutyen giymemeye teşvik edildiği bir gün.

Belli ki hepi topu bir çamaşır olan sutyen içinde yalnızca kadınların memelerini değil, hali hazırda seksilikten hürlüğe, terbiyeciliğe pek çok ‘ehemmiyetli’ mevzuyu da barındırabiliyor!

‘Sarkmayı önlemeye bir katkısı yok’

Bugün sorsak pek çok kadın sutyen takma sebebi için “Memelerin sarkmasını yasaklama mücadelesi” diyecektir. Oysa pek çok hekim meme sıhhati için sutyenlerin bir ehemmiyetinin olmadığını söylüyor. Liv Hospital’dan genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın “Sutyen takıp takmamanın meme kanseriyle ilişkisine dair bir bilimsel çalışma yok. Doğrudan meme sıhhati ve hastalıklarıyla da ilişkisi yok. Sutyen takmanın meme kıvamının korunmasına veya sarkmasının önlenmesine bir tesiri olmadığı gösterilmiştir” diyor.