Viola Davis: Korkularım ilerlememi engellemedi

Viola Davis: Korkularım ilerlememi engellemedi

Oscar, Emmy ve Tony ödüllerini kucaklama bahtına ulaşan 23’namcı birey olarak, oyunculuğun doruğu sayılan bu kulübe giren Viola Davis, hünerlerinin arasına yazarlığı da ilave etti. Barbaros Tapan, Davis

Galibiyetli oyuncu Viola Davis, 2017 senesinde “Fences” filmi ile ‘en iyi destekçi kadın oyuncu’ kategorilerinde hem Oscar hem de Golden Globe ödüllerini kazandı. En çok ödül adaylığı ve ‘en iyi başrol kadın oyuncusu’ ödülü adaylığı alan ilk Afrikalı-Amerikalı kadın olarak Oscar Ödülleri’nde tarihe geçti. “First Lady” dizisindeki Michelle Obama rolüyle ekrana dönen Davis, bu sene kitabı “Finding Me: A Memoir”ı da çıkardı. Galibiyetli oyuncu, kitabını ve kariyerindeki ehemmiyetli ayrıntıları Barbaros Tapan aracılığı ile Kelebek okurlarına anlattı.

* Harika bir kariyeriniz var. Artık özgeçmişinize ‘yazar’ kategorisini de ilave ettiniz. Yazma süreciniz nasıldı?
- Süreç çok hafifleticiydi. Kitabı yazmaya, varoluşsal bir anlam krizi yaşadığımı sezdiğim pandemi sırasında başladım. ‘Black Lives Matter’ reelleşiyordu. Koronavirüs vardı, hakları için savaşanlar vardı. Çok çekişmeli bir tercih yaşadık ve bir anda komşularıma değişik bakmaya başladım. Beyaz meslektaşlarıma değişik bakmaya başladım. Tüm bu denetleyici süreçte, “Ben ne yapıyorum?” dedim. Ve ne zaman varoluşsal bir kriz yaşasam, bu benim için sıfırlama düğmesine basmaktır. Cep telefonunuz bozulduğunda, kapatıp tekerrür açın diyorlar. Ben de öyle yaptım. Minik bir kız olarak kitabımla başa döndüm...

Viola Davis: Korkularım ilerlememi engellemedi

* Çocukluğunuz hakkında yazdınız. Yetiştirilme stiliniz bugün olduğunuz kadını nasıl etkiledi?
- Geçmişimdeki travma reeline karşın beni bir savaşçı ve hayatta kalan biri yaptı... Günün sonunda, ağırlıklı olarak beyaz bir toplulukta geliştim. Kendime hayran değildim. Kendimi hoş sezmiyordum. Ama tüm bu duygulara karşın, ilerlemeye devam ettim. Anne Lamott’un “Cesaret, son duasını etmiş fobidir” biçimindeki lafını kesintisiz kendime söyledim. Fobi ve evhamımın olduğunu kavramakta, kendimden kuşku ettiğimi kavramakta çok iyiyim. Ama bu, ayaklarımı ve ruhumu ilerlemekten alıkoymuyor. Harika bir hayatın galibiyetsizlik, kalp kırıklığı ve travmanın olmamasıyla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bunların hepsinin yolculuğun bir parçası olduğunu düşünüyorum.

* Güç zamanlarda kendinize olan bu inanç nereden geliyor?
- Nereden geldiğine dair hiçbir fikrim yok. Belirlim ki hayatım sona erdiğinde, Yaradan ile tanıştığımda bana her şeyi açıklayacaktır. Dibe vurursunuz, kalp kırıklığı yaşarsınız ve sonra bir biçimde onun içinde yuvarlanıp, orada kalma alternatifiniz var. Adamın konuta döndüğü bir video izliyordum... Azıcık dramaydı, kızına bir şey olduğu için konuta dönüyordu. Kızının başına gelenleri görmek için evine dönerken bir gözlem yaptı. Her şeyi o kadar net gördü ki, ağaçları, yol kenarındaki kuşları, suyu... Bir anda, “Vay be, her gün gittiğim bu rotayı bir anda, tamamen değişik bir gözle görmek, tıpkı bir röntgen düşüncesi gibi” diyordu. Bence hayatta kalbin çok kırıldığında dahi böyle oluyor, o zaman hayatın değerini biliyorsun. Sahip olduğum her şey için minnettarım.

HİDDETİMİ YENEN Türkiye Elektrik Kurumu ŞEY OYUNCULUK

* Usunuzda, kariyeriniz süresince bir kalp kırıklığı ve yalanlanma anı olarak öne çıkan, sizin için gerçekten pozitif olanı görebildiğiniz ve ondan dolayı geliştiğiniz bir an var mı?
- Böyle bir şey olduğunda, bunun pozitif tarafını görmek zaman alıyor. Zira bu, nasıl bir hayat kuracağınızla alakalı bir şey. Bu hayattan böldüğümde kimin ne dediği umurumda olmayacak. Bu hayatın içinde yer kapladığınızı herkesin öğrenmesini istiyorsunuz. Kocam, kızım ve annem var ve bu hayatımı anlamlı kılıyor. İşiniz sizin için gerçekten ehemmiyetli. Bu senin damgan. Bu senin mirasının bir parçası. Evet, yalanlandığımda bu canımı acıtıyor. İnsanların, bir rol için yeterince hoş olmadığımı söylediği gidişatlarda aldığım bir ret yanıtı gerçekten asaplarımı bozuyor. Kalbimi kırıyor ve bir hayli sebepten dolayı beni kızdırıyor. Çoğu ırka dayalı yorumlar zira. Dürüst olalım, aynı özelliklere sahip olsaydım, beş ton daha sarih olsaydım vaziyet değişik olurdu. Sarı saçlarım, mavi gözlerim olsaydı şimdiki halimden azıcıkçık daha değişik olurdum. Beni öfkelendiriyor ve kalbimi kırıyor. Rastgele bir proje adı vermeyeceğim. Ama bütün olarak, "cesaret, son duasını etmiş fobidir" lafıyla bunun üstesinden geldim. “The Help” filmi için Oscar adaylığı aldığımda düşündüm; “Şimdi ne olacak?” Aynı cins roller alıyordum. Zira manken olmayan koyu derili siyah bir kadını başka nasıl oynatacaklardı? Dibe vurmuştum. Ama yeniden de bana kendi kıymetimi anımsatan ve bu hiddeti uzlaştırmama neden olan şeyin oyunculuk olduğunu öğreniyordum.

* Oysa Oscar’a aday gösterildikten sonra ne isterseniz onu alabileceğinizi düşünmüştüm...
- Bana ‘çirkin siyah zenci’ diyen bir kültürün içinde geliştim ve beni motive eden şey, tam bunlara “hayatımdan çık” demek oldu. Hiddetimde beni motive eden türkiye elektrik kurumu şey, artık hiddet kusmayan bir hayat yaratmaktı. Yalnızca bu ırkçılığı yapanlara hiddet kusmak ve onlara 'canımı acıtacak hiçbir şeyin yok' demek. Bu surattan kocamla JuVee Productions’ı kurduk.

SİYAH OLMAK GÖRÜNMEZ OLMAKTIR

* Yeni diziniz “First Lady”de Michelle Obama’yı oynuyorsunuz. Minik kızlar ilk siyah başkanı, ilk siyah first lady’yi gördüler. İlk siyah first lady’ye, ilk siyah cumhurbaşkanına sahip olmak sizin için ne anlam ifade ediyordu?
- Umut. Gelişirken insanlar size her şey olabileceğinizi, her şeyi yapabileceğinizi söyler. 'Hoş olduğunu öğreniyorsun değil mi? Sana hoş olmadığını kim söyledi?' derler mesela... Ve sonra bakarsınız çevrenize ama rastgele bir misal göremezsiniz. Size hoş olduğunuzu söyleyen insanların büyük bir yüzdesi zati size benziyordur. Bir odaya giriyorum, herkes dönüp bakıyor. İnsanlar bunu, ünlü olduğum için yaptıklarını öğrenmiyorlar. Başka Bir Deyişle insanlar beni görüyor. Ama insanlar benim kim olduğumu öğrenmediğinde, öbürleri için bu kadar görünmez olmak garip. Bu surattan genç siyah kızlara, her
zaman bedelli ve hoş olduklarını söylüyorum. Bu kızlara, kendi kızıma da “Her şeyi perişan etsen dahi, umurumda değil. Yeniden de buna bedelsin” diyorum. Bunun için bir şey yapmanıza gerek yok. Belirli bir kiloda olmanıza gerek yok. Buna bedelsin.

* Netlikle dünyada daha çok Viola Davis’lere gereksinimimiz var. Kariyeriniz süresince bu şuurlu bir düşünce ve fikir miydi? Bu algıyı değiştirmek mi istediniz?
- Bence oyuncu olarak yaptığın şey natürel olarak bu. Bir role adım attığınızda, onları insanlaştırmak istersiniz ve insanlar yalnızca türkiye elektrik kurumu bir şeyden ibaret değildir. Mesela yalnızca agresif değiller. Yumuşak tarafları da var. Annalise Keating rolünde dahi, hiddetle beraber kırılganlık göstermek istedim. İnsanların kadınsılığını görmesini istedim, cinselliğini değil. Natürel olarak yaptığınız şey bu, zira onları insanlaştırmaya çalışıyorsunuz. Bazen bu noktada kapana kısılmış gibi seziyorum. Ama minik Viola kesintisiz, “Sen benim kim olduğumu öğreniyor musun, beni görüyor musun?” diyor. İnsanlar her zaman böyle sualler soruyor. Mesela, rollerinizi nasıl seçiyorsunuz? Neden o kadar agresif olmayan ya da daha hoş olan rolleri seçmiyorsun? Oysa çoğu oyuncunun başka alternatifi yok. Sahip olduklarına kanaat etiyorsun ve sahip olduklarım, insanlaştırmam gereken bir sürü perişan rollerdi. Bu surattan üç ebatlı bir kişilik yaratmak için oyunculuk hünerlerimi kullanmak zorunda kaldım.

Viola Davis: Korkularım ilerlememi engellemedi

İNSANLARI ETKİLEDİYSEM BU BANA YETER

*Neyle anımsanmak isterdiniz? Bana göre her şeyi yapabilir ve muvaffak olabilirsiniz.
- Bunu söylediğiniz için teşekkür ederim. Yalnızca insanların daha az yalnız sezmelerini istiyorum. Ruhsal sağlık problemlerine de yol açan pandemiyi geride vazgeçtik. İnsanlarla beraberken dahi yalnız sezmek gerçekten perişan. Günümüzde insanlarla bağlantı kurmak, kendinle iletişim kurmak güç. Başka Bir Deyişle, şayet insanları daha az yalnız sezdirecek bir şey yapabilseydim; “Hayatım buna dokunmaz” gibi sezilen anlardan bahsediyorum... Bunu düşünen ve paydan rastgele bir birey için -kim olduğu fark etmez- bu insanlar için elimden gelen her şeyi yapardım... Zira bunları düşünmek dahi bir insanın “insan” olduğunu kanıtlıyor. Hayatımdan etkilendiğini söyleyen çok fazla insanlarla karşılaşıyorum. Bu, benim için çok şey ifade ediyor. Bunu muvaffak olduysam, iyi olduğumu düşünüyorum. Bununla birlikte iyi oluyorsam, ayrıca bir ödüle gereksinimim olduğunu düşünmüyorum.

HÂLÂ BAŞROLLERDE KOYU DERİLİ KADIN YOK

* JuVee Production ile Shonda Rhimes tarafından yaratılan “How to Get Away with Murder” dizisi, bu stil rollerde daha evvel görülmemiş bir farklılık yarattı mı? Siyah Tenli kadın rolü için alan yaratıyorsunuz...
- Bir odaya girdiğimde herkes “Viola Davis!” diyor. Ben, “O kim” diyorum. Hâlâ televizyonda başrollerde çok fazla koyu derili kadın görmüyorum. Bir siyah tenli kadın odaya girdiğinde işe alınmıyor, onun için alan ve hikâye yaratılıyor. Kadın şartlara karşın değişmiyor, şartlar sebebiyle büyüyor. Başka Bir Deyişle, bunu görüyorum. Yalnızca emin cinsler ve emin hikâye anlatımı var bizim için. Mesela, oğlu otomobilden ateş edilerek can veren bir çete abonesinin annesini oynamak istesem, bunu yapabilirim. Ama 56 yaşında, Nice’e uçarak ve beş erkekle uyuyarak, benim gibi görünerek kendini yine var etmek isteyen bir kadın rolünü alamam. Viola Davis olsam dahi! İnsanlar siyah tenli ırkı, ruhsal uyanış ve cinsellikle bağdaştıramıyorlar hâlâ zira...