Yatılı okudum, kavgadan yılmam

Yatılı okudum, kavgadan yılmam

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 101. yaş günü kutlamaları evvelinde CHP Grup Başkanvekili Manisa milletvekili Özgür Özel ile beraberdik… Özel, “Çok haylaz bir çocuktum. Hep hareketliydim. Şimdi…

Konutta maraton için her şey hazırdı… Oda köşelerine örgü yumağından ipler gerilmiş, mutfakta su kadehleri hazır, komodinlerin üzerine ‘protein barı’ işlevi görecek tüpte çokokremler yerleştirilmişti. Biri 4 öbürü 8 yaşında iki atlet televizyonda izledikleri Olimpiyatlarla eşzamanlı olarak koşuya başladılar. Ufak atlet, üzerine bastığı çokokremle tam konutu çikolatadan ayak izine boyarken büyük olanı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu spikerlerinin o yarıyıl tanınmış olan duygusallığıyla büyümeleri anons ediyordu: “Dünyanın öbür ucundayız sayın seyirciler! Atletler stadyuma girdi! Özgür Özel son 400 metreyi koşuyor! Sancağımızı omzuna verdiler… Tam stadyum oturuyor, biz ayaktayız! Hepimiz ağlıyoruz! Ben de direnemiyorum ağlıyorum sayın seyirciler!” İzledikleri yarışların aksine Manisa’da bir konutta hakikatleşen bu maratonun finişinde onları altın madalya değil, çevreyi darmadağın ettikleri için agresiflikten çılgına dönmüş anneleri bekliyordu! 1970’li senelerde hakikatleşen bu olaydaki haylaz çocuk, bugün CHP Grup Başkanvekilliği misyonunu yürüten ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en hareketli adlarından olan Manisa milletvekili Özgür Özel’den başkası değildi!

Yatılı okudum, kavgadan yılmamZeynep Bilgehan, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanıp albümleri karıştırdı.

‘HEP HAREKETLİYDİM, ŞİMDİ DE YERİMDE DURAMAM’

Geçen hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 101. yaşgününü kutlamaları evvelinde Özgür Özel’in makamındaydık… Özel, gülerek, “Çok haylaz bir çocuktum. Hep hareketliydim. Şimdi de pek yerimde duramam” diyerek başlıyor. Gerçekten de sohbet süresince kah kalkıyor kah geziyor… Öyküsü Eylül 1974’te başlıyor. Özel anlatıyor: “Manisa’da iki hocanın çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Annemle babam Manisa’da bir köy mektebinde tanışıp evlenmişler. Ailenin bir tarafı muhacir, değişik tarafı Manisa’nın yerlisi… 104 yaşında can veren dedem Abdullah Aga bahçıvandı. Değişik dedem Agah Menemenlioğlu, Cumhuriyet’in Manisa’daki ilk defterdarlarındandı. Benden dört yaş ufak bir de kardeşim var; Barış. Çocukluğum en çok hoca odasında geçti... Annem haylazlıklarımdan çekinip konutta vazgeçmez beni hocalar odasına götürürdü. Ufaklıktan beri spora çok meraklıyım. Geceleri yatmadan hep maratonların son 400 metresini sayıklardım! Annemden fırça yediğimiz günden sonra konutta maraton koşmadım ama orta mektep ve lisede atletizm ekiplerine girdim. Hentbol oynadım. Hentbola üniversitede de devam ettim. Ekip kaptanıydım. Orta reyin kurucu olarak iyi hentbol oynardım…”

Yatılı okudum, kavgadan yılmamYIL 1975

400 ERKEK, 2 TUVALET...

Konutta afacandı ama mektepte dersleri iyiydi. İlkokul sonunda, bugün hali hazırda minnetle andığı hocayı Gülseren Hasyamanlar eğitiminin devamı için, ‘Yeter ki Özgür’ü zapt edelim! Bunalıp imtihandan çıkmazsa kesin kazanır’ diyerek Anadolu Lisesi’ne başvurmayı önerdi. İyi haber; çıkmayıp imtihanı kazandı ve Bornova Anadolu Lisesi’ne BAL girdi. Makûs haberse mektep İzmir’de ve yatılı olduğundan 11 yaşında konuttan dağılması gerekecekti… Özel, “Ömrüm süresince bir buçuk saat sürekli ilk kere orada oturmuşumdur!” diye gülerek devam ediyor: “11 yaşımda konuttan çıktım; çıkış o çıkış… Yatılı mektebe başladığım yarıyıl yatakhane onarımda olduğundan altı ay bir konferans salonunda yattık; 200 ranzada 400 erkek ama sadece iki tuvalet var! Elimde diş fırçası ve diş macunuyla 30 metrelik kuyrukta beklerdim. Minik olduğumdan biri bacak arasından geçirir, öbürü öne ittirir, tıraş olan 17-18 yaşındaki abilere erişirdim. BAL verdiği eğitimden çok orada yaşadıklarınızla sizi yaşama çok iyi hazırlar. Ben ‘Hallederiz’ sözünü orada bildim. Başına ne kazançsa gelsin; hallederiz! Yatılı mekteplerde çok tartışma olduğundan çok dayak yedim; hocadan, büyük sınıflardan… Bir gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’de bir tartışma sırasında bana ‘Hiç korkmuyor musun? Adamlar 300 birey!’ dediler. Onlara ‘Bak kardeşim, ben yatılı mektepte geliştim. Orada kavga etmeyi değil, dayaktan yılmamayı bildim! Dayaktan yılmamak başka bir meziyet!’ demiştim.”

Yatılı okudum, kavgadan yılmam
YIL 1980: İlkokul birinci sınıf...

BAKANLAR HEYETİ’NU EZBERE ÖĞRENİRDİM

Onu bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ye hazırlayan başka vakalar da olmuş… Özel, devam ediyor: “Yatılı mektepte ilk gece herkes ağlar. İlk susan lider olur, ağlayanlara gidip ‘Ne ağlıyon len’ der. Ben de ilk birkaç gece ağladıktan sonra ilk susanlardan oldum… Mektep süresince lafı dinlenenlerden biriydim. Politikaya zati ufaklıktan beri merakım vardı. Çocukken Bakanlar Heyeti’nu ezbere öğrenirdim! Mesela Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Vehbi Dinçerler, Oltan Sungurlu, Safa Giray gibi adlar hep usumda… Agah Dedem fanatik bir CHP’liydi. Babam da siyasi, solcu bir hocaydı. 1980 yarıyılında gözümüz ‘Babamı alırlar mı?’ diye kapıdaydı. Ben de kendimi öğrendim öğreneli solcuydum fakat lisede bir şokla karşılaştım; bazı dostlarımız solun başka fraksiyonlarındandı ve CHP’yi tenkit etiyorlardı! O yarıyıl tertip edilen Dikili Şenliği’ne giderdik. Çadırlarda 15-20 birey kalır hem Zülfü Livaneli, Grup Yorum dinler hem tartışırdık. Burada CHP’ye yapılan tenkitler içimi burktu; partiyi çok hoşlanıyorum, laf söyletmek istemiyorum! CHP’yi korunmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi ve CHP tarihiyle tanışmam Hıfzı Veldet Velidedeoğu’nun ‘Türkiye’de Üç Devir’ kitabıyla oldu. Atatürk, İnönü ve Demokrat Parti yarıyılını gün gün anlatan kitabı okurken çok etkilendim. Ömrüm lise ve üniversitede de CHP’yi korunmakla geçti! Bugün AK Partililer’den CHP’ye haksız tenkitler geldiğinde içimden ‘30 yıldır bu kavgalara hazırlanıyorum. Bende bunun yanıtı zati var!’ diyorum.” 

Yatılı okudum, kavgadan yılmamYIL 1982: “Kardeşim Barış ile...”

ECZACILIKTA ŞİFA DAĞITMAYI BEĞENDİM

Peki usunda ileride ne olmak vardı? “Hakikatinde matematik, mühendislik…” diye yanıtlıyor Özgür Özel: “Ama seçim yaparken babam ‘Yaz bir eczacılık’ dedi ve kendimi Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde buldum!” Mektebe evvel istemeyerek girmiş. Sonra düşüncesi değişmiş. Özel anlatıyor: “Serde solculuk var! Eczacılığın muhteşem bir çaba alanı olduğunu gördüm; küresel anapara ve zincir marketlere katlanıyor, kooperatifler kuruyorlar... Gördüm ki bu asırda eczacılık bir anlamda ilaç mühendisliği. Şifa dağıtıyor olmak, laboratuvarda daha önceki tekniklerle her ilacı birebir yapmak beni çok etkiledi. Eşimle de burada tanıştık. 1999’da eczanemi açtım. 33 yaşımda Türk Eczacılar Birliği’nin en genç genel sekreteriydim. Eczacıların hakları için yaptığım çalışmalarla alakalı Türkiye’nin her yerinde hangi partiden olursa olsun eczacılar hakkımı teslim eder…”

Yatılı okudum, kavgadan yılmamYIL 1999: “Eczanemi açtığım ilk gün...”

BAŞKAN ADAYI KALP KRİZİ GEÇİRİNCE...

Özgür Özel’in eczacılıktan politikaya geçişi de tıpkı mektep tercihi gibi azıcık tesadüfi olmuş. Şöyle anlatıyor: “2009’da Manisa’da üç belediye başkan adayı vardı. Uzun münazaralardan sonra aday listelerinin teslimine bir hafta kala adayı seçtiler. Adayımız birkaç gün sonra kalp krizi geçirdi! Zaman çok dardı, bana öneri geldi. 35 yaşımda Manisa Belediye Başkan adayı oldum. Kaybedilecek bir tercihti ama ben politikayı kazandım. İki sene sonra milletvekili oldum.” Peki ya o tercihte aday kalp krizi geçirmeseydi? Özel şöyle cevaplıyor: “Yaşamdaki kırılmalar… Belediye başkan adayı olmasaydım da politikanın içinde olurdum ama milletvekili olmam daha güç olurdu. Manisa’nın her caddesinden suratlarca defa bisikletle geçmişimdir. Uzaktayken Sipil Dağı kardeşim Barış gibi burnumda tüter... İyi bir belediye başkanı olurdum.”

HEY GİDİ Türkiye Büyük Millet Meclisi YILLARI!

Bugün en etkin milletvekillerinden olan Özgür Özel, acaba 10 sene evvel, çocukluk hayalini hakikatleştirip Türkiye Büyük Millet Meclisi’ye ilk girdiğinde neler sezmişti? Cevabı: “Bütün de hayal ettiğim gibiydi; herkes ismine karar vermek, röportajlar... Genel Heyet’dan büyülenmiştim. Türkiye’nin seçtiği 550 bireyden birisisin! Geçmişte Atatürk’nam, İsmet Paşa’nın, Bülent Ecevit’in, Süleyman Demirel’in, Turgut Özal’ın oturduğu sıralardasın! Sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin işlevini çok yitirmiş olduğunu gördükçe hayal kırıklığına uğradım. Bu hayal kırıklığı her geçen gün çoğalıyor. En doğruyu da söylesen her şey sırf muhalefet önerdiği için yalanlanıyor. Bakanların meclisten çıkmamasını, kürsüyü emaneten kullanmalarını, hesap vermemelerini, laflı suale yanıt vermemelerini sindiremiyorum.” 

Yatılı okudum, kavgadan yılmamYIL 2005: “Eşim Didem ve kızım İpek’le...”
“Yatılı mektep insana onlarca kardeş verir. Hakkını yedirtmemeyi de öğretir. Dostun için canını verirsin ama çok arkadaşın olmayan kimseye de hakkını yedirmezdin. Bir dondurmayı dört birey yalayarak geliştik biz! Hali Hazırda hep birlikte tatile gideriz…”  

‘ANNEANNEYLE BİR ANI…’

“Anneannem Selanik doğumlu, çok bilge bir bayandı. Ondan bildiğim pek çok söz Türkiye Büyük Millet Meclisi’deki tartışmalar sırasında işime yarıyor. Mesela, çocukken Barış’la çeper atıp karışla araba yarıştırırdık. Benim elim büyük olduğundan Barış büyük çeper atsa da ben onu geçiyordum. Bir gün anneannem geldi; ‘Haydi yarışalım!’ dedi. Onun elleri benimkinden büyük olduğundan başkaldırı ettim. O zaman bana ‘Oğlum, ayarını bozduğun kantar gün kazanç seni de tartar’ dedi…” 

Yatılı okudum, kavgadan yılmamYIL 1985

ANNEANNEM DEDİ Kİ: SIKI BAĞLA KUNDURALARINI

“8 Eylül, 11 yaşındaki Özgür Özel yatılı mektebe gitmek için konuttan çıkıyor. Resimde pabuçlarımı bağlarken anneannem ‘Sıkı bağla kunduralarını!’ dedi. Konuttan bir çıktım, çıkış o çıkış…”

Yatılı okudum, kavgadan yılmamYIL 1994: "Eşim Didem’le beraber eczacılık fakültesinde ilk tabletimizi basıyoruz."

‘AŞI KARŞITLIĞI EN BÜYÜK YANLIŞ’

O zaman istemeyerek kaydettiği Eczacılık Fakültesi mezuniyeti en çok bugünlerde işine yarıyormuş! Özel anlatıyor: “Biz okurken öğretmenlerimizden biri ‘Gençler, yeni bir aşı geliştirdiler. Almanlar üzerinde çalışıyor. Bizim yaptığımız ölü virüs aşıları terk edilecek, geleceğin aşısı ‘mRNA’ olacak!’ tasayı. Daha tamamıyla böyle olmadı ama oraya gidiyor. Bugün aşı karşıtlığına karşı çabam devam ediyor. Çin mülkü algısı üzerinden aşı kıymetsizleştirmesi doğru değil. Aşı karşıtlığı yapabileceğimiz en büyük yanlış.”