Yoğun bakım verilerindeki detay... Aşının türüne değil dozuna ve tarihine dikkat!

Yoğun bakım verilerindeki detay... Aşının türüne değil dozuna ve tarihine dikkat!

Yoğun Bakım Derneği'nin açıkladığı, hastanelerde Covid-19 tedavisi görenler içindeki yüzde 39,4'lük 'çift doz Sinovac'lı verisi tartışmalara neden oldu. Kafa karışıklığına neden olan istatistikleri yorumlayan

Türk Yoğun Bakım Derneği, geçtiğimiz hafta, Türkiye genelindeki 60 merkezde yatan 952 yoğun bakım hastasının verilerini inceleyen çalışmanın detaylarını kamuoyuna açıkladı.

Rapora göre; çalışmaya dahil edilen hastaların yüzde 51,4'ünü aşısızlar, yüzde 39,4'ünü ise çift doz Sinovac ile aşılanıp zamanı geldiği halde üçüncü dozunu yaptırmamış olanlar oluşturdu. Üç doz Sinovac ile aşılananların oranı yüzde 1.9, iki doz Sinovac ve bir doz BioNTech ile aşılananlar yüzde 1.1, tek doz Sinovac yüzde 3.4, tek doz BioNTech ise yüzde 2.3 olarak ölçüldü.

SİNOVAC NEDEN YÜKSEK?

Çift dozlu Sinovac'lı hastaların çok olması ile kamuoyunda Çin menşeli aşının etkinliği ile ilgili tartışmalar alevlendi.

Yoğun bakım verilerindeki detay... Aşının türüne değil dozuna ve tarihine dikkat

'İLK OLARAK BİONTECH UYGULANSAYDI BU DEFA ONUN ORANI YÜKSELİRDİ'

Söz konusu soru işaretlerini yorumlayan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Şener'e göre Sinovac olanların yoğun bakımdaki yüksek oranının temel nedeni aşının uygulanma tarihleri ve yapılmayan 3. doz aşılar.

"İki doz Sinovac aşısı olanların yoğun bakıma yatışının fazla olmasını, gerekli olan üçüncü dozu yaptırmamış olmalarına bağlıyorum" diyen Şener'e göre ilk aşılanan kesimin riskli grupta yer alması da açıklanan verilerde etkili bir faktör oldu.

'BÜYÜK KISMI 65 YAŞ ÜZERİ'

Şener şu tespitlerde bulundu:

- Türkiye’de çift doz Sinovac ile aşılananların büyük bir kısmı sağlık çalışanı değil ise 65 yaş üzerindeki kişiler. Dolayısıyla iki doz olduktan sonra antikorun çözülmesi, dağılması ve kaybolması bu yaş grubunda daha hızlı oldu. Aynı zamanda genç yaş gruba göre daha düşük antikor titreleri de olabileceğini söyleyebiliriz.

- Eğer ülkemizde ilk olarak uygulanmaya başlayan BioNTech aşısı olsaydı, üstünden uzun süre geçmiş olduğu için iki doz BioNTech’li hasta sayısında da artış görülürdü.

- Taze yapılan aşılarda antikor yanıtı da yüksek olduğu ve daha düşmeye başlamamış olduğu için göreceli daha iyi görünüyor. Ancak bilinen başka bir şeyde var ki; mRNA aşıları daha kuvvetli immün yanıt oluşturuyor.

DELTA VARYANTI DETAYI

- Bir diğer önemli konu da şu anda delta varyantının baskın olması. Bu özel duruma karşı ise RNA aşıları daha belirgin koruma sağlıyor. Varyantlar düşünüldüğünde RNA aşılarının daha fazla immün yanıtı tetiklemesi, dolaylı olarak antikor yanıtının daha yüksek olmasına sebep olabilir.

YOĞUN BAKIMIN EN BÜYÜK ÜÇ SEBEBİ

- Sahadaki deneyimlerime de bakılınca yoğun bakıma yatışlardaki en önemli üç etkeni "Aşısız olmak, eksik aşılama ve hatırlatma dozu zamanı gelmiş ama olmamak" diye sıralayabiliriz.

Yoğun bakım verilerindeki detay... Aşının türüne değil dozuna ve tarihine dikkat

"KİME AŞILI DİYECEĞİZ?"

Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. İsmail Cinel de dozların tamamlanması uyarısında bulundu.

- Yoğun bakımlar ya hiç aşı olmamışlar ya da iki doz Sinovac aşısı olan hastalar ile dolu. Böyle olunca da ‘kime aşılı diyeceğiz?’ kavramı ortaya çıkıyor." diyen Cinel şu tespitlerde bulundu:

"AŞININ KORUMA SÜRESİNİN GEÇMEMİŞ OLMASI GEREKİYOR"

- Bir kişiye aşılı diyebilmemiz için iki doz aşısını olup üstünden 15 gün geçmiş olması gerekir. En önemli detaylardan biri de iki doz aşıdan sonra aşının koruma süresinin geçmemiş olması. Koruma süresi Sinovac için 3-6 ay arası deniliyordu. Ancak gözlemlerimize göre baskın olan delta varyantına karşı 2 ayın üzerinde koruma çok ciddi oranda azalıyor. Eğer koruma süresi geçti ise yine biz bu kişiye aşılı diyemeyiz. Hastalık geçirip üçüncü ayında bir doz aşı olmuş kişiyi de tam aşılı sayabiliriz.

'RAKAMLAR MASKE VE MESAFEYİ DE ÖNEMLİ TUTUYOR'

- ‘Biz ne istemiyoruz?’ sorusuna odaklanmak gerek. Entübe olmak istemiyoruz, yoğun bakıma düşmek istemiyoruz. Bunun sadece maske ve mesafe ile sağlanabilmesi de ne yazık ki çok zor. Aşılar koruyor ve en azından hastalığı hafif geçirmemizi sağlıyor. Bu sonuçlar açık ve net olarak gözümüzün önünde..

'YILIN İLK ÜÇ AYINDA AŞI OLANLAR DİKKAT'

- 11 Ağustos’ta yapılan araştırmanın ardından bu çalışmayı tekrar edersek, aşısının süresi geçenlerin yüzde 50’nin üzerine çıktığını görürüz. Gidişat bu yönde. Çünkü Türkiye’de ocak, şubat, mart dönemlerinde ilk uygulanan aşıların artık süresi geçti. Bu grupta yer alanlar da yaşlılar ve yandaş hastalıkları olanlar.

'TREND AŞISIZLARDAN AŞILI AMA SÜRESİ GEÇENLERE DOĞRU KAYIYOR'

- Yoğun bakımlarda yoğunluğu iki grup oluşturuyor. Biri hiç aşısız daha genç olanlar, diğeri iki aşılı 70 yaş ve üzeri. Trend hiç aşısızlardan, eski ve süresi geçmiş aşılılara doğru kayıyor. Bundan sonra daha da dikkat etmemiz gereken bir dönemdeyiz. Çünkü süre her geçen gün daha da çok geçiyor.
Önümüzdeki dönem varyantların etkisi daha da fazla görülebilir. 

- Yaş ortalaması Ağustos başı Temmuz sonu gibi daha gençti. Ancak her geçen gün aşıların koruyuculuğu bittikçe yaşlılar daha da artış gösteriyor. Yine de hangi aşı olursa olsun yaptırmalıyız. Çünkü bunun başka bir yolu yok. Bu işin siyasi bir tarafı yok ve ülke bazında seferberlikle aşılabilir.

"ISRARLA 'AŞILIYDI AMA ÖLDÜ' DEMEK TIBBI GERÇEKLERİ SAPTIRMAKTIR"

- Ekonomik ve sosyal pek çok boyutu var. Alınan önlemlere uymanın yanında kalabalıklara karışıyor, hastanede çalışıyor, öğretmenlik yapıyor, toplu taşıma kullanıyor, marketten alışveriş yapıyor, metropollerde yaşıyorsanız derhal aşı olmalısınız. Her geçen gün aşı karşıtlarının da yaşamını yitirdiğini görüyoruz. Israrla ‘aşılıydı ama öldü’ diyenleri görüyoruz. Bunlar tıbbi gerçekleri saptırıyorlar. Burada kime aşılı diyeceğimizi tartışmak da önem kazanıyor.